SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekonomik Büyüme

Bursailkhaber - Ekonomik Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomik Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sedat Yalçın: Türkiye’nin İhtiyacı İstihdamı Sayısal Olarak Büyütmenin Ötesinde Bir Kalkınma Programıdır Haber

Sedat Yalçın: Türkiye’nin İhtiyacı İstihdamı Sayısal Olarak Büyütmenin Ötesinde Bir Kalkınma Programıdır

İşsizlik oranının yüzde 7,9’a, genç işsizliğinin ise yüzde 13,9’a gerilemesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Yalçın, istihdamda 155 bin kişilik artış yaşanmasının da dikkat çekici olduğunu belirtti. Ancak bu verilerin tek başına Türkiye’deki istihdam tablosunun tamamını ortaya koymadığına işaret eden Yalçın, atıl işgücü oranının yüzde 29,9 seviyesinde bulunmasına ve işgücüne katılımın gerilemesine dikkat çekti. Yalçın, toplam istihdamda artış yaşanırken sanayi sektöründe 121 bin kişilik istihdam kaybı meydana gelmesinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Tek bir oran çalışma hayatının bütününü göstermiyor” İşsizlik oranındaki düşüşün çalışma hayatı açısından olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden Sedat Yalçın, ekonomik göstergelerin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Yalçın’a göre işsizliğin gerilemesi kadar, işgücüne katılım eğilimi, atıl işgücü, istihdamın hangi sektörlerde oluştuğu ve yaratılan işlerin niteliği de Türkiye’nin çalışma hayatına ilişkin değerlendirmelerinde önemli başlıklar arasında yer alıyor. Bu çerçevede atıl işgücü oranının yüzde 29,9 seviyesinde kalmasının önemli bir gösterge olduğunu belirten Yalçın, toplam istihdamın artmasına rağmen sanayide 121 bin kişilik istihdam kaybı yaşanmasının da üretim yapısı açısından dikkatle incelenmesi gerektiğini dile getirdi. Yalçın, yalnızca işsizlik oranına odaklanmanın iş gücü piyasasındaki yapısal sorunların görülmesini zorlaştırabileceğine işaret etti. “Kalıcı kalkınma daha fazla işten ibaret değil” Türkiye’nin sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve kalkınma için istihdamın niceliği kadar niteliğine de odaklanması gerektiğini belirten Yalçın, oluşturulan işlerin üretkenliği ve gelir seviyesini artırmasının önemine dikkat çekti. Yalçın, kalıcı kalkınmanın yalnızca daha fazla kişiye iş imkânı sağlamakla sınırlı olmadığını, kayıtlı, güvenceli ve nitelikli istihdamın artırılmasını gerektirdiğini ifade etti. Bu yaklaşımın özellikle Türkiye’nin üretim kapasitesinin güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirten Yalçın, iş gücü politikalarının ülkenin stratejik sektörlerinin ihtiyaçlarıyla daha doğrudan ilişkilendirilmesi gerektiğini savundu. Mesleki eğitim ve istihdam arasında daha güçlü bağ kurulmalı Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın, Türkiye’de iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu becerilerin daha doğru biçimde belirlenmesi gerektiğini söyledi. Stratejik sektörlerin gelecekte ihtiyaç duyacağı niteliklerin ortaya konulmasının ardından eğitim sisteminin de bu ihtiyaçlarla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini belirten Yalçın, meslek liseleri, üniversiteler ve işletmeler arasında doğrudan istihdama yönelik programlar oluşturulmasını önerdi. Bu tür programların yalnızca eğitim vermekle sınırlı kalmaması, mezunların doğrudan iş hayatına geçişini kolaylaştıracak şekilde tasarlanması gerektiğini ifade eden Yalçın, eğitim ile üretim arasındaki bağın güçlendirilmesinin genç işsizliğiyle mücadelede de etkili olabileceğini belirtti. Gençlerin ilk işe geçişi desteklenmeli Genç işsizliğinin yüzde 13,9’a gerilemesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Yalçın, gençlerin eğitimden çalışma hayatına geçiş sürecinin ayrıca desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Yalçın, gençler için ilk işe geçiş desteği uygulanmasını önerirken kamu teşviklerinin de yalnızca istihdamın kısa vadeli olarak artırılmasına değil, kalıcı ve nitelikli istihdam sonuçlarına bağlanması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımın hem gençlerin iş deneyimi kazanmasını kolaylaştırabileceği hem de işletmelerin ihtiyaç duyduğu yeni insan kaynağına daha hızlı ulaşmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Sanayideki istihdam kaybı dikkatle izlenmeli Toplam istihdamda 155 bin kişilik artış yaşanmasına rağmen sanayi sektöründe 121 bin kişilik istihdam kaybı meydana gelmesini özellikle vurgulayan Yalçın, istihdamın sektörel dağılımının Türkiye ekonomisinin geleceği açısından kritik olduğunu belirtti. Sanayi sektörünün üretim, ihracat, teknoloji ve verimlilik açısından stratejik bir konuma sahip olduğunu ifade eden Yalçın, istihdam artışının hangi sektörlerde gerçekleştiğinin ve bunun ekonomik büyümenin niteliğiyle nasıl bir ilişki taşıdığının yakından takip edilmesi gerektiğine işaret etti. Yalçın’ın değerlendirmesine göre Türkiye’nin ihtiyacı, yalnızca istihdam edilen kişi sayısını artıran politikalar değil; üretim kapasitesini, çalışanların gelirini ve verimliliğini aynı anda yükselten kapsamlı bir kalkınma yaklaşımı. “Üretimin niteliğini yükselten bir kalkınma programı” Sedat Yalçın, Türkiye’nin istihdam politikasının sayısal hedeflerin ötesine taşınması gerektiğini belirterek değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı: “Türkiye’nin ihtiyacı istihdamı sayısal olarak büyütmenin ötesinde, üretimin niteliğini yükselten bir kalkınma programıdır.” Yalçın’ın açıklamaları, işsizlik oranındaki gerilemenin olumlu karşılanmasıyla birlikte, Türkiye’nin iş gücü piyasasında daha kapsamlı ve yapısal bir politika ihtiyacına dikkat çekiyor. Bu çerçevede atıl işgücünün azaltılması, işgücüne katılımın güçlendirilmesi, sanayide istihdamın korunması, gençlerin ilk işe geçişinin kolaylaştırılması ve eğitim sisteminin sektörlerin ihtiyaçlarıyla daha güçlü biçimde eşleştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor. Anahtar Parti cephesinden yapılan değerlendirmeye göre sürdürülebilir istihdam politikalarının temel hedefi, yalnızca işsizliği azaltmak değil; aynı zamanda Türkiye’nin üretim gücünü artıran, çalışanların gelir ve refah seviyesini yükselten, kayıtlı ve güvenceli işlerin yaygınlaşmasını sağlayan bir ekonomik yapı oluşturmak olmalı.

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

Anahtar Parti, İstanbul’da Kalkınma Lansmanı ile Gelecek Vizyonunu Paylaştı Haber

Anahtar Parti, İstanbul’da Kalkınma Lansmanı ile Gelecek Vizyonunu Paylaştı

Kalkınma Anlayışında Yeni Perspektif Toplantıda konuşan Sedat Yalçın, Anahtar Parti’nin kalkınma anlayışını “sadece ekonomik büyüme” ile sınırlı görmediklerini vurguladı. Yalçın, şöyle konuştu: “Bizim anlayışımızda kalkınma; üretimin güçlenmesi, sanayinin gelişmesi, teknolojik dönüşümün hızlanması, gençlerin geleceğe güvenle bakabilmesi, eğitim ve kültür politikalarının güçlenmesi ve şehirlerin kendi potansiyellerini ortaya çıkarabilmesi demektir.” Türkiye’nin sahip olduğu insan kaynağına, girişimcilik ruhuna, üretim gücüne ve stratejik avantajlarına inandıklarını belirten Yalçın, doğru planlama ve güçlü kurumlarla ülkenin çok daha büyük başarılara ulaşabileceğini ifade etti. Geleceğe Yönelik Stratejik Hedefler Lansmanda Anahtar Parti’nin gündeme getirdiği vizyon, kısa vadeli çözümlerden ziyade uzun vadeli, sürdürülebilir kalkınmayı hedefliyor. Parti yönetimi, kalkınmanın temel unsurlarını şu şekilde sıraladı: Üretim ve sanayinin güçlendirilmesi Teknolojik dönüşüm ve yenilikçi girişimlerin desteklenmesi Gençlerin eğitim ve istihdam imkanlarının artırılması Bölgesel kalkınma ve şehirlerin kendi potansiyelini ortaya çıkarabilmesi Adil gelir paylaşımı ve rekabet gücünün artırılması Yalçın, lansmanda şunları kaydetti: “Bugün ortaya koyduğumuz vizyon; günü kurtarmaya değil, geleceği inşa etmeye yönelik bir kalkınma anlayışının ifadesidir. Hedefimiz; üreten, geliştiren, katma değer oluşturan ve her alanda rekabet gücünü artıran bir Türkiye’dir.” Katılımcılara Teşekkür Etkinlikte iş dünyası, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin görüşleri alınırken, katılımcılara teşekkür edilmeyi de ihmal etmeyen Yalçın, şöyle konuştu: “Lansmanımıza katılarak bizleri onurlandıran tüm iş dünyası temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarına, akademisyenlere ve basın mensuplarına teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin potansiyeline inanıyor, milletimizin gücüne güveniyor ve kalkınmanın anahtarını hep birlikte inşa ediyoruz.” Anahtar Parti’nin İstanbul’da gerçekleştirdiği bu lansman, partinin kalkınma politikalarını geniş bir kesime anlatmak ve Türkiye’nin geleceğine yönelik somut vizyonunu paylaşmak açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.