SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mesleki Eğitim

Bursailkhaber - Mesleki Eğitim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mesleki Eğitim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bazıları İdare Eder, Bazıları Geleceği Kurar Haber

Bazıları İdare Eder, Bazıları Geleceği Kurar

Dünyada ekonomik dengelerin hızla değiştiği bir dönemden geçiliyor. Küresel ticaretin kuralları yeniden şekillenirken jeopolitik riskler ekonominin doğrudan bir parçası haline geliyor. Enerji, gıda ve tedarik zinciri güvenliği ülkelerin ekonomik politikalarında giderek daha stratejik bir konum kazanıyor. Çip teknolojilerinden yapay zekâya, karbon düzenlemelerinden kritik minerallere, enerji dönüşümünden savunma sanayisine kadar birçok gelişme aynı gerçeğe işaret ediyor: Ekonomi ile teknoloji ve jeopolitik artık birbirinden bağımsız düşünülemiyor. Böylesi bir tabloda Türkiye üretim gücünü, teknolojik kapasitesini ve stratejik altyapısını geliştirmeye çalışırken Bursa açısından da yalnızca mevcut sanayi mirasını korumak yeterli görünmüyor. Bursa’nın geleceğin sanayisini bugünden planlaması gerekiyor. Bu noktada BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay döneminde hayata geçirilen projeler ve ortaya konulan 2030 vizyonu yeniden gündeme geliyor. BTSO’nun açıklamalarına göre kurumun son dönemdeki yaklaşımı, klasik oda hizmetlerinin ötesine geçerek Bursa’nın sanayi ve ticaret altyapısını geleceğin ihtiyaçlarına göre dönüştürmeye odaklanıyor. TEKNOSAB, GUHEM, BUTEKOM, BUTGEM, MESYEB, Model Fabrika ve Bursa Business School gibi projeler bu yaklaşımın önemli parçaları arasında gösteriliyor. TEKNOSAB: Bir Sanayi Bölgesinden Daha Fazlası Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri TEKNOSAB. TEKNOSAB yalnızca yeni fabrikaların bulunduğu bir organize sanayi bölgesi olarak değil; yüksek teknolojili üretim, lojistik, dijital altyapı ve yeni nesil sanayi yapılanmasının birlikte planlandığı bir merkez olarak konumlandırılıyor. BTSO’nun 2030 vizyonu kapsamında TEKNOSAB çevresinde KOBİ OSB, organize ticaret bölgeleri, teknopark, veri merkezi ve yeni nesil lojistik yatırımlarının birbirini tamamlayan bir ekosistem oluşturması hedefleniyor. BTSO tarafından paylaşılan verilere göre TEKNOSAB’da mevcut yatırımların genişletilmesi ve yeni projelerin devreye alınmasıyla toplam yatırım tutarının 100 milyar liraya ulaşması hedefleniyor. Buradaki temel yaklaşım ise yalnızca fabrika sayısını artırmak değil; üretimi teknoloji, lojistik, finansman, veri ve nitelikli insan kaynağıyla birlikte ele almak. Çünkü büyük sanayi ekosistemleri bir günde ortaya çıkmıyor. Önce fikir ortaya konuluyor. Ardından planlama, mevzuat, finansman ve altyapı süreçleri geliyor. Yatırımcıların bölgeye çekilmesiyle üretim başlıyor. Sonrasında ise teknoloji, ihracat, nitelikli istihdam ve katma değer ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bazı projelerin ekonomik karşılığının ortaya çıkması yıllar alabiliyor. Geleceğin Fabrikasını Geleceğin İnsanı Kuracak Sanayide dönüşüm yalnızca binalar ve makineler üzerinden gerçekleşmiyor. Teknoloji değişirken insan kaynağının da değişmesi gerekiyor. BUTGEM, MESYEB, BUTEKOM ve Model Fabrika gibi yapılar bu açıdan önem taşıyor. BTSO’nun projeler listesinde bu kurumlar; mesleki eğitim, yeterlilik, Ar-Ge, test altyapısı ve üretimde verimlilik gibi alanlarda Bursa sanayisinin dönüşümünü destekleyen yapılar olarak yer alıyor. GUHEM ise farklı bir alana odaklanıyor. Uzay ve havacılık alanında çocukların ve gençlerin ilgisini artırmayı amaçlayan merkezde 150’den fazla interaktif eğitim düzeneği bulunuyor. BTSO, GUHEM’i Bursa’nın gelecekteki insan kaynağına yönelik yatırımlarından biri olarak değerlendiriyor. Bu projelere tek tek bakıldığında birbirinden farklı çalışmalar görülebilir. Ancak birlikte değerlendirildiğinde ortaya daha geniş bir hedef çıkıyor: Üretim, teknoloji, Ar-Ge, insan kaynağı, eğitim, ihracat, dijitalleşme ve yeşil dönüşümü aynı ekonomik ekosistem içerisinde buluşturmak. Bursa İçin 2030 Vizyonu BTSO’nun açıkladığı 2030 vizyonunda yüksek katma değerli üretim, teknolojide derinleşme, ihracatta sürdürülebilir büyüme ve yeşil dönüşüm öne çıkıyor. Yeni döneme ilişkin açıklanan projeler arasında KOBİ OSB, TEKNOSAB Teknopark, Data Center, yeni nesil lojistik altyapısı ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi gibi başlıklar bulunuyor. Bu projelerin ortak noktasında ise aynı soru bulunuyor: Bursa, geleceğin ekonomisinde nasıl bir merkez olacak? Çünkü geleceğin sanayisinde yalnızca üretmek yeterli olmayacak. Daha akıllı üretmek gerekecek. Yalnızca ihracat yapmak değil, küresel değer zincirinde daha yüksek katma değerli alanlara çıkmak gerekecek. Yalnızca fabrika kurmak değil, teknoloji geliştirmek gerekecek. Yalnızca çalışan bulmak değil, nitelikli insan yetiştirmek gerekecek. Yalnızca enerji tüketmek değil, enerjiyi verimli ve sürdürülebilir kullanmak gerekecek. Değişime Yakalanmak Değil, Değişimi Yönetmek Sanayide rekabetin kuralları değişiyor. Yapay zekâ, otomasyon, dijital üretim, yeşil dönüşüm ve veri ekonomisi artık geleceğin değil, bugünün gündemleri arasında yer alıyor. BTSO yönetimi de 2030 vizyonunu bu dönüşüm ekseninde şekillendirdiğini ifade ediyor. Kurumun açıklamalarında, Bursa’nın geleneksel üretim gücünün yeni nesil teknoloji ve ticaret modelleriyle buluşturulması hedefleniyor. Buradaki temel ayrım, mevcut yapıyı yönetmek ile geleceğin ihtiyaçlarına yönelik yeni bir yapı kurmak arasındaki farkta ortaya çıkıyor. Bir yönetim mevcut sorunları çözebilir, günlük ihtiyaçlara cevap verebilir ve mevcut sistemi sürdürebilir. Diğer tarafta ise henüz ortaya çıkmamış ihtiyaçları öngörmeye, yeni alanlar açmaya ve uzun vadeli altyapı oluşturmaya odaklanan bir yaklaşım bulunuyor. Büyük projelerin en önemli özelliği de burada ortaya çıkıyor. Bazı yatırımların sonuçları bir seçim dönemine, hatta bir yönetim dönemine bile sığmayabiliyor. Bugün atılan bir adımın ekonomik karşılığı yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Bursa’nın Sanayi Geleceği Tartışılıyor Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine ve diğer geleneksel sektörlerde güçlü bir üretim altyapısı bulunuyor. Önümüzdeki dönemde bu gücün uzay ve havacılık, savunma sanayisi, yapay zekâ, ileri malzemeler, dijital üretim, yeşil teknolojiler ve yeni nesil lojistik gibi alanlarla desteklenmesi hedefleniyor. BTSO’nun mevcut projeleri ve 2030 vizyonu da bu dönüşümün altyapısını oluşturma iddiasını taşıyor. Elbette bu projelerin tamamı tartışılabilir. Elbette yeni dönemde Bursa’nın farklı ihtiyaçları ve yeni öncelikleri ortaya çıkabilir. Ancak tartışmanın yalnızca bugünün rakamları veya mevcut sorunları üzerinden yürütülmesi, uzun vadeli dönüşümün tamamını görmek açısından yeterli olmayabilir. BTSO seçimleri yaklaşırken asıl tartışma başlıklarından biri de bu noktada şekilleniyor: Bursa mevcut ekonomik yapısını nasıl yönetecek ve geleceğin ekonomik yapısını nasıl kuracak? Önümüzdeki yıllarda şehirlerin rekabet gücünü; üretim kapasitesi kadar teknolojiye, nitelikli insan kaynağına, enerjiye, lojistiğe, dijital altyapıya ve küresel pazarlara erişim de belirleyecek. Bursa’nın bu dönüşüm içerisindeki konumunu ise bugün alınan kararlar ve hayata geçirilen yatırımlar şekillendirecek. Çünkü bazı yatırımların sonucunu görmek için yıllar gerekebilir. Ancak geleceğe yönelik bir vizyonun ortaya konulup konulmadığını görmek için 10 yıl beklemek gerekmiyor. Bazıları mevcut düzeni yönetir. Bazıları yeni düzenin altyapısını kurar. Bazıları idare eder. Bazıları geleceği kurar.

Sedat Yalçın: Türkiye’nin İhtiyacı İstihdamı Sayısal Olarak Büyütmenin Ötesinde Bir Kalkınma Programıdır Haber

Sedat Yalçın: Türkiye’nin İhtiyacı İstihdamı Sayısal Olarak Büyütmenin Ötesinde Bir Kalkınma Programıdır

İşsizlik oranının yüzde 7,9’a, genç işsizliğinin ise yüzde 13,9’a gerilemesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Yalçın, istihdamda 155 bin kişilik artış yaşanmasının da dikkat çekici olduğunu belirtti. Ancak bu verilerin tek başına Türkiye’deki istihdam tablosunun tamamını ortaya koymadığına işaret eden Yalçın, atıl işgücü oranının yüzde 29,9 seviyesinde bulunmasına ve işgücüne katılımın gerilemesine dikkat çekti. Yalçın, toplam istihdamda artış yaşanırken sanayi sektöründe 121 bin kişilik istihdam kaybı meydana gelmesinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Tek bir oran çalışma hayatının bütününü göstermiyor” İşsizlik oranındaki düşüşün çalışma hayatı açısından olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden Sedat Yalçın, ekonomik göstergelerin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Yalçın’a göre işsizliğin gerilemesi kadar, işgücüne katılım eğilimi, atıl işgücü, istihdamın hangi sektörlerde oluştuğu ve yaratılan işlerin niteliği de Türkiye’nin çalışma hayatına ilişkin değerlendirmelerinde önemli başlıklar arasında yer alıyor. Bu çerçevede atıl işgücü oranının yüzde 29,9 seviyesinde kalmasının önemli bir gösterge olduğunu belirten Yalçın, toplam istihdamın artmasına rağmen sanayide 121 bin kişilik istihdam kaybı yaşanmasının da üretim yapısı açısından dikkatle incelenmesi gerektiğini dile getirdi. Yalçın, yalnızca işsizlik oranına odaklanmanın iş gücü piyasasındaki yapısal sorunların görülmesini zorlaştırabileceğine işaret etti. “Kalıcı kalkınma daha fazla işten ibaret değil” Türkiye’nin sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve kalkınma için istihdamın niceliği kadar niteliğine de odaklanması gerektiğini belirten Yalçın, oluşturulan işlerin üretkenliği ve gelir seviyesini artırmasının önemine dikkat çekti. Yalçın, kalıcı kalkınmanın yalnızca daha fazla kişiye iş imkânı sağlamakla sınırlı olmadığını, kayıtlı, güvenceli ve nitelikli istihdamın artırılmasını gerektirdiğini ifade etti. Bu yaklaşımın özellikle Türkiye’nin üretim kapasitesinin güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirten Yalçın, iş gücü politikalarının ülkenin stratejik sektörlerinin ihtiyaçlarıyla daha doğrudan ilişkilendirilmesi gerektiğini savundu. Mesleki eğitim ve istihdam arasında daha güçlü bağ kurulmalı Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın, Türkiye’de iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu becerilerin daha doğru biçimde belirlenmesi gerektiğini söyledi. Stratejik sektörlerin gelecekte ihtiyaç duyacağı niteliklerin ortaya konulmasının ardından eğitim sisteminin de bu ihtiyaçlarla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini belirten Yalçın, meslek liseleri, üniversiteler ve işletmeler arasında doğrudan istihdama yönelik programlar oluşturulmasını önerdi. Bu tür programların yalnızca eğitim vermekle sınırlı kalmaması, mezunların doğrudan iş hayatına geçişini kolaylaştıracak şekilde tasarlanması gerektiğini ifade eden Yalçın, eğitim ile üretim arasındaki bağın güçlendirilmesinin genç işsizliğiyle mücadelede de etkili olabileceğini belirtti. Gençlerin ilk işe geçişi desteklenmeli Genç işsizliğinin yüzde 13,9’a gerilemesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Yalçın, gençlerin eğitimden çalışma hayatına geçiş sürecinin ayrıca desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Yalçın, gençler için ilk işe geçiş desteği uygulanmasını önerirken kamu teşviklerinin de yalnızca istihdamın kısa vadeli olarak artırılmasına değil, kalıcı ve nitelikli istihdam sonuçlarına bağlanması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımın hem gençlerin iş deneyimi kazanmasını kolaylaştırabileceği hem de işletmelerin ihtiyaç duyduğu yeni insan kaynağına daha hızlı ulaşmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Sanayideki istihdam kaybı dikkatle izlenmeli Toplam istihdamda 155 bin kişilik artış yaşanmasına rağmen sanayi sektöründe 121 bin kişilik istihdam kaybı meydana gelmesini özellikle vurgulayan Yalçın, istihdamın sektörel dağılımının Türkiye ekonomisinin geleceği açısından kritik olduğunu belirtti. Sanayi sektörünün üretim, ihracat, teknoloji ve verimlilik açısından stratejik bir konuma sahip olduğunu ifade eden Yalçın, istihdam artışının hangi sektörlerde gerçekleştiğinin ve bunun ekonomik büyümenin niteliğiyle nasıl bir ilişki taşıdığının yakından takip edilmesi gerektiğine işaret etti. Yalçın’ın değerlendirmesine göre Türkiye’nin ihtiyacı, yalnızca istihdam edilen kişi sayısını artıran politikalar değil; üretim kapasitesini, çalışanların gelirini ve verimliliğini aynı anda yükselten kapsamlı bir kalkınma yaklaşımı. “Üretimin niteliğini yükselten bir kalkınma programı” Sedat Yalçın, Türkiye’nin istihdam politikasının sayısal hedeflerin ötesine taşınması gerektiğini belirterek değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı: “Türkiye’nin ihtiyacı istihdamı sayısal olarak büyütmenin ötesinde, üretimin niteliğini yükselten bir kalkınma programıdır.” Yalçın’ın açıklamaları, işsizlik oranındaki gerilemenin olumlu karşılanmasıyla birlikte, Türkiye’nin iş gücü piyasasında daha kapsamlı ve yapısal bir politika ihtiyacına dikkat çekiyor. Bu çerçevede atıl işgücünün azaltılması, işgücüne katılımın güçlendirilmesi, sanayide istihdamın korunması, gençlerin ilk işe geçişinin kolaylaştırılması ve eğitim sisteminin sektörlerin ihtiyaçlarıyla daha güçlü biçimde eşleştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor. Anahtar Parti cephesinden yapılan değerlendirmeye göre sürdürülebilir istihdam politikalarının temel hedefi, yalnızca işsizliği azaltmak değil; aynı zamanda Türkiye’nin üretim gücünü artıran, çalışanların gelir ve refah seviyesini yükselten, kayıtlı ve güvenceli işlerin yaygınlaşmasını sağlayan bir ekonomik yapı oluşturmak olmalı.

Bursa’da Esnaf ve Lokantacılar Alarm Veriyor: Ekonomik Baskı ve Yapısal Kriz Gündemde Haber

Bursa’da Esnaf ve Lokantacılar Alarm Veriyor: Ekonomik Baskı ve Yapısal Kriz Gündemde

Ziyaretin bir nezaket buluşması olmanın ötesinde, giderek derinleşen ekonomik kriz ve yapısal sorunların açık şekilde masaya yatırıldığı kritik bir görüşme olduğu ifade edildi. ESNAF “AYAKTA KALMA MÜCADELESİ” VERİYOR Oda başkanı Mehmet Yasak, Bursa’da özellikle lokantacılar ve küçük işletmelerin artık kâr değil, hayatta kalma mücadelesi verdiğini vurguladı. Yasak, sektörün içine sürüklendiği ekonomik baskıyı şu başlıklarla özetledi: Kontrolsüz artan kira ve işletme maliyetleri Gıda, enerji ve hammadde fiyatlarındaki sürekli yükseliş Vergi ve SGK yüklerinin sürdürülemez hale gelmesi Nitelikli personel bulamama krizi Küçük esnafın büyük zincir market ve restoranlarla rekabet edememesi Finansmana erişimin giderek zorlaşması ve kredi maliyetleri Yasak, mevcut koşulların sürdürülebilir olmadığını belirterek, “Sektör her geçen gün daha da daralıyor” mesajı verdi. KREDİ SİSTEMİ YETERLİ Mİ? Ziyarette en çok tartışılan başlıklardan biri de esnafın finansmana erişimi oldu. Mevcut kredi ve kefalet mekanizmalarının, artan maliyetler karşısında yetersiz kaldığı yönünde değerlendirmeler yapıldığı öğrenildi. Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Bahri Şarlı’nın, esnafın finansal ayakta kalabilmesi için destek mekanizmalarının önemine dikkat çektiği, ancak mevcut ekonomik koşulların kredi geri ödeme yükünü de ağırlaştırdığı ifade edildi. “ESNAF YOK OLURSA ŞEHİR DE KAYBEDER” UYARISI BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve Yönetim Kurulu Üyesi Fahrettin Tüccaroğlu’nun, küçük esnafın şehir ekonomisinin temel taşı olduğuna vurgu yaptığı belirtildi. Ancak görüşmede, esnafın giderek piyasadan çekilmesi durumunda sadece ekonomik değil, sosyal yapının da ciddi zarar göreceği uyarısı yapıldı. TEŞEKKÜR AÇIKLAMASININ ÖTESİNDE SORUN VURGUSU Oda başkanı Mehmet Yasak, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada teşekkür ifadesinin yanı sıra sektörün içinde bulunduğu tabloya da dikkat çekti: “Bugün odamızı ziyaret ederek bizleri onurlandıran Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Sayın Bahri Şarlı’ya, BESOB Başkanımız Sayın Fahrettin Bilgit’e ve Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Fahrettin Tüccaroğlu’na nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum.” Ancak kulislerde, esnafın asıl beklentisinin “teşekkür değil, somut çözüm adımları” olduğu konuşuluyor. ESNAFIN ACİL TALEPLERİ Görüşmede dile getirilen başlıca çözüm talepleri şu şekilde sıralandı: Vergi ve SGK yüklerinin acilen yeniden düzenlenmesi Enerji, kira ve gıda maliyetlerinde acil dengeleyici adımlar KOBİ ve küçük esnaf için özel destek paketlerinin artırılması Zincir işletmeler karşısında yerel esnafın korunması Mesleki eğitim ve nitelikli personel desteği programları SEKTÖRDE DERİNLEŞEN KRİZ Esnaf temsilcileri, mevcut ekonomik koşulların devam etmesi halinde çok sayıda küçük işletmenin kapanma riskiyle karşı karşıya kalacağını, bunun da hem istihdam hem de yerel ekonomi açısından ciddi sonuçlar doğuracağını ifade etti. SONUÇ: KRİZ DERİNLEŞİYOR, BEKLENTİ BÜYÜYOR Bursa’da yapılan bu görüşme, esnaf ve sanatkârların yaşadığı ekonomik sıkışmanın artık kritik seviyeye ulaştığını bir kez daha gözler önüne serdi. Sektör temsilcileri, çözüm adımlarının gecikmesi halinde krizin daha da derinleşeceği uyarısında bulundu.

Hüseyin Özdilek MTAL’de “Tarihten Gelen Gardırop ve Kostüm Defilesi” Büyük İlgi Gördü Haber

Hüseyin Özdilek MTAL’de “Tarihten Gelen Gardırop ve Kostüm Defilesi” Büyük İlgi Gördü

Bursa’da mesleki eğitim alanında gerçekleştirdiği çalışmalarla dikkat çeken Hüseyin Özdilek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 21 Mayıs tarihinde düzenlediği “Tarihten Gelen Gardırop ve Kostüm Defilesi” ile sanat, kültür ve modayı aynı sahnede buluşturdu. Moda Tasarım Bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan özel etkinlik, izleyicilerden büyük beğeni toplarken, öğrencilerin yaratıcılıklarını ve mesleki becerilerini sergilemeleri açısından da önemli bir organizasyon olarak öne çıktı. Okulun konferans ve etkinlik alanında gerçekleştirilen programa eğitim camiası, iş dünyası temsilcileri, sektör profesyonelleri ve davetliler yoğun ilgi gösterdi. Etkinlik boyunca salonu dolduran izleyiciler, öğrencilerin aylar süren emeğiyle hazırlanan tasarımları büyük bir dikkat ve hayranlıkla takip etti. Halk Oyunları Gösterileri Etkinliğe Renk Kattı Program, defile öncesinde sahne alan halk oyunları ekiplerinin gösterileriyle başladı. Geleneksel kültürü yansıtan performanslar izleyenlerden uzun süre alkış aldı. Renkli kostümler ve ritmik figürlerle sahnelenen gösteriler, etkinliğin atmosferine coşku katarken kültürel mirasın yaşatılmasının önemine de vurgu yaptı. Öğrencilerin sahne enerjisi ve ekip uyumu dikkat çekerken, salonda bulunan davetliler gösterileri cep telefonlarıyla kaydederek bu özel anları ölümsüzleştirdi. Programın açılış bölümü, ilerleyen saatlerde gerçekleştirilecek moda gösterisinin de habercisi niteliğinde oldu. Bursa’nın Kültürel Değerleri Tasarımlara Yansıdı Defilenin ilk bölümü olan “Tarihten Gelen Gardırop” teması kapsamında Bursa’nın tarihi ve kültürel değerlerinden ilham alan tasarımlar sahnelendi. Moda Tasarım Bölümü öğrencilerinin hazırladığı kıyafetlerde Bursa’nın geleneksel dokusu modern çizgilerle yeniden yorumlandı. Özellikle dantel işlemeleri, Osmanlı esintileri taşıyan detaylar, geleneksel motifler ve el işçiliği ön plana çıktı. Kumaş seçimlerinden aksesuar kullanımına kadar her ayrıntının titizlikle hazırlandığı tasarımlar, izleyiciler tarafından büyük ilgi gördü. Sahne ışıkları altında sergilenen kıyafetler, Bursa’nın tarihsel kimliğini estetik bir bakış açısıyla yeniden canlandırdı. Defile boyunca öğrencilerin yalnızca teknik becerileri değil, aynı zamanda kültürel değerlere olan duyarlılıkları da takdir topladı. Tasarımların her biri, geçmişten günümüze uzanan kültürel mirası moda diliyle anlatan birer sanat eseri niteliği taşıdı. Hacivat ve Karagöz Temalı Kostümler Büyük Alkış Aldı Etkinliğin ikinci bölümünde ise öğrencilerin kostüm tasarım derslerinde hazırladığı özgün çalışmalar sergilendi. Kostüm Defilesi adı altında gerçekleştirilen sunumda birbirinden farklı konseptlerde hazırlanan kıyafetler sahne aldı. Özellikle Bursa’nın simgeleri arasında yer alan Hacivat ve Karagöz karakterlerinden ilham alınarak hazırlanan kostümler, izleyicilerin en çok dikkatini çeken çalışmalar arasında yer aldı. Geleneksel Türk gölge oyununun ikonik figürleri modern tasarım anlayışıyla yorumlanırken, kostümlerde kullanılan renkler, aksesuarlar ve detaylar sahnede görsel bir şölen oluşturdu. Öğrencilerin yaratıcılıklarını ortaya koyduğu kostümler, hem geleneksel sanatlara dikkat çekti hem de çağdaş moda anlayışıyla kültürel öğelerin nasıl harmanlanabileceğini gösterdi. Genç Tasarımcıların Emeği Alkışlandı Defilede sergilenen tüm çalışmalar, Hüseyin Özdilek MTAL Moda Tasarım Alanı’nın 10, 11 ve 12. sınıf öğrencileri tarafından hazırlandı. Öğrenciler, Moda Tasarım öğretmenlerinin rehberliğinde yürüttükleri çalışmalarla hem teknik bilgi hem de sahne deneyimi kazanma fırsatı elde etti. Tasarımların hazırlanma sürecinde çizim aşamasından kumaş seçimine, dikimden prova süreçlerine kadar her detay öğrenciler tarafından titizlikle yürütüldü. Defile sonunda sahneye çıkan öğrenciler ve öğretmenler, davetliler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Etkinlik, öğrencilerin özgüvenlerini artırırken aynı zamanda mesleki gelişimlerine de önemli katkı sundu. Eğitimciler, bu tür organizasyonların öğrencilerin yeteneklerini keşfetmeleri ve sektörel deneyim kazanmaları açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Protokol ve Sektör Temsilcilerinden Yoğun Katılım Programa birçok önemli isim de katılım sağladı. Etkinlikte Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun, Emir Ali Tasarım Ekibi, Vanelli Tekstil’den Pınar Bayraktar, Els Lift işletmesi sahibi ve eski BOSİAD Başkanı Abdullah Bayrak, BUTTİM Yönetim Kurulu Başkanı Gülten Demirvarol, BOSİAD Başkanı Rasim Çağan’ın asistanı Güzin Özdemir ile BOSİAD Z Meclisi Danışmanı, profesyonel koç, eğitmen ve yazar İpek Gezer yer aldı. Katılımcılar öğrencilerin hazırladığı koleksiyonları dikkatle inceleyerek genç tasarımcıların çalışmalarını takdir etti. Sektör temsilcileri, öğrencilerin ortaya koyduğu yaratıcılık ve teknik yeterlilikten duydukları memnuniyeti dile getirirken, mesleki eğitimin önemine de vurgu yaptı. Sanat, Kültür ve Eğitimi Buluşturan Örnek Organizasyon “Tarihten Gelen Gardırop ve Kostüm Defilesi”, yalnızca bir moda etkinliği olmanın ötesinde kültürel değerlerin genç nesiller aracılığıyla yaşatıldığı özel bir organizasyon olarak değerlendirildi. Öğrencilerin hazırladığı tasarımlar sayesinde geçmişin estetik anlayışı modern moda diliyle yeniden yorumlandı. Katılımcılar tarafından büyük beğeni toplayan etkinlik, Hüseyin Özdilek Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin sanatsal ve mesleki eğitim alanındaki başarısını bir kez daha ortaya koydu. Görsel zenginliği, kültürel teması ve öğrencilerin profesyonel seviyedeki çalışmalarıyla dikkat çeken defile, izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.