SON DAKİKA
Hava Durumu

#Alım Gücü

Bursailkhaber - Alım Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bölge Bayii Recep Batuhan Özkan’dan Çarpıcı Değerlendirme: “Pazar Son Üç Yılda Neredeyse Yarı Yarıya Küçüldü” Haber

Bölge Bayii Recep Batuhan Özkan’dan Çarpıcı Değerlendirme: “Pazar Son Üç Yılda Neredeyse Yarı Yarıya Küçüldü”

Tarım makineleri sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren Bölge Bayii Recep Batuhan Özkan, sektörün mevcut durumunu, resmi veriler ışığında yaşanan gelişmeleri ve sahadaki gözlemlerini kapsamlı şekilde değerlendirdi. Bayilik merkezinde gerçekleştirdiğimiz röportajda konuşan Özkan, yalnızca satış rakamlarını değil, Türkiye tarım ekonomisinin içinde bulunduğu tabloyu da ayrıntılı biçimde analiz etti. Tarımın Bel Kemiği Olan Traktör Pazarı Alarm Veriyor Tarımsal üretimin temel unsurlarından biri olan traktörler, çiftçinin en büyük yatırım kalemleri arasında yer alıyor. Ancak son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeler, üreticilerin yeni yatırım kararlarını ciddi şekilde yavaşlatmış durumda. Recep Batuhan Özkan’a göre bugün yaşanan tablo, yalnızca traktör sektörünü değil, Türkiye tarımının geleceğini de yakından ilgilendiriyor. Özkan değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Türkiye traktör pazarı tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Pazar hacmi küçülüyor, satış adetleri geriliyor ve en önemlisi çiftçimizin yatırım yapabilme gücü her geçen gün azalıyor. Son iki yılda yaşanan ekonomik gelişmeler hem üreticiyi hem de bayi teşkilatlarını ciddi şekilde etkiledi.” Son Üç Yılda Tarihi Daralma Sektör verileri incelendiğinde Türkiye traktör pazarında yaşanan küçülmenin boyutu dikkat çekiyor. Recep Batuhan Özkan’ın paylaştığı değerlendirmelere göre; 2024 yılında yaklaşık 60 bin adet traktör satışı gerçekleşti. 2025 yılında pazar yaklaşık 40 bin adet seviyesine geriledi. 2026 yılı sonuna yönelik sektör beklentisi ise satışların 30 bin adet seviyelerine kadar düşebileceği yönünde. Bu rakamlar değerlendirildiğinde yalnızca üç yıllık süreçte Türkiye traktör pazarının yaklaşık yüzde 50 oranında küçülme riskiyle karşı karşıya bulunduğu görülüyor. Uzmanlara göre bu durum yalnızca satış adetlerinin düşmesini değil, aynı zamanda tarım sektöründe yatırım iştahının da önemli ölçüde zayıfladığını ortaya koyuyor. Çiftçinin Alım Gücü Tarihin En Düşük Seviyelerinden Birinde Recep Batuhan Özkan’a göre sektörün temel problemi traktör üretimi değil, çiftçinin yatırım yapabilecek ekonomik güce sahip olmaması. Artan girdi maliyetleri, mazot fiyatları, gübre, tohum, ilaç ve işçilik giderleri nedeniyle üreticinin önceliği üretimi sürdürebilmek olurken, yeni makine yatırımları ikinci plana itilmiş durumda. Özkan bu tabloyu şu sözlerle özetliyor: “Çiftçimizin alım gücü eski yıllara göre ciddi şekilde düştü. İnsanlar yeni traktör almak yerine mevcut makinesini kullanmaya devam ediyor. Yatırımlar erteleniyor. Bu durum doğal olarak hem sıfır traktör hem de ikinci el piyasasını doğrudan etkiliyor.” İkinci El Pazarı da Yavaşladı Geçmiş yıllarda ekonomik dalgalanmalar sırasında ikinci el traktör piyasasının hareketlendiğini hatırlatan sektör temsilcileri, bugün ise ikinci elde de beklenen canlılığın oluşmadığını ifade ediyor. Recep Batuhan Özkan, ikinci el piyasasının da ciddi anlamda yavaşladığını belirterek şunları söyledi: “Eskiden sıfır satışları düştüğünde ikinci el pazarı hareketlenirdi. Bugün ise ikinci elde de aynı canlılığı göremiyoruz. Bunun en temel nedeni çiftçinin finansman imkanlarının daralması ve yatırım kararlarını ertelemesi.” Bayiler ve Üreticiler de Ciddi Baskı Altında Pazardaki daralma yalnızca çiftçiyi değil, üretici firmaları ve bayi ağını da doğrudan etkiliyor. Özkan’a göre satışların azalmasına rağmen işletme giderleri artmaya devam ediyor. Bayiler; artan stok maliyetleri, finansman giderleri, kredi faizleri, personel maliyetleri, işletme giderleri nedeniyle önemli bir mali yük taşıyor. Konuyla ilgili değerlendirmesinde Özkan şöyle konuştu: “Talep azalıyor ancak maliyetler sürekli yükseliyor. Bayilerin stok finansmanı her geçen gün daha pahalı hale geliyor. Aynı durum üretici firmalar için de geçerli. Sektörün tüm paydaşları mevcut ekonomik koşullardan etkileniyor.” TÜİK Verileri Sahadaki Gerçeklerle Örtüşüyor Recep Batuhan Özkan, sektördeki gelişmeleri yalnızca saha gözlemleriyle değil, resmi istatistiklerle de yakından takip ettiklerini söyledi. Özkan, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan traktör satış verilerinin piyasanın gerçek durumunu doğruladığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Elimize düzenli olarak traktör satışlarına ilişkin TÜİK verileri ulaşıyor. Bayi olarak bunları sürekli analiz ediyoruz. Resmi rakamlarla sahada yaşadıklarımız büyük ölçüde örtüşüyor.” Sektör temsilcileri, resmi verilerin yalnızca satış sayılarını değil, aynı zamanda çiftçinin yatırım eğilimlerini de net biçimde ortaya koyduğunu ifade ediyor. 2026 Model Traktör Satışlarında Dikkat Çeken Detay Mayıs ayı satış rakamlarını değerlendiren Recep Batuhan Özkan, sektörde stokların hâlâ önemli ölçüde devam ettiğini söyledi. Özkan şu bilgileri paylaştı: “Mayıs ayında satılan 1.983 traktörün yalnızca yaklaşık 700 adedi 2026 model traktörlerden oluşuyor. Bu da bayilerin hâlen önceki dönem stoklarını eritmeye çalıştığını gösteriyor.” Uzmanlara göre bu durum üretimin devam etmesine rağmen talebin beklenen seviyeye ulaşmadığını ve stok devir hızının önemli ölçüde yavaşladığını ortaya koyuyor. Stoklu Ürünler Çiftçiler İçin Avantaj Oluşturabiliyor Pazardaki durgunluğun yatırım yapmak isteyen üreticiler açısından bazı fırsatlar oluşturduğunu belirten Recep Batuhan Özkan, özellikle stokta bulunan traktörlerde avantajlı fiyatların görülebildiğini ifade etti. Özkan şöyle konuştu: “Bugün gerçekten traktör ihtiyacı olan üreticilerimiz için önemli fırsatlar bulunuyor. Bayiler ellerindeki stokları eritmek istediği için zaman zaman oldukça avantajlı fiyatlar oluşabiliyor. Piyasayı yakından takip eden çiftçiler bu süreçten kazançlı çıkabilir.” Türkiye Pazarının Yüzde 80’ini Küçük ve Orta Güçteki Traktörler Oluşturuyor Türkiye’nin tarımsal üretim yapısı traktör tercihlerine de doğrudan yansıyor. Recep Batuhan Özkan’ın aktardığı bilgilere göre Türkiye traktör pazarının yaklaşık yüzde 80’ini 75 HP ve altındaki modeller oluşturuyor. Bu tablo; aile işletmelerinin ağırlığını, küçük ve orta ölçekli üreticilerin pazardaki belirleyici rolünü, yüksek beygir gücüne sahip traktörlerin ise daha sınırlı kullanıcı kitlesine hitap ettiğini gösteriyor. Finansmana Erişim Sektörün Geleceğini Belirleyecek Recep Batuhan Özkan, sektörün yeniden büyüme sürecine girebilmesi için en önemli unsurun uygun finansman olduğunu vurguluyor. Çiftçinin uzun vadeli ve düşük maliyetli kredi imkanlarına ulaşabilmesinin sektör açısından kritik önem taşıdığını belirten Özkan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçinin yatırım yapabilecek ekonomik koşullara kavuşması gerekiyor. Uygun kredi imkanları, yatırım teşvikleri ve üreticiyi destekleyen politikalar hem traktör sektörünü hem de tarım ekonomisini yeniden hareketlendirebilir.” Markaların İlk Beş Aylık Performansı Yakından İzleniyor Recep Batuhan Özkan, sektörün önümüzdeki dönemde en çok takip edeceği başlıklardan birinin markaların ilk beş aylık satış performansları olacağını söyledi. Resmi verilerin açıklanmasının ardından marka bazlı pazar paylarının ve satış dağılımlarının sektör açısından önemli göstergeler sunacağını ifade eden Özkan, bu verilerin yatırım planlamaları açısından da belirleyici olacağını dile getirdi. Tarım Ekonomisindeki Daralma Makine Yatırımlarına Yansıyor Ekonomistler, traktör satışlarında yaşanan gerilemenin yalnızca makine sektörüne ilişkin bir veri olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çünkü traktör yatırımları; tarımsal üretim beklentilerini, çiftçinin finansal gücünü, krediye erişim imkanlarını, kırsal ekonomideki güven ortamını, üretim planlamasını aynı anda yansıtan en önemli göstergeler arasında yer alıyor. Bu nedenle traktör satışlarındaki daralma, Türkiye tarım ekonomisinin genel görünümünü değerlendirmede kritik öneme sahip göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Önümüzdeki Aylar Belirleyici Olacak Sektör temsilcileri, yılın ikinci yarısında açıklanacak resmi satış verilerinin traktör pazarının geleceği açısından belirleyici olacağını ifade ediyor. Faiz politikaları, finansmana erişim koşulları, tarımsal destekler ve hasat döneminin ardından oluşacak yatırım eğilimleri, traktör pazarının yeniden toparlanıp toparlanamayacağını gösterecek en önemli faktörler arasında yer alıyor. Recep Batuhan Özkan ise değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Biz umudumuzu koruyoruz. Tarım bu ülkenin vazgeçilmez sektörüdür. Çiftçimiz üretmeye devam ettiği sürece traktör sektörü de yeniden büyüme potansiyeline sahiptir. Ancak bunun için üreticinin desteklenmesi ve yatırım yapabilecek ekonomik koşulların oluşturulması büyük önem taşıyor.”

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

Gelecek Partisi Orhangazi İlçe Başkanı Yılmaz İmenç'ten Esnaf Ziyaretleri: "Türkiye'nin Üreten ve Adil Paylaşan Bir Ekonomiye İhtiyacı Var" Haber

Gelecek Partisi Orhangazi İlçe Başkanı Yılmaz İmenç'ten Esnaf Ziyaretleri: "Türkiye'nin Üreten ve Adil Paylaşan Bir Ekonomiye İhtiyacı Var"

Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyaretlerde ekonomik gelişmeler, artan yaşam maliyetleri, yüksek enflasyon, alım gücündeki düşüş ve küçük esnafın karşı karşıya kaldığı finansman sorunları gündemin en önemli başlıkları arasında yer aldı. Esnaf, özellikle son dönemde yükselen kira, enerji, hammadde ve personel giderlerinin ticari faaliyetleri olumsuz etkilediğini dile getirirken, vatandaşlar da hayat pahalılığı nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarını ifade etti. Esnafın Sorunlarını Yerinde Dinledi Ziyaretler sırasında iş yeri sahipleriyle birebir görüşmeler gerçekleştiren Yılmaz İmenç, sahadan gelen her görüş ve önerinin kendileri açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Sorunların masa başında değil, vatandaşın ve esnafın yanında dinlenerek çözülebileceğini ifade eden İmenç, Gelecek Partisi'nin yerel ekonomiyi güçlendirmeye yönelik politikalarını anlattı. Parti olarak üretimi önceleyen, istihdamı artıran ve küçük işletmeleri destekleyen ekonomik bir anlayışı benimsediklerini söyleyen İmenç, özellikle KOBİ'lerin sürdürülebilir büyüme sağlayabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı. "Üretim ve İstihdam Desteklenmeli" Gelecek Partisi'nin ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İmenç, üretimin artırılması, girişimciliğin desteklenmesi ve gençlerin iş gücüne daha fazla katılmasını sağlayacak projeler üzerinde çalıştıklarını ifade etti. KOBİ'lerin Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturduğunu belirten İmenç, küçük ve orta ölçekli işletmelere sağlanacak desteklerin yalnızca işletmeleri değil, aynı zamanda bölgesel kalkınmayı ve yerel ekonomiyi de güçlendireceğini söyledi. Özellikle uygun faizli finansman imkanlarının artırılması, üretim maliyetlerinin azaltılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve istihdamı teşvik edecek uygulamaların hayata geçirilmesinin ekonomik canlanma açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. "Vatandaşımız da Esnafımız da Geçim Mücadelesi Veriyor" Ziyaretler sırasında vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntıları yakından gözlemlediklerini ifade eden Yılmaz İmenç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Vatandaşımız da esnafımız da geçim derdinde. Her gün sahadayız, sorunları yerinde dinliyor, çözüm önerilerimizi paylaşıyoruz. Artan maliyetler, düşen alım gücü ve ekonomik belirsizlik hem esnafımızı hem de vatandaşlarımızı zorluyor. Türkiye'nin yeniden üreten, kazanan ve adil paylaşan bir ekonomik düzene ihtiyacı var. Biz de bu anlayış doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Saha Çalışmaları Sürecek Gelecek Partisi Orhangazi İlçe Başkanlığı'nın vatandaşla birebir iletişimi esas alan saha çalışmalarını sürdüreceği belirtilirken, ilçe genelinde gerçekleştirilen esnaf ziyaretlerinin önümüzdeki günlerde farklı mahallelerde de devam edeceği öğrenildi. Parti yetkilileri, ziyaretler kapsamında yalnızca ekonomik sorunların değil; eğitim, istihdam, sosyal yaşam, gençlerin beklentileri ve yerel yönetim hizmetlerine ilişkin görüşlerin de değerlendirildiğini belirterek, sahadan elde edilen taleplerin parti politikalarının şekillenmesinde önemli bir kaynak oluşturduğunu ifade etti. Gelecek Partisi Orhangazi İlçe Başkanı Yılmaz İmenç'in gerçekleştirdiği esnaf ziyaretlerinin, vatandaşlarla doğrudan temas kurulması ve yerel sorunların yerinde tespit edilmesi açısından önem taşıdığı değerlendirilirken, saha çalışmalarının önümüzdeki süreçte de düzenli olarak devam edeceği bildirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.