SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anahtar Parti

Bursailkhaber - Anahtar Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anahtar Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti: Bursa kendi ulaşımında bile söz sahibi değil Haber

Anahtar Parti: Bursa kendi ulaşımında bile söz sahibi değil

Aslan, yaptığı açıklamada Bursa'nın Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayan şehirlerden biri olmasına rağmen kamu yatırımları ve ulaşım projelerinde hak ettiği değeri göremediğini belirtti. "Bursa, ürettiği değer, ödediği vergi ve nüfusuyla Türkiye'nin lokomotif şehirlerinden biridir. Ancak sıra hizmete ve yatırıma geldiğinde sürekli geri plana atılmaktadır. Daha üzücü olan ise Bursa'nın haklarını savunması gerekenlerin bu tablo karşısında sessiz kalmasıdır" dedi. "Kendi havalimanımızı kullanamaz hale geldik" Yenişehir Havalimanı'nın yıllardır atıl bırakıldığını ifade eden Aslan, bugün Bursa'nın İstanbul'daki bir havalimanına ulaşım konusunda bile söz sahibi olamadığını söyledi. "Yenişehir Havalimanı'ndan yeterli tarifeli uçuşların yapılamaması zaten başlı başına bir sorundur. Ancak bugün geldiğimiz noktada İstanbul'daki Sabiha Gökçen Havalimanı'na ulaşımı dahi kendi kurumlarımız eliyle sağlayamaz hale geldik. Bu durum Bursa adına düşündürücüdür" ifadelerini kullandı. "Vatandaş daha fazla ücret ödüyor" BBBUS hattının Havaist'e devredilmesiyle birlikte vatandaşın daha yüksek ücret ödemek zorunda kaldığını belirten Aslan, şunları söyledi: "1 Nisan 2026 itibarıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin işlettiği BBBUS hattı sona erdirilmiş ve işletme İstanbul merkezli Havaist'e devredilmiştir. Bu değişiklik sonrasında tek yön bilet ücretinin 565 liradan 650 liraya yükselmesi, vatandaşın cebine doğrudan yansıyan ilk sonuç olmuştur." "Bursa başka bir şehrin kararlarına bağımlı bırakıldı" Aslan, konunun yalnızca ücret artışı olmadığını vurgulayarak, Bursa'nın ulaşım yönetiminde söz hakkını kaybettiğini savundu. "Üç buçuk milyona yaklaşan nüfusu ve güçlü sanayisiyle bir metropol olan Bursa, havalimanı ulaşımında artık başka bir şehrin işletmecisinin kararlarına bağlı hale getirilmiştir. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Bursa kendi ulaşımında karar veren değil, başkalarının kararlarını uygulayan şehir konumuna düşürülmüştür." "Bu kararın gerekçesi kamuoyuna açıklanmalıdır" Hattın devrine ilişkin süreç hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini ifade eden Aslan, "Bu devir hangi gerekçeyle yapılmıştır? Bursa'nın çıkarları mı gözetilmiştir, yoksa başka ticari hesaplar mı ön planda tutulmuştur? Bursa kamuoyu bu soruların cevabını öğrenmeyi hak etmektedir" dedi. "Yenişehir Havalimanı yeniden ayağa kaldırılmalı" Anahtar Parti'nin çözüm önerilerini de paylaşan Aslan, havalimanı ulaşımının stratejik bir kamu hizmeti olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Havalimanı ve havalimanı ulaşımı Bursa'nın stratejik öneme sahip kamu hizmetleri arasındadır. Bu hizmetlerin kamu yararı esas alınarak, şehrin ihtiyaçları doğrultusunda yönetilmesi gerekir. Vatandaşa düşük maliyetli, konforlu ve sürdürülebilir ulaşım sağlanmalıdır. Aynı zamanda yıllardır potansiyelinin altında kalan Yenişehir Havalimanı da yeniden canlandırılarak Güney Marmara'nın önemli ulaşım ve lojistik merkezlerinden biri haline getirilmelidir." Açıklamasının sonunda Bursa'nın hak ettiği yatırımları alması gerektiğini vurgulayan Aslan, "Bursa mağdur edilecek değil, sahip çıkılacak bir şehirdir. Bursalı siyasetçinin görevi de bu şehrin sesini kısmak değil, daha güçlü duyurmaktır" ifadelerini kullandı. Kaynak: Ercan Çalışır

Anahtar Parti, İstanbul’da Kalkınma Lansmanı ile Gelecek Vizyonunu Paylaştı Haber

Anahtar Parti, İstanbul’da Kalkınma Lansmanı ile Gelecek Vizyonunu Paylaştı

Kalkınma Anlayışında Yeni Perspektif Toplantıda konuşan Sedat Yalçın, Anahtar Parti’nin kalkınma anlayışını “sadece ekonomik büyüme” ile sınırlı görmediklerini vurguladı. Yalçın, şöyle konuştu: “Bizim anlayışımızda kalkınma; üretimin güçlenmesi, sanayinin gelişmesi, teknolojik dönüşümün hızlanması, gençlerin geleceğe güvenle bakabilmesi, eğitim ve kültür politikalarının güçlenmesi ve şehirlerin kendi potansiyellerini ortaya çıkarabilmesi demektir.” Türkiye’nin sahip olduğu insan kaynağına, girişimcilik ruhuna, üretim gücüne ve stratejik avantajlarına inandıklarını belirten Yalçın, doğru planlama ve güçlü kurumlarla ülkenin çok daha büyük başarılara ulaşabileceğini ifade etti. Geleceğe Yönelik Stratejik Hedefler Lansmanda Anahtar Parti’nin gündeme getirdiği vizyon, kısa vadeli çözümlerden ziyade uzun vadeli, sürdürülebilir kalkınmayı hedefliyor. Parti yönetimi, kalkınmanın temel unsurlarını şu şekilde sıraladı: Üretim ve sanayinin güçlendirilmesi Teknolojik dönüşüm ve yenilikçi girişimlerin desteklenmesi Gençlerin eğitim ve istihdam imkanlarının artırılması Bölgesel kalkınma ve şehirlerin kendi potansiyelini ortaya çıkarabilmesi Adil gelir paylaşımı ve rekabet gücünün artırılması Yalçın, lansmanda şunları kaydetti: “Bugün ortaya koyduğumuz vizyon; günü kurtarmaya değil, geleceği inşa etmeye yönelik bir kalkınma anlayışının ifadesidir. Hedefimiz; üreten, geliştiren, katma değer oluşturan ve her alanda rekabet gücünü artıran bir Türkiye’dir.” Katılımcılara Teşekkür Etkinlikte iş dünyası, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin görüşleri alınırken, katılımcılara teşekkür edilmeyi de ihmal etmeyen Yalçın, şöyle konuştu: “Lansmanımıza katılarak bizleri onurlandıran tüm iş dünyası temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarına, akademisyenlere ve basın mensuplarına teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin potansiyeline inanıyor, milletimizin gücüne güveniyor ve kalkınmanın anahtarını hep birlikte inşa ediyoruz.” Anahtar Parti’nin İstanbul’da gerçekleştirdiği bu lansman, partinin kalkınma politikalarını geniş bir kesime anlatmak ve Türkiye’nin geleceğine yönelik somut vizyonunu paylaşmak açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bursa'da Yeniden Refah’tan Anahtar Parti’ye bir katılım daha! Haber

Bursa'da Yeniden Refah’tan Anahtar Parti’ye bir katılım daha!

Yeniden Refah'tay ayrılan il başkan yardımcısı Kemal Cömert, Anahtar Parti'ye katıldı. Cömert'e rozetini Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın takdı. Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı İsmail Gökhan Özkul, Cömert’in partiye katılımına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kemal Bey, siyasi olarak bizlerle yürümek istediğini, Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun siyaset anlayışını ve ülke idealini beğendiğini ifade etti. Bizler de kendisinin partimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Sedat Yalçın, İl Başkanımız Fikret Aslan ve kendisi ile birlikte bundan sonra aynı çatı altında yol yürüyeceğiz. Bu nedenle hem kendi adıma hem Kemal Bey adına hem de Bursa ve ülkemiz adına son derece mutluyum" ifadelerini kullandı. Anahtar Parti’ye katılan Avukat Kemal Cömert ise yaptığı açıklamada, Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun siyasi duruşunu uzun süredir takdirle takip ettiğini söyledi. Cömert, “Öteden beri vatan, millet, ülke ve ülkü sevdalısı olduğunu bildiğim Sayın Yavuz Ağıralioğlu ve kurmuş olduğu Anahtar Parti ekibinin programlarını, konuşmalarını ve çalışmalarını yakından izliyordum. Bursa İl Yönetimi’nde görev alan, geçmişte farklı partilerde birlikte siyaset yaptığımız ve sivil toplum kuruluşlarında çeşitli vesilelerle beraber çalıştığımız birçok arkadaşımızın şehir ve ülke meselelerine çözüm üretmek adına ortaya koyduğu fedakâr çalışmaları da sahada görüyordum” dedi. Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve ahlaki açıdan zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Cömert, “Milli ve manevi değerlerle Cumhuriyetimizin çağdaş değerlerini buluşturan, kapsayıcı bir siyasi anlayışa sahip olan Anahtar Parti’nin, bünyesinde her geçen gün çoğalan liyakatli ve donanımlı kadrolarıyla ülkemizin sorunlarına çözüm üreteceğine inandım. Bu düşüncelerle bugün gerçekleştirilen bayramlaşma programında ben de Anahtar Parti ailesine katılmış oldum” şeklinde konuştu.. Cömert ayrıca Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan’a, Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın’a, Bursa teşkilatına ve İl Başkan Yardımcısı İsmail Gökhan Özkul’a teşekkür etti. Katılımlar Devam Ediyor Öte yandan Anahtar Parti’ye son dönemde Yeniden Refah Partisi’nden katılımlar dikkat çekiyor. Daha önce Yeniden Refah Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı görevinden ayrılan Aydın Köksal ile il başkan yardımcılığı görevinden istifa eden Bilen Başarır gibi birçok isim Anahtar Parti’ye katılan isimler arasında yer almıştı. Anahtar Parti Bursa Teşkilatı, farklı siyasi geçmişlere sahip isimlerin katılımıyla saha çalışmalarını ve teşkilatlanma faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti.

Bursa 'da anket sonuçları: Anahtar Parti’den dikkat çeken yükselişi Haber

Bursa 'da anket sonuçları: Anahtar Parti’den dikkat çeken yükselişi

Anahtar arti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, saha hakimiyetinin meyvelerini yapılan bir anket verilerine göre topladı. Ankete göre sıralama şöyle oluştu: Davut Gürkan (AK Parti): %30 Fikret Aslan (Anahtar Parti): %25 Nihat Yeşiltaş (CHP): %20 Muhammet Tekin (MHP): %19 Mehmet Kaygusuz (Yeniden Refah Partisi): %4 Cihat Gazi (Zafer Partisi): %2 Listenin zirvesinde %30 ile AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan yer alırken, asıl dikkat çeken gelişme Anahtar Parti cephesinde yaşandı. Fikret Aslan’ın %25’lik oranla ikinci sıraya yerleşmesi, araştırmanın en çarpıcı sonucu olarak öne çıktı. Sahada Kurulan Temas, Sonuca Yansıdı Anahtar Parti İl Başkanı Fikret Aslan’ın yükselişinde, uzun süredir yürütülen yoğun saha çalışmaları belirleyici oldu. Mahalle mahalle, esnaf esnaf sürdürülen temasların yanı sıra, vatandaşla kurulan doğrudan ve samimi iletişim dili, anket sonuçlarına net şekilde yansımış görünüyor. Siyasi kulislerde de konuşulan bu yükseliş, “sahada olan kazanıyor” yorumlarını beraberinde getirdi. Özellikle klasik siyaset dilinin dışına çıkan, daha ulaşılabilir ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyen Aslan’ın, kısa sürede geniş bir seçmen kitlesine temas ettiği değerlendiriliyor. Dengeleri Değiştirebilir Yüzde 25’lik oran, Anahtar Parti’yi sadece ikinci sıraya taşımakla kalmıyor; aynı zamanda Bursa’daki siyasi rekabetin artık iki aktörlü bir yarışa dönüşebileceğinin de sinyalini veriyor. Bu tablo, önümüzdeki süreçte sahadaki çalışmaların ve seçmenle kurulan bağın daha da kritik hale geleceğini ortaya koyuyor. Sonuç olarak, ENA Araştırma’nın verileri Bursa’da siyasetin yeniden şekillendiğine işaret ederken, Fikret Aslan’ın performansı “sürpriz değil, sahadaki emeğin sonucu” yorumlarını beraberinde getiriyor.

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan'dan Memleket Hastanesi'nin özelleştirilmesine büyük tepki Haber

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan'dan Memleket Hastanesi'nin özelleştirilmesine büyük tepki

Aslan, sürecin işleyişine dikkat çekerek şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı: “İlk etapta hastane inşa edilecek arsalar satışa sunuldu, buna itiraz ettik. Şimdi ise üzerinde hastane olan taşınmazlar, hatta SİT alanı statüsündeki tarihi binalar satılıyor. Bir ay içerisinde arsadan binaya evrilen bu tehlikeli süreç, durumun planlı bir hamle olduğunu kanıtlıyor. Yarın başka neleri satacaklarını sormak hakkımız: Yoğun bakım ünitelerini mi? Yoksa ameliyathaneleri mi?” “MEMLEKET DE ELDEN GİDİYOR” Listede bulunan ve Bursalıların “Memleket Hastanesi” olarak tanıdığı, temeli 1946’da atılan ve halkın imece usulüyle çalışmasıyla 1952’de hizmete giren tarihi hastane binası hakkında konuşan Aslan, şunları kaydetti: “Memleket Hastanesi, Bursa’nın ortak vicdanı, emeği ve alın teridir. Bu şehirde büyüyen herkesin o hastanede bir anısı vardır. Bugün bu binayı satış listesine eklemek, Bursa’nın toplumsal hafızasına saygısızlıktır. AK Parti’li kardeşlerimiz dahi yıllardır restorasyonun tamamlanıp yeniden açılması için uğraşırken, bir bakanlığın bu binanın otel yapılmasına onay vermesi tam bir akıl tutulmasıdır. Memleket satılmaz, satılsa dahi alınmaz!” “DİŞ HASTANESİ’Nİ SATMAK, HALKIN AĞRISINI SATMAKTIR” Yıldırım’daki Diş Hastanesi’nin satışını da sert bir dille eleştiren Aslan, kamu hastanelerinde diş tedavisi bekleyen hasta sayısının hızla arttığını hatırlattı: “Keşke diş hastanesi fazlalığı olsa da satsak ve rahatlasak. Ancak gerçekler tam tersi. Vatandaşlar aylarca randevu bekliyor. Bu koşullarda mevcut bir diş hastanesini satmak, halkın sağlık hakkına doğrudan bir müdahaledir. Diş ağrısı çeken vatandaşımıza ‘hastanen satıldı, özel sektöre git’ mi diyeceğiz? Bu satış kararına tek bir cevabımız var: HAYIR.” “KANSER HASTASININ UMUDU TİCARİLEŞİYOR” Uludağ Yolu üzerinde, Bayraktepe eteklerinde konumlanan ve bir dönem Onkoloji Hastanesi’ne ek bina olarak hizmet veren yapının da satış listesinde olduğunu belirten Aslan, konuyu şöyle değerlendirdi: “Bu bina, Bursa manzarası nedeniyle yatırımcıların hedefinde olabilir ancak bizim için orası kanser hastalarının tedavi bulduğu, umutlandığı bir merkezdi. Kimse kusura bakmasın, bir şehrin en değerli manzarası hastaların yüzündeki tebessümdür. O binayı otel ya da AVM yapmak amacıyla satmak, insanlık suçudur. Onkoloji hastalarımızın emanetini koruyacağız.” “SAĞLIK OCAĞI SATILIR MI? BU NASIL BİR VİZYONSUZLUK?” Mustafakemalpaşa Tepecik Mahallesi’ndeki sağlık ocağının da satış listesine eklenmesine tepki gösteren Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir mahalledeki sağlık ocağını satıyorsanız, orada yaşayan insanlara ‘sizin sağlığınız bizim önceliğimiz değil’ demiş olursunuz. Çoluk çocuk, yaşlı genç herkesin uğradığı, en temel sağlık hizmetini aldığı bir yapıdan bahsediyoruz. Bunu satışa çıkarmak, vizyonsuzluğun zirvesidir. Ocağın közü sönmez, bu kararı biz söndüreceğiz.” “YENİSİNİ YAPMAYIP ÜSTÜNE SATIYORSUNUZ” Aslan, “Geçtiğimiz ay FSM Hastane alanı, yıkılan İhtisas Hastanesi alanı, Samanlı, Yenişehir gibi şehrin pek çok noktasındaki arsaları satışa çıkardılar. Bunlara da itiraz ettik ve etmeye devam edeceğiz. Sağlık olmadan hiçbir şey olmaz. Yenisini inşa etmeyip mevcut olanı satıyorsunuz! İnsanlarımızın haklarını sonuna kadar savunacağız” ifadelerini kullandı. “HAZİNE AÇIĞI MİLLETİN SAĞLIK YUVALARIYLA KAPANMAZ” Aslan, ekonomik gerekçelerin bu satışları meşrulaştırmayacağını belirterek şu çarpıcı sözleri söyledi: “Hazine açığı var diye milletin hastanelerini, sağlık ocaklarını, diş hastanelerini ve onkoloji ek binalarını satamazsınız. Bu ülkenin varlıkları bu millete aittir. Yanlış ekonomi politikalarının bedelini yine halka, yine Bursalıya ödetmeye kimsenin hakkı yoktur. Önce arsalar satıldı, şimdi ise hastaneler. Sıradaki ne? Bize danışırlar mı hiç? “ALTERNATİF MODELİMİZ HAZIR” Anahtar Parti olarak sadece itiraz etmekle kalmayıp çözüm önerileri de sunduklarını belirten Aslan, önerilerini şu şekilde sıraladı: - Kamu yararını gözeten işlev güvenceli sözleşmeler imzalanmalı, - Gelir paylaşımı modeli uygulanmalı ve elde edilen kazançlar Bursa’ya yatırım olarak geri dönmeli. - Süreç tamamen şeffaf ve katılımcı yürütülmeli; Bursa halkı, STK’lar, meslek odaları ve siyasi partiler karar mekanizmasına dahil edilmeli. “BURSA SAHİPSİZ DEĞİLDİR” Açıklamalarının sonunda Bursa halkını ve kentin tüm paydaşlarını itiraz etmeye çağıran Fikret Aslan, şu çağrıyı yaptı: “Bursa sahipsiz değildir. Gerekirse hep beraber ayağa kalkar, bu satışları durdururuz. Memleket Hastanesi’nin satılmasına, Diş Hastanesi’nin, Onkoloji ek binasının, sağlık ocağının ve hastane arsalarının elden çıkarılmasına izin vermeyeceğiz. Önce arsalar diyerek başladıkları bu süreci şimdi hastanelere taşıdılar. Bu korkutucu hızı durduracağız. Bu şehrin evlatları olarak hep birlikte ‘dur’ diyeceğiz.”

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması Haber

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen'den Basın Açıklaması

Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı açıklamalarla ilgili, “Sayın Barrack haddini bilecek! Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur.” diye konuştu. Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, parti genel merkezinde düzenlediği basın açıklamasına Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarında hayatını kaybedenleri anarak başladı. Yaralılara acil şifa dileyen Geçen, yaptığı değerlendirmelerde özetle şunları söyledi: “Geçen haftayı uzun süre acısını yüreğimizden çıkaramayacağımız bir sızıyla geçirdik. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Siverek'te eğitim kurumlarımızda yapılan saldırılarla sarsıldık. Bugüne kadar çeşitli okullarda öğretmenlerin öldürüldüğünü, öğrencilerin akran zorbalığına uğradığı haberlerini birçok kişi duymuştu ve siyasal iktidar bunları münferit olaylar gibi tanımlamıştı. 25 yıldır kesintisiz, tek başına bir siyasal iktidarla ülkemiz yönetiliyor. AK Parti hükümetinin milli eğitim politikalarını çeşitli vesilelerle, çeşitli siyasi kadrolar eleştirdi. Anahtar Parti olarak biz de eleştirdik. Daha çok eğitim-öğretimle alakalı sık sistem değişikliklerinin milli eğitime fayda sağlamadığıyla sınırlı olmayan birçok eleştiriye maalesef siyasal iktidar kayıtsız kaldı. Kahramanmaraş’ta 9 evladımız, gencecik, henüz çocuk yaşında, ilköğretim çağında vefat ettiler bu saldırıda. Ayla öğretmenimiz, bir öğretmen için öğrencilerinin ne anlama geldiğini rahmete yürürken en baskın ve en güçlü şekilde bize hissettirdi. Ayla öğretmenimize ve saldırılarda şehit olan evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Şu anda yaralı, durumları kritik olan evlatlarımız var. Geçmiş olsun, acil şifa diliyorum. OKUL SALDIRILARI BİR KATLİAMDIR! Bu katliamdır, bu münferit bir olay gibi de görülse; bunun bütün sebep ve sonuçlarıyla sakin bir şekilde, bu işi siyasete bulaştırmayalım yaftalamasının da dışında, hızlıca gecikmiş her ne var ise tedbir olarak alınması konusunda siyasal iktidarın muhalefet ile el birliğiyle bu sorunun üzerine gitme zamanının gelip geçtiğini de hatırlatmak isterim. Siyasal iktidar kendisine yöneltilen her türlü eleştiriyi maalesef düşmanca karşılıyor. Ve bu durumda açıkçası şunu söylemek gerekiyor: Siyasal iktidarın bu eleştirileri düşmanca görüp daha sonra da tümünü reddetme psikolojisi sadece bu hadisede değil, ülkenin icra ile ilgili her alanında maalesef tavrı bu oldu. Ve şöyle bir metodu benimsedi AK Parti iktidarı: Acıyı yönetmeyi, olumsuzluğu yönetmeyi çok daha önemsiyor. Halbuki sorun var olan acıyı yönetmek değil, o acıların ortaya çıkmasını engellemektir; siyasal iktidarların görevi oluşan acıları yönetmek olmamalı. Elbette bu acıyı hepimiz yüreğimizde hissediyoruz. Sadece iktidar hissetmiyor. Ve bu hususta olumsuzluğun ortaya çıkarılması, tedbirde hatası olanların, mesul olanların bu konuda hesap vermelerini teklif etmek, siyasete acıyı malzeme etmek anlamına gelmez. Oluşan bu tür durumlarda sürekli olarak ‘acı üzerinden siyaset mi yapmak istiyorsunuz’ yaftalaması aslında acıya en büyük saygısızlıktır. Şu çok iyi bilinmelidir ki bir siyaset kurumunun ana görevi, ister muhalefet ister iktidar olsun, bir olumsuzluk var ise bununla ilgili sorumluluk sahiplerinin hesap vermeleri ve bununla ilgili siyasi bir eksiklik var ise de iktidarın bu eksikliği kamuoyu önünde kabul etmesidir. Selametin yolu buradan geçer fakat bugüne kadar maalesef biz mevcut siyasi iktidardan bu tür bir tavır görmedik. BİR EKSİKLİK OLDUĞUNU SİZ SÖYLÜYORSUNUZ, O HALDE NEDEN ÖNLEM ALMADINIZ? Okullardaki bu noktaya evrilen süreçle ilgili şu anda bir haftada şöyle bir şey yaşıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, yaptığı açıklamalarla, ‘Şok eylem planına geçiyoruz. Acil eylem planına geçiyoruz’ diyor. Demek ki siz bu eylem planlarına şu an ihtiyaç duyduğunuza göre bir eksiklik vardı. Peki bu eksikliği bu kadar insanımız, bu kadar evladımız ölmeden önce neden düşünmediniz? Neden bir sene önce bu eylem planını yapmadınız? Neden iki sene önce yapmadınız? Neden beş sene önce yapmadınız? Neden on sene önce yapmadınız? Bir eksiklik olduğunu siz söylüyorsunuz. Eğer bir acil eylem planı şu anda var deniliyor ise demek ki bir eksikliğe yöneliktir. OKULLARDAKİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK AÇIĞININ SÜRATLE GİDERİLMESİ GEREKİYOR Anahtar Parti olarak biz okullardaki sorunu genel manada tarif ettik ve spesifik olarak da akran zorbalığıyla başlayan, öğretmenlerin öldürülmesine varan sürecin, güvenlik tedbirleri dahil psikolojik danışmanlık ve rehberlik öğretmenliği açıklarının süratle giderilmesinden bahsettik. Bugün itibarıyla 60 bine yakın bir açıktan bahsediliyor. 60 bin güvenlik görevlisi teklif etmenin yanı sıra bir takım muhalefet partilerimiz güvenlik ağırlıklı açıklamalar yaptı. 60 bin güvenlik görevlisi alınsın, okulların fiziki güvenliği sağlansın. Bunu anlamsız bulmamakla birlikte aslında öncelik sırasının, okullarda öğrencilerle öğretmenler, öğrencilerle veliler arasındaki sağlıklı diyaloğun sağlanması adına psikolojik danışmanlık ve rehberlik kadrolarının süratle doldurulmasının çok önemli olduğunu ve sorunun çözümü açısından oldukça ciddi mesafeler aldırılacağını açıkça belirtmek isterim. Bu yeter mi? Yetmez. Sosyal mecraların dünyada egemen olduğu, sadece bizim ülkemizde olan bir durum olmadığı belirtiliyor. Bunu fikir olarak kabul edebiliriz. Ancak bunun filtre edilmesi, kontrol altına alınması konusunda geciktiğimiz de apaçık ortadadır. RTÜK NEDEN VAR? Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yakında çok iyi bir muhalefet oluşacak’ temennisinde bulunmuştu geçen hafta. Anlıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımızın buna yüklediği anlam, kendi siyasal iktidarını en az eleştirecek veya hiç eleştirmeyecek bir yapının özlemi içerisinde, böyle bir muhalefet anlayışını arzu ediyor. Fakat bunun hiç kimseye hayrı olmaz, iktidara da hayrı olmaz. Bizim bir RTÜK’ümüz var. Radyo ve Televizyon Üst Kurulumuz. Anayasal bir kuruluşumuz. Ne için kuruldu? Kuruluş felsefesi nedir? Ülkemizde milletimizin, evlatlarımızın kültür değerlerine aykırı, inanç değerlerine aykırı, çocuklarımızın hür ve müstakil düşünmelerine aykırı birtakım odakların yayın yoluyla, basım yoluyla veya dijital medyanın kullanılarak tahribatının önlenmesi adına kontrol görevini gören bir müessesemiz. BAZI SİYASİLER MAFYATİK DİZİ OYUNCULARINI KAMUOYU ÖNÜNDE TEBRİK EDİYOR! Bugün dizilerimize baktığımız zaman neredeyse yarısına yakını mafyatik diziler. Hatta buradan şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Siyasilerimizin, tırnak içinde, bu mafyatik dizilerde oynayan kişileri kamuoyu önünde tebrik etme cüretkârlığına bile teşebbüs ettiklerine zaman zaman şahitlik ediyoruz. Bu yeraltı dünyasının güzel gösterilmesi, mafyanın 15-17 yaşındaki çocuklara sevdirilmesi ve teşvik edilmesi gibi algılanacak bu dizileri RTÜK bugüne kadar neden yayından kaldırmadı acaba? Şimdi biz bunu demeyecek miyiz? Burada RTÜK'ün mesuliyeti var. Burada sorumluluğu var. RTÜK'ün de hesap vermesi gerekir dediğimiz zaman biz bu son olaylarla ilgili acıyı istismar mı etmiş olacağız? Böyle bir şey düşünülebilir mi? Siz bu şekilde davranırsanız siyasal iktidar olarak iki tane kötü şey yaparsınız. Bir, mevcut anayasal kurumları ve onların görev anlayışlarını var olandan çıkarır, hükümetin kontrolünde tutarsınız. Bu, siz gittikten sonra da kalıcı bir tahribattır. Siyasal iktidarlar gidicidir. Gitmeyen hiçbir siyasal iktidar yoktur. Sadece bizde değil, dünyada yoktur. İkincisi, mücadele diye ortaya koyduğumuz şeyin içi boşaltılırsa ve boş hale gelirse, bundan sonra yapılacak her türlü ülkemizin dirliği, birliği ve bekası adına olan mücadelelerin çoğu kadük kalır. Yani maksada ermez. Çözüm önerilerimizi, ihtisas olarak ilgili politika başkanlıklarımızca geniş şekilde kamuoyuna duyurduk. Duyurulmaya da devam edecek. Bu hususta bütün çözüm önerilerinin şeffaf bir şekilde tartışıldığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir sürecin başlatıldığı; bunun sosyolojik, psikolojik, güvenlik ve aile boyutuyla topluca ve koordineli bir şekilde ele alınmasının bu sorunun çözümü adına mesafe aldıracağına yürekten inanıyoruz. Anahtar Parti olarak bu konudaki her türlü çalışmaya amasız fakatsız destek vereceğimizin bilinmesini arz etmek isterim. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEMOKRASİYLE YÖNETİLİR! Antalya’da düzenlenen forumda Amerika'nın Türkiye Büyükelçisi, aynı zamanda da Suriye Özel Danışmanı Tom Barrack’ın yaptığı, bir büyükelçi konseptini aşan; devamlı şekilde ülkemize, bölgemize idari koordinat belirlemeye çalışan, had sınırını aşan ve birliğimizi, dirliğimizi, yönetim şeklimizi sabote etmeye yönelik açıklamalarına geçen hafta şahitlik ettik. Sayın Büyükelçi, bölgenin yönetim şeklinin ne olması gerektiğini açıkladı. Sınırlarını, had sınırlarını ve edep sınırlarını aşarak. Demokrasinin bu bölgeye fazla olduğunu; aslında münasip bir yönetim şeklinin daha verimli ve daha faydalı olabileceğini, dolayısıyla bu konuda Arap Baharı’nın tam maksadına eremediğini; bir sınıfın, bir zümrenin yönetmesinin, vicdani yönetmesinin demokrasiden daha iyi geleceğini söyledi. Anladığımız bu! Şimdi buradan şunu hatırlatmak isterim: Amerika'nın tırnak içinde büyükelçisi olduğunu, fakat görevinin gereğinden çok had sınırlarını aşan şahsına şunu hatırlatmak isterim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir cumhuriyettir. Demokrasiyle yönetilir. TOM BARRACK’IN ÇIKIŞINA SERT TEPKİ Bu demokrasiye erişim sırasında bu topraklar, kendi gibi düşünenlerin istilasından kurtarılarak kurulmuş bir cumhuriyettir. Eğer bir emperyalizm tanımı yapılacak olsa Sayın Tom Barrack’ın yaptığı açıklama gibi yapardım ben. Eğer bir emperyalist devletin başka bir devletle ilgili tasarımı ne olur deseydim, tam da onun gibi yapardım. ‘Benim emellerime’ diyor Tom Barrack; yani ülkesinin emellerine en iyi hizmet etmenin yolunun bu bölgede monarşik yönetimler olduğunu belirtiyor. Buradan şunu anlıyoruz: Amerika Birleşik Devletleri ve benzeri emperyalist güçler, ulusların insani yönetilmelerinden çok, kendi hizmetlerine, kendi emellerine ne kadar çok yardım ederlerse o yönetim şekli onlar için iyidir, olumludur. Bir sınıfın, bir ailenin vicdanına terk edilmiş bir yönetim şeklinden bahsediyor. Bizim için Orta Çağ; ama işlerine geldiği zaman, başka ülkelere ‘niye demokrasiye geçmediniz, siz demokratik sistemle yönetilmiyorsunuz’ diyerek oralarda ihtilaller yaptılar, ülkemiz dahil. Demek ki istenilen şey şu: Benim emellerime hizmet şu anda bu coğrafyada monarşik yönetimlerden geçiyor. Sayın Barrack haddini bilecek; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çadır devleti değil, mazisinde imparatorluk olan bir devlettir. Ve ecdadımızı hayırla yad etmemize vesile oldu bu açıklaması. Ecdadımızın dünyada onlardan daha çok egemen olduğu dönemler oldu. Fakat hiçbir zaman emperyal duygularla bulundukları ülkeleri rahatsız etmediler, yönetimlerine müdahil olmadılar. Kurulalı iki yüz küsur sene olan kural tanımaz bir devletin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve mazisine ayar verme hakkı, haddi yoktur. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SAVAŞIN DIŞINDA KALMA TAVRINI ISRARLA SÜRDÜRMELİ Sonuç olarak şunu arz edeceğim. Hemen yanı başımızda bir savaş var. Bu savaşın ritmi, şekli, tarzı sıra dışı. Belki de son yılların hepimizin aklını zorladığı bir formda gelişiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu savaşın dışında kalmayı bugüne kadar başarılı bir şekilde yürüttü. NATO dahil, bundan böyle gelişecek her türlü hadisede bu tavrını ısrarla sürdürebilmelidir. Bu tavrını sürdürebilmesi adına biz, Anahtar Parti olarak, bütün imkânlarımızla siyasal iktidarın, devletin bu tarzı ve tavrının yanında olacağımızın da açıkça altını çizmek isterim. ORTA VADELİ PROGRAM ÇÖKTÜ, EKONOMİK BUHRAN VAR Bizler bugün Yeni Şafak gazetesinde manşet olan haberi; sadece biz de değil, muhalefet uzun süredir Türk ekonomisinin bir türbülansta olduğunu, daha ileri bir tanımla bir buhranda olduğunu, açlık sınırının emekliler için ve asgari ücretliler için sorun haline geldiğini belirtiyoruz. 39 bin lira açlık sınırı tanımlayacaksınız, insanlara 20 bin lira emekli aylığı vereceksiniz. Neredeyse kamu çalışanlarının yüzde 90'ına yakını geçim sınırının altında kaldı. 90 bin liraya çıktı geçinme endeksi. Yani siz yıllık orta vadeli programınızda enflasyonu yüzde 16 olarak öngörüyorsunuz. Üç ay içerisinde yüzde 8 enflasyon yaşamışsınız. Baştan çökmüş orta vadeli planınız; sonra yeniden yüzde 26’ya revize edeceksiniz, son çeyrekte de yüzde 38’e çıkaracaksınız. Her ne kadar Yeni Şafak'ın manşeti belki parti içi bir iç hesaplaşmaya dayalı da olsa, söylenen şey bizim daha önce söylediğimiz, uyardığımız şey olduğu için doğrudur. CHP’Lİ BELEDİYELERLE İLGİLİ OPERASYONLAR!.. CHP belediyelerine yönelik sürdürülen ‘operasyonlarla’ ilgili de yolsuzlukla mücadelede kamu refleksi usul ve esaslarla yönetilir. Yani bir kamu kuruluşunda, denetim sırasında veya ihbarla elde edilen bir duyum icra edilirken bunun usulü vardır, esası vardır. Usulle esası yer değiştirdiğiniz zaman sorun yaşayabilirsiniz. Eğer kamuoyu buna bir “operasyon” diyor ise, yaygın bir şekilde, doğru bir şey yapmıyor siyasal iktidar. Çünkü yapılan yolsuzlukla ilgili mücadeleye de zarar verir bu tarz. Bunun yolu bellidir. Eğer bir kurum, şunu açıkça belirtmek istiyorum, hiçbir kurum denetim dışı kalmamalıdır. Hiçbir kurumun imtiyazı olmamalıdır. Dolayısıyla bu süreç yürütülürken toplum vicdanının da taraf edilmesi, mücadeleden yana çok lazımdır; başarılı olması için. Eğer siz bir duyum aldığınız zaman bu duyumu direkt inzibati tedbirlerle sabaha karşı kişileri evinden alarak yapıyor iseniz, o şartları, onu yapmanızın şartları bellidir. Bir suçüstü var ise, bu suçlu ortamı ortadan kalkması için müdahaleniz gerekiyorsa bu doğru bir harekettir; ama bir belediye ile ilgili bir ihbarı değerlendirirken sabaha karşı insanları evlerinden alıp ve bunu da kişilerin özlük haklarını, yani kişilik haklarını yok saydıracak şekilde, zannı sonuçmuş gibi topluma sunacak şekilde yapamazsınız. Sayın İçişleri Bakanımızın geçenlerde bir açıklaması oldu. İçişleri Bakanlığı olarak aşağı yukarı iktidara ne kadar, muhalefete ne kadar soruşturma izni verdiysek buna yakın ölçüde iktidarın da soruşturma izni var demişti. Doğrudur. Ama bir fark var. Soruşturma izni verildikten sonra yürütülen tarzla ilgili, siyasal iktidarın hiçbir belediyesinin muhalefet belediyelerinin belediye başkanlarına yapılan tarzda bir gözaltı süreci, bir hukuki süreç işletilmediği konusunda kamuoyu epey kanaat sahibi oldu. Eğer burada kamuoyu kanaati ‘ya bu siyasi gibi duruyor’, ‘bu yolsuzlukla mücadele sanki muhalefeti olumsuzlama, onu küçük düşürme’, ‘ona siyasi avantaj kaybettirmek gibi duruyor’ dediği anda sizin mücadeleniz biter. Sonuç alamazsınız. Siyasal iktidara uyarımız: Yolsuzlukla mücadele çok ehemmiyetlidir. Bu mücadele bir ülke için olmazsa olmazdır. Buraya siyasallaşmış bir görüntü vermek hem yolsuzlukla mücadeleye hem de kamuoyunun birliğine, dirliğine halel getirir. Bilinsin ki bu, siyaset iklimini kirletir; o da yetmez, yapanlara uzun süre bir avantaj sağlamaz.” İletişim: Anahtar Parti Stratejik İletişim ve Medya Ofisi Telefon: 0505 161 87 73

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!” Haber

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!”

Anahtar Parti Genel Merkez Eğitim Politikaları Başkanlığı tarafından 81 ilde organize edilen basın açıklaması, Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleşti. Açıklamaya Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Kemal Karakaya, ilçe başkanları ve il-ilçe yöneticileri ile parti mensupları katıldı. “Her Çocuk Devlete Emanet” Toplumun derin bir endişe içinde olduğunu vurgulayan Aslan, velilerin çocuklarını okula gönderirken artık tedirginlik yaşadığını ifade etti. Okulların güvenli alanlar olması gerektiğinin altını çizen Aslan, “Okul kapısından giren her çocuk bizlere emanettir. Ancak bugün bu emaneti korumakta ciddi zafiyetler yaşandığı ortadadır” diye konuştu. “Sadece Kınamak Yetmez” Yaşanan olayların ardından yalnızca kınama mesajlarıyla ilerlemenin yetersiz olduğunu dile getiren Aslan, somut ve profesyonel adımlar atılması gerektiğini belirtti. Güvenlik meselesinin temennilerle değil, sistemli çözümlerle ele alınması gerektiğini vurguladı. 3 Maddelik Güvenlik Çağrısı Aslan, eğitim kurumlarında uygulanması gereken üç temel öneriyi kamuoyuyla paylaştı: 1-Özel eğitimli güvenlik personeli: Çocuk psikolojisi, kriz yönetimi ve öfke kontrolü alanlarında eğitim almış uzmanların okullarda görev yapması 2-Akıllı kartlı giriş sistemleri: Okullara giriş-çıkışların kontrol altına alınması *3-Yapay zekâ destekli güvenlik: Şüpheli hareketlerin önceden tespit edilerek emniyet birimlerine anlık bildirilmesi “Güvenli Okul, Güvenli Gelecek” Eğitimde şiddetin sadece kınanarak sona ermeyeceğini vurgulayan Aslan, “Çocuklarımızın korkmadan teneffüse çıkabildiği, öğretmenlerimizin can güvenliği endişesi taşımadığı bir eğitim ortamı istiyoruz” dedi. Açıklamasında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için rahmet dileyen Aslan, yetkililere çağrıda bulunarak okulların birer “güven adasına” dönüştürülmesi için önerilerinin hızla hayata geçirilmesini istedi. Basın açıklaması, “Çocuklarını koruyamayanların koruyacak başka hiçbir şeyi kalmaz. Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır” sözleriyle sona erdi.

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Aslan: Bursa’da kentsel dönüşüm şart Haber

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Aslan: Bursa’da kentsel dönüşüm şart

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Nilüfer İlçe Başkanı Öner Sevinç ve beraberindeki heyet, İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği’ni (İMSİAD) ziyaret etti. İnşaat ve bağlantılı sektörlerden teknokrat isimlerin de yer aldığı heyet, İMSİAD Başkanı Şeref Demir ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılandı. Ziyarette Bursa’nın yapılaşma, altyapı ve dönüşüm sorunları ele alındı. İNEGÖL İLE KARACABEY ARASINA EKO-KENT PROJESİ Yatay mimarinin Türk kültürüne daha uygun olduğunu vurgulayan Aslan, yerel yönetimlerin altyapı hizmetlerini tamamlamasının ardından imar ve emsal artışlarının konuşulması gerektiğinin altını çizdi. Partinin şehre anahtar çözüm olarak sunduğu, İnegöl ile Karacabey arasında eko-kentler projesi İMSİAD üyelerine aktarıldı. ALTYAPI YAPAMAYAN, GÖÇ PLANLAYAMAYAN BELEDİYELERİ ELEŞTİRDİ Mevcut durumun trafik başta olmak üzere birçok sorun getirdiğine atıfta bulunan Aslan, vatandaşın bu sonuçtan müteahhitleri suçlu gördüğünü ancak asıl suçlanması gerekenin altyapı dahi yapamayan, göç planlayamayan belediyeler olduğunu ifade etti. Anahtar Parti yönetiminde tüm bu hassasiyetlerin gözetileceğini ve işleyişteki istisnaların kaldırılacağını kaydetti. HORMONSUZ VE YERİNDE DÖNÜŞÜM VURGUSU Kentsel dönüşüme önem verdiklerini dile getiren Aslan, Bursa’nın özellikle Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde planlı dönüşüme acil ihtiyacı olduğunu söyledi. Nilüfer’in yöneticileri tarafından da kabul edilen rant dönüşümünden ders çıkarılmasının önemine vurgu yapan Aslan, “Bursa’nın özellikle Osmangazi ve Yıldırım ilçelerinde kentsel dönüşüm şart. Her zaman ilk önceliğin hormonsuz ve yerinde dönüşümler olmalı” dedi. ‘KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ BURSA İÇİN DE İSTİYORUZ’ İMSİAD Başkanı Şeref Demir ise, İstanbul’daki kentsel dönüşüm benzeri bir planlamayı Bursa için de talep ettiklerini ancak sonuç alamadıklarını belirtti. Demir, Akpınar’daki kentsel dönüşümde binaların tek kepçe darbesiyle yıkılacak kadar kötü durumda olduğunu vurgulayarak, merkezi ve yerel iradeden bu tablonun getireceği ağır yıkımlara karşı hızlı adım atılması gerektiğini söyledi. Toplantıda Bursa’nın deprem bölgesi olduğuna özellikle dikkat çekildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.