SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekonomi

Bursailkhaber - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeşiltaş: İlk seçimde Bursa’yı geri alacağız! Haber

Yeşiltaş: İlk seçimde Bursa’yı geri alacağız!

YENİ Parti Bursa Kurucu İl Başkanı ve İl Başkan Adayı Nihat Yeşiltaş, 18 Ekim’de gerçekleştirilecek il kongresi öncesi seçim çalışmaları kapsamında İstiklal Mahallesi’nde partililerle buluştu. Yeşiltaş, 31 Mart seçimlerinde Bursa'nın yanı sıra Osmangazi'nin de aralarında bulunduğu 6 ilçede belediye başkanlığını kazandıklarını söyleyerek, halkçı belediyeciliği hayata geçirme sözü verdiklerini dile getirdi. Bursa halkına karşı sorumlulukları olduğunu vurgulayan Yeşiltaş, çocuklara bırakılacak en önemli miraslardan birinin kenti kazanan bir il başkanı olmak olduğunu ifade etti. “Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne çöküldü” 31 Mart Yerel Seçimleri’nin iktidar tarafından lağvedildiğini söyleyen Yeşiltaş, “Bugün Türkiye nüfusunun yüzde ellisi seçtiği belediye başkanı tarafından yönetilmiyor. Bunun en ağır sonuçlarından birini de Bursa’da gördük. Bursa’da 860 bin oyla seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey şu anda içeride esirdir. 61 adet belediye meclis üyesinin verdiği oyla şu anda Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne çökülmüştür. Ama şimdi görecekler. Bu millet kendi iradesini gasp edene karşı günü geldiğinde o duruşu gösterecektir. İlk genel seçimde Bursa’yı geri alacağız. Çünkü bu millet kendi iradesinin gaspını kesinlikle kabul etmez” dedi. Ekonomi, adalet ve eğitim eleştirisi Konuşmasında ekonomi ve sosyal yaşamla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Yeşiltaş, iktidarın Türkiye'yi açlık ve yoksulluk içinde bıraktığını savundu. Açlık sınırının 38 bin lira olduğunu belirten Nihat Yeşiltaş, çalışanların 28 bin lira, emeklilerin ise 23 bin lira düzeyindeki gelirlerle geçinmek zorunda bırakıldığını söyledi. Türkiye'nin enflasyondaki konumunu ve adalete duyulan güveni de eleştiren Yeşiltaş, mevcut tablonun toplumun geleceğe yönelik umutlarını zayıflattığını ifade etti. Çocukların güvenliği ve eğitim koşullarına da değinen Yeşiltaş, okullarda güvenlik endişelerinin arttığını, ailelerin çocuklarını okula güvenle gönderemediğini ve bazı ailelerin okul çıkışına kadar kapıda beklemek zorunda kaldığını söyledi. Çocukların beslenme çantalarını doldurmakta zorlanan ailelerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken Yeşiltaş, daha adil, demokratik ve refah içinde yaşanan bir ülke hedeflediklerini belirtti.

Bazıları İdare Eder, Bazıları Geleceği Kurar Haber

Bazıları İdare Eder, Bazıları Geleceği Kurar

Dünyada ekonomik dengelerin hızla değiştiği bir dönemden geçiliyor. Küresel ticaretin kuralları yeniden şekillenirken jeopolitik riskler ekonominin doğrudan bir parçası haline geliyor. Enerji, gıda ve tedarik zinciri güvenliği ülkelerin ekonomik politikalarında giderek daha stratejik bir konum kazanıyor. Çip teknolojilerinden yapay zekâya, karbon düzenlemelerinden kritik minerallere, enerji dönüşümünden savunma sanayisine kadar birçok gelişme aynı gerçeğe işaret ediyor: Ekonomi ile teknoloji ve jeopolitik artık birbirinden bağımsız düşünülemiyor. Böylesi bir tabloda Türkiye üretim gücünü, teknolojik kapasitesini ve stratejik altyapısını geliştirmeye çalışırken Bursa açısından da yalnızca mevcut sanayi mirasını korumak yeterli görünmüyor. Bursa’nın geleceğin sanayisini bugünden planlaması gerekiyor. Bu noktada BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay döneminde hayata geçirilen projeler ve ortaya konulan 2030 vizyonu yeniden gündeme geliyor. BTSO’nun açıklamalarına göre kurumun son dönemdeki yaklaşımı, klasik oda hizmetlerinin ötesine geçerek Bursa’nın sanayi ve ticaret altyapısını geleceğin ihtiyaçlarına göre dönüştürmeye odaklanıyor. TEKNOSAB, GUHEM, BUTEKOM, BUTGEM, MESYEB, Model Fabrika ve Bursa Business School gibi projeler bu yaklaşımın önemli parçaları arasında gösteriliyor. TEKNOSAB: Bir Sanayi Bölgesinden Daha Fazlası Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri TEKNOSAB. TEKNOSAB yalnızca yeni fabrikaların bulunduğu bir organize sanayi bölgesi olarak değil; yüksek teknolojili üretim, lojistik, dijital altyapı ve yeni nesil sanayi yapılanmasının birlikte planlandığı bir merkez olarak konumlandırılıyor. BTSO’nun 2030 vizyonu kapsamında TEKNOSAB çevresinde KOBİ OSB, organize ticaret bölgeleri, teknopark, veri merkezi ve yeni nesil lojistik yatırımlarının birbirini tamamlayan bir ekosistem oluşturması hedefleniyor. BTSO tarafından paylaşılan verilere göre TEKNOSAB’da mevcut yatırımların genişletilmesi ve yeni projelerin devreye alınmasıyla toplam yatırım tutarının 100 milyar liraya ulaşması hedefleniyor. Buradaki temel yaklaşım ise yalnızca fabrika sayısını artırmak değil; üretimi teknoloji, lojistik, finansman, veri ve nitelikli insan kaynağıyla birlikte ele almak. Çünkü büyük sanayi ekosistemleri bir günde ortaya çıkmıyor. Önce fikir ortaya konuluyor. Ardından planlama, mevzuat, finansman ve altyapı süreçleri geliyor. Yatırımcıların bölgeye çekilmesiyle üretim başlıyor. Sonrasında ise teknoloji, ihracat, nitelikli istihdam ve katma değer ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bazı projelerin ekonomik karşılığının ortaya çıkması yıllar alabiliyor. Geleceğin Fabrikasını Geleceğin İnsanı Kuracak Sanayide dönüşüm yalnızca binalar ve makineler üzerinden gerçekleşmiyor. Teknoloji değişirken insan kaynağının da değişmesi gerekiyor. BUTGEM, MESYEB, BUTEKOM ve Model Fabrika gibi yapılar bu açıdan önem taşıyor. BTSO’nun projeler listesinde bu kurumlar; mesleki eğitim, yeterlilik, Ar-Ge, test altyapısı ve üretimde verimlilik gibi alanlarda Bursa sanayisinin dönüşümünü destekleyen yapılar olarak yer alıyor. GUHEM ise farklı bir alana odaklanıyor. Uzay ve havacılık alanında çocukların ve gençlerin ilgisini artırmayı amaçlayan merkezde 150’den fazla interaktif eğitim düzeneği bulunuyor. BTSO, GUHEM’i Bursa’nın gelecekteki insan kaynağına yönelik yatırımlarından biri olarak değerlendiriyor. Bu projelere tek tek bakıldığında birbirinden farklı çalışmalar görülebilir. Ancak birlikte değerlendirildiğinde ortaya daha geniş bir hedef çıkıyor: Üretim, teknoloji, Ar-Ge, insan kaynağı, eğitim, ihracat, dijitalleşme ve yeşil dönüşümü aynı ekonomik ekosistem içerisinde buluşturmak. Bursa İçin 2030 Vizyonu BTSO’nun açıkladığı 2030 vizyonunda yüksek katma değerli üretim, teknolojide derinleşme, ihracatta sürdürülebilir büyüme ve yeşil dönüşüm öne çıkıyor. Yeni döneme ilişkin açıklanan projeler arasında KOBİ OSB, TEKNOSAB Teknopark, Data Center, yeni nesil lojistik altyapısı ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi gibi başlıklar bulunuyor. Bu projelerin ortak noktasında ise aynı soru bulunuyor: Bursa, geleceğin ekonomisinde nasıl bir merkez olacak? Çünkü geleceğin sanayisinde yalnızca üretmek yeterli olmayacak. Daha akıllı üretmek gerekecek. Yalnızca ihracat yapmak değil, küresel değer zincirinde daha yüksek katma değerli alanlara çıkmak gerekecek. Yalnızca fabrika kurmak değil, teknoloji geliştirmek gerekecek. Yalnızca çalışan bulmak değil, nitelikli insan yetiştirmek gerekecek. Yalnızca enerji tüketmek değil, enerjiyi verimli ve sürdürülebilir kullanmak gerekecek. Değişime Yakalanmak Değil, Değişimi Yönetmek Sanayide rekabetin kuralları değişiyor. Yapay zekâ, otomasyon, dijital üretim, yeşil dönüşüm ve veri ekonomisi artık geleceğin değil, bugünün gündemleri arasında yer alıyor. BTSO yönetimi de 2030 vizyonunu bu dönüşüm ekseninde şekillendirdiğini ifade ediyor. Kurumun açıklamalarında, Bursa’nın geleneksel üretim gücünün yeni nesil teknoloji ve ticaret modelleriyle buluşturulması hedefleniyor. Buradaki temel ayrım, mevcut yapıyı yönetmek ile geleceğin ihtiyaçlarına yönelik yeni bir yapı kurmak arasındaki farkta ortaya çıkıyor. Bir yönetim mevcut sorunları çözebilir, günlük ihtiyaçlara cevap verebilir ve mevcut sistemi sürdürebilir. Diğer tarafta ise henüz ortaya çıkmamış ihtiyaçları öngörmeye, yeni alanlar açmaya ve uzun vadeli altyapı oluşturmaya odaklanan bir yaklaşım bulunuyor. Büyük projelerin en önemli özelliği de burada ortaya çıkıyor. Bazı yatırımların sonuçları bir seçim dönemine, hatta bir yönetim dönemine bile sığmayabiliyor. Bugün atılan bir adımın ekonomik karşılığı yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Bursa’nın Sanayi Geleceği Tartışılıyor Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine ve diğer geleneksel sektörlerde güçlü bir üretim altyapısı bulunuyor. Önümüzdeki dönemde bu gücün uzay ve havacılık, savunma sanayisi, yapay zekâ, ileri malzemeler, dijital üretim, yeşil teknolojiler ve yeni nesil lojistik gibi alanlarla desteklenmesi hedefleniyor. BTSO’nun mevcut projeleri ve 2030 vizyonu da bu dönüşümün altyapısını oluşturma iddiasını taşıyor. Elbette bu projelerin tamamı tartışılabilir. Elbette yeni dönemde Bursa’nın farklı ihtiyaçları ve yeni öncelikleri ortaya çıkabilir. Ancak tartışmanın yalnızca bugünün rakamları veya mevcut sorunları üzerinden yürütülmesi, uzun vadeli dönüşümün tamamını görmek açısından yeterli olmayabilir. BTSO seçimleri yaklaşırken asıl tartışma başlıklarından biri de bu noktada şekilleniyor: Bursa mevcut ekonomik yapısını nasıl yönetecek ve geleceğin ekonomik yapısını nasıl kuracak? Önümüzdeki yıllarda şehirlerin rekabet gücünü; üretim kapasitesi kadar teknolojiye, nitelikli insan kaynağına, enerjiye, lojistiğe, dijital altyapıya ve küresel pazarlara erişim de belirleyecek. Bursa’nın bu dönüşüm içerisindeki konumunu ise bugün alınan kararlar ve hayata geçirilen yatırımlar şekillendirecek. Çünkü bazı yatırımların sonucunu görmek için yıllar gerekebilir. Ancak geleceğe yönelik bir vizyonun ortaya konulup konulmadığını görmek için 10 yıl beklemek gerekmiyor. Bazıları mevcut düzeni yönetir. Bazıları yeni düzenin altyapısını kurar. Bazıları idare eder. Bazıları geleceği kurar.

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Arslan'dan Çarpıcı Açıklamalar Haber

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Arslan'dan Çarpıcı Açıklamalar

Programın açılışında Fikret Arslan , Hasan Şirin'in kısa süre önce Türkiye Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği yönetiminde Genel Başkan Yardımcılığı görevine seçilmesini kutlayarak başarı dileklerini iletti. Ardından Gazeteci Ercan Akyıldız'ın soruları ve Hasan Şirin'in moderötörlüğüyle oldukça kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirildi. "Gençlerimizin Hayalleri Başka Ülkelere Taşınıyor" İlk olarak eğitim ve gençlik politikalarına değinen Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Arslan, Türkiye'nin en önemli sorunlarından birinin nitelikli gençlerin gelecek kaygısı olduğunu ifade etti. Bir çocuğun eğitim sürecinin ailelere ciddi ekonomik yük oluşturduğunu belirten Arslan, üniversite mezunu gençlerin iş bulamaması nedeniyle umutsuzluğa sürüklendiğini söyledi. Türkiye'de milyonlarca "ev genci" bulunduğunu dile getiren Arslan, eğitimini tamamlayan gençlerin işsiz kaldığını, bazılarının ise hayallerini gerçekleştirmek için yurt dışına gitmek zorunda kaldığını ifade etti. Yurt dışındaki teknoloji firmalarının Türk mühendislerini cazip tekliflerle transfer ettiğini belirten Arslan, bunun klasik bir beyin göçünden öte "beyin transferi" haline geldiğini söyledi. Türk mühendislerinin uluslararası şirketlerde önemli görevler üstlendiğini ancak bu bilgi ve birikimin Türkiye'de değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Uyuşturucuyla Mücadeleye Dikkat Çekti Programda uyuşturucuyla mücadele haftasına da değinen Arslan, bağımlılığın yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu söyledi. Uyuşturucu nedeniyle büyük sıkıntılar yaşayan ailelerin çoğu zaman yaşadıkları problemleri dile getiremediğini ifade eden Arslan, emniyet güçlerinin ve bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının büyük fedakârlık gösterdiğini belirterek tüm güvenlik güçlerine teşekkür etti. "Türk Siyasetinin Güven Sorunu Var" Gazeteci Ercan Akyıldız'ın siyaset kurumuna ilişkin sorularını da yanıtlayan Arslan, toplumda siyasete duyulan güvenin ciddi şekilde zedelendiğini ifade etti. Vatandaşların seçim dönemlerinde verilen vaatlere karşı artık daha temkinli yaklaştığını belirten Arslan, Anahtar Parti'nin temel hedeflerinden birinin siyasette güven duygusunu yeniden inşa etmek olduğunu söyledi. "Koltuk siyaseti değil, millet siyaseti yapacağız." diyen Arslan, siyasetin kişisel hesaplardan uzak, milletin çıkarları doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Ana Muhalefet Tartışmaları ve Anket Sonuçları Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise ana muhalefet tartışmaları oldu. Hasan Şirin'in, "Ana muhalefette oluşan boşluğu Anahtar Parti doldurabilir mi?" sorusuna cevap veren Arslan, Türk siyasetinin yeni bir merkez arayışı içerisinde olduğunu belirtti. Partisinin kısa sürede teşkilatlanmasını büyük ölçüde tamamladığını ifade eden Arslan, henüz kendi yaptırdıkları resmi bir kamuoyu araştırması bulunmadığını ancak farklı araştırma şirketlerinin verilerine göre Anahtar Parti'nin Türkiye genelinde yaklaşık yüzde 6 seviyelerinde göründüğünü söyledi. Bursa'da ise partilerinin çok daha güçlü bir karşılık bulduğunu belirten Arslan, kentte yapılan bazı araştırmalarda oy oranlarının yüzde 13 ila 16 bandında olduğunu ifade etti. İddialı açıklamalarda bulunan Arslan, Bursa'da Anahtar Parti'nin üçüncü parti konumuna yükseleceğine inandığını söyledi. "Milletimizle İttifak Yapacağız" Programda olası seçim ittifakları da gündeme geldi. Bu konuda Genel Başkanlarının söylemini hatırlatan Arslan, Anahtar Parti'nin önceliğinin siyasi partilerle değil milletle ittifak yapmak olduğunu belirtti. Türkiye'nin temel değerlerini esas alan herkesle ortak zeminde buluşabileceklerini ifade eden Arslan, liyakat, adalet ve ehliyet kavramlarının siyaset anlayışlarının merkezinde yer aldığını dile getirdi. Esnafın Ekonomik Sıkıntıları Masaya Yatırıldı Ekonomi başlığında ise Hasan Şirin'in küçük sanayi esnafına yönelik yaptığı saha çalışmalarıyla ilgili sorusu üzerine Arslan önemli değerlendirmelerde bulundu. Son dönemde küçük sanayi esnafını ziyaret ettiklerini belirten Arslan, işletmelerin ciddi finansman sorunları yaşadığını söyledi. Bankaların yüksek faizli kredi teklifleri sunduğunu ancak üretici ve esnafın bu kredileri geri ödeyebilecek ekonomik ortamı bulamadığını ifade eden Arslan, artan maliyetlerin işletmeleri zor durumda bıraktığını dile getirdi. Çalışarak zarar eden işletmeler bulunduğunu belirten Arslan, üretimin sürdürülebilir hale gelmesi için yeni ekonomik politikaların uygulanması gerektiğini ifade etti. "400 Kişilik Kadro Sahada" Programın sonunda Hasan Şirin'in teşkilat çalışmalarına ilişkin sorusunu da yanıtlayan Arslan, Bursa genelinde yaklaşık 400 kişilik bir ekiple yoğun saha çalışmaları yürüttüklerini anlattı. Kuruluşlarından bu yana mahalle mahalle, cadde cadde, esnaf esnaf dolaştıklarını söyleyen Arslan, amaçlarının vatandaşlarla birebir temas kurarak partilerini anlatmak olduğunu belirtti. Anahtar Parti kadrolarının samimiyetle çalışan, vizyon sahibi isimlerden oluştuğunu ifade eden Arslan, Bursa teşkilatının kısa sürede güçlü bir birliktelik oluşturduğunu söyledi. Ortak Yayında Yoğun İlgi Yaklaşık iki saat süren program boyunca Türkiye'nin siyasi gündemi, ekonomi, eğitim, gençlik, uyuşturucuyla mücadele, teşkilatlanma çalışmaları ve yerel siyaset kapsamlı şekilde ele alındı. Şirin Medya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Şirin'in moderötörlüğünde gerçekleşen "Akşam Trafiği" programı, Bursa FM, Radyo 16, Olay FM ve RadyoTR ortak canlı yayınıyla dinleyiciler tarafından ilgiyle takip edilirken, Gazeteci Ercan Akyıldız'ın yönelttiği sorular ve Fikret Arslan'ın gündeme ilişkin değerlendirmeleri programın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Anahtar Parti’den Küçük Sanayi'de büyük çalışma! 400 kişilik ekiple 4 bin esnaf ziyaret edildi Haber

Anahtar Parti’den Küçük Sanayi'de büyük çalışma! 400 kişilik ekiple 4 bin esnaf ziyaret edildi

Yaklaşık bir aydır Anahtar Parti Bursa Teşkilat Başkanı Murat Çayır ve İl Sekreteri Yavuz Arıcıoğlu koordinasyonunda, Nilüfer İlçe Başkanlığı’nın organizasyonuyla hazırlanan program kapsamında Küçük Sanayi Sitesi’ndeki iş yerleri tek tek ziyaret edildi. Yaklaşık 3 saat süren çalışma boyunca 4 bine yakın esnafla buluşan teşkilat mensupları, esnafın talep ve beklentilerini dinleyerek Anahtar Parti’nin ekonomi ve üretim odaklı politikaları hakkında bilgi verdi. Organizasyonun büyüklüğü ve disiplinli yapısıyla dikkat çeken çalışma, Bursa siyasetinde son dönemin en kapsamlı saha faaliyetlerinden biri olarak değerlendirildi. “Siyasetin Merkezi Milletin Yanıdır” Esnaf ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulunan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, siyasetin sahada yapılması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada sadece esnafımızı ziyaret etmek için değil, onların sesini dinlemek, dertlerine ortak olmak ve çözüm önerilerimizi paylaşmak için bir araya geldik. Anahtar Parti olarak inanıyoruz ki siyasetin merkezi makam odaları değil, milletimizin yanı, üretimin kalbi olan iş yerleridir.” Bursa’nın üretim gücüyle Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Aslan, esnafın yaşadığı sorunların ülke ekonomisinin genel durumunu da ortaya koyduğunu söyledi. “Küçük sanayi sitelerimiz alın terinin, emeğin ve üretimin merkezidir. Bugün 400 teşkilat mensubumuzla 40 ayrı ekip halinde sahaya çıkarak yaklaşık 4 bin esnafımıza ulaştık. Bu çalışma, teşkilatımızın sahadaki gücünü ve milletimizle kurduğu güçlü bağı göstermektedir. Esnafımızın yaşadığı ekonomik sıkıntıları, finansmana erişim sorunlarını ve beklentilerini not aldık. Bunların takipçisi olacağız.” Anahtar Parti’nin vatandaşla doğrudan temas kurmaya devam edeceğini belirten Aslan, Bursa’nın tüm ilçelerinde benzer çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. “Biz seçimden seçime sahaya çıkan bir anlayışın değil, her gün milletin arasında olan bir siyasetin temsilcisiyiz. Bursa’nın her mahallesinde, her sokağında ve her iş yerinde vatandaşlarımızla buluşmaya devam edeceğiz. Çünkü Türkiye’nin anahtarı milletimizdedir.” Program sonunda esnaf ve vatandaşlar, Anahtar Parti heyetine yoğun ilgide bulundu. Daha önce Otosansit, BUTTİM ve işlek caddelerde ki esnafları ziyaret ederek eden teşkilat yetkilileri, benzer saha çalışmalarının önümüzdeki süreçte Bursa genelinde devam edeceğini bildirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.