SON DAKİKA
Hava Durumu

#Saadet Partisi

Bursailkhaber - Saadet Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Saadet Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milli Görüş Ülkenin Teminatıdır! Haber

Milli Görüş Ülkenin Teminatıdır!

Türkiye’nin, demokrasi tarihine kara lekeler olarak geçen darbe ve muhtıraların ağır sonuçlarını defalarca yaşadığını söyleyen Yurtsever, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden başlayarak 12 Mart 1971 muhtırasına, 12 Eylül 1980 darbesinden 28 Şubat sürecine, 27 Nisan e-muhtırasından 15 Temmuz 2016 darbe girişimine kadar uzanan tüm müdahalelerin ortak noktasının millet iradesini hedef alması olduğunu dile getirdi. “Darbeler Milletin Geleceğini Hedef Almıştır” Her darbenin farklı yöntemlerle gerçekleştirildiğini ancak sonuçlarının toplum açısından benzer olduğunu belirten Yurtsever, şunları kaydetti: “Türkiye, yakın tarihinde darbelerden, muhtıralardan ve vesayet girişimlerinden büyük acılar yaşamış bir ülkedir. 27 Mayıs’tan 12 Mart’a, 12 Eylül’den 28 Şubat’a, 27 Nisan’dan 15 Temmuz’a kadar yaşanan her müdahale; farklı yöntemler kullanmış olsa da ortak olarak millet iradesini hedef almıştır.” Darbelerin yalnızca hükümet değişikliklerinden ibaret olmadığını vurgulayan Yurtsever, her darbe döneminde demokrasinin yara aldığını, hukuk devletinin zayıfladığını ve temel hak ve özgürlüklerin ciddi biçimde sınırlandırıldığını söyledi. Darbelerin ekonomik ve sosyal hayatta da ağır tahribatlara yol açtığını belirten Yurtsever, Türkiye’nin kalkınma sürecinin kesintiye uğradığını ve toplumsal kutuplaşmanın derinleştiğini ifade etti. “Demokrasiye Vurulan Her Darbe, Milletin Geleceğinden Çalınan Yıllardır” Yurtsever, darbelerin Türkiye’nin siyasi ve ekonomik gelişimine uzun yıllar boyunca zarar verdiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Darbeler hiçbir zaman yalnızca hükümetleri değiştirmemiştir. Her darbe döneminde demokrasi yara almış, hukuk devleti zayıflamış, temel hak ve özgürlükler kısıtlanmış, ekonomik ve sosyal hayat ağır bedeller ödemiştir. Türkiye’nin kalkınma yolculuğu kesintiye uğramış, toplumsal kutuplaşma derinleşmiş ve milletimizin geleceğinden yıllar çalınmıştır.” Saadet Partisi’nin siyasi duruşunun ilkeler temelinde şekillendiğini belirten Yurtsever, hangi görüşten ya da hangi kesimden gelirse gelsin, her türlü darbe ve vesayet girişimine karşı olduklarının altını çizdi. “İyi Darbe-Kötü Darbe Ayrımını Kabul Etmiyoruz” Demokratik toplumlarda siyasi meşruiyetin yegâne kaynağının milletin sandıkta ortaya koyduğu irade olduğunu ifade eden Yurtsever, siyasi mücadelelerin çözüm adresinin demokrasi ve hukuk olduğunu söyledi. “Saadet Partisi olarak ilkesel duruşumuz; kimden gelirse gelsin, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın bütün darbelere ve vesayet girişimlerine karşı olmaktır. Çünkü biz milletin iradesine bağlıyız. Demokratik toplumlarda iktidarların meşruiyet kaynağı sandıktır. Siyasi mücadelelerin adresi demokrasi, çözümün yolu hukuk, istişare ve millet iradesidir.” Darbeler arasında ayrım yapılmasının doğru olmadığını belirten Yurtsever, tarihin hiçbir dönemindeki antidemokratik müdahalenin meşru görülemeyeceğini ifade etti. “Bu sebeple darbeler arasında ‘iyi darbe-kötü darbe’ ayrımı yapılmasını doğru bulmuyoruz. 27 Mayıs da yanlıştır, 12 Mart da yanlıştır, 12 Eylül de yanlıştır, 28 Şubat da yanlıştır, 27 Nisan da yanlıştır, 15 Temmuz da yanlıştır. Millet iradesini hedef alan her müdahale, aynı şekilde demokrasiye ve hukuk devletine yönelmiş bir saldırıdır.” “Milli Görüş Hareketi Demokrasi ve Sivil Siyasetin Yanında Yer Almıştır” Milli Görüş hareketinin kuruluşundan bu yana vesayetçi anlayışlara karşı demokratik siyaseti savunduğunu dile getiren Yurtsever, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ortaya koyduğu siyasi anlayışın da sorunların diyalog ve uzlaşı yoluyla çözülmesini esas aldığını ifade etti. “Milli Görüş hareketi, siyasi hayatı boyunca vesayetçi anlayışlara karşı durmuş, demokrasiyi ve sivil siyaseti savunmuştur. Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ortaya koyduğu anlayış da sorunların baskıyla değil diyalogla, çatışmayla değil uzlaşmayla, vesayetle değil millet iradesiyle çözülmesini esas almıştır.” “Türkiye’nin İhtiyacı Daha Güçlü Demokrasi ve Hukuk Devletidir” Türkiye’nin geleceği açısından daha güçlü demokratik kurumlara ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Yurtsever, yeni siyasi gerilimlerin ve kutuplaşmaların ülkeye fayda sağlamayacağını belirtti. Hukuk devletinin güçlendirilmesi, bağımsız kurumların korunması ve sivil siyasetin etkinliğinin artırılmasının önemine dikkat çekti. “Bugün Türkiye’nin ihtiyacı yeni gerilimler değil; daha güçlü demokrasi, daha güçlü hukuk devleti, daha bağımsız kurumlar ve daha güçlü bir sivil siyasettir.” Açıklamasının sonunda geçmişten ders çıkarılması gerektiğini vurgulayan Yurtsever, gelecek nesillerin bir daha darbe sabahlarına uyanmaması temennisinde bulundu. “Geçmişten çıkarılması gereken en önemli ders şudur: Bir daha hiçbir nesil darbe sabahına uyanmamalıdır. Saadet Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de demokrasinin, hukukun ve millet iradesinin yanında olmaya devam edeceğiz.” Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever’in açıklamaları, Türkiye’nin demokratik kazanımlarının korunması ve millet iradesine yönelik her türlü müdahaleye karşı ortak bir demokratik bilinç oluşturulması gerektiği yönündeki çağrıyı bir kez daha gündeme taşıdı.

SEÇİMİN GÖZDE VAADİ KAYIP MI? KARACABEY'DE AVM SÖZÜ HÂLÂ ORTADA YOK Haber

SEÇİMİN GÖZDE VAADİ KAYIP MI? KARACABEY'DE AVM SÖZÜ HÂLÂ ORTADA YOK

Karacabey'de 2024 Yerel Seçimleri öncesinde kamuoyuna büyük bir kararlılıkla duyurulan Alışveriş Merkezi (AVM) projesi, seçimlerin ardından geçen süreye rağmen hiçbir somut ilerleme görülmemesi nedeniyle yeniden tartışmaların odağına yerleşti. Seçim döneminin en dikkat çeken projelerinden biri olarak tanıtılan yatırımın akıbeti belirsizliğini korurken, Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, Belediye Başkanı Fatih Karabatı'nı kamuoyu önünde hesap vermeye çağırdı. Seçim meydanlarında Karacabey'e büyük yatırımlar yapılacağı anlatıldı. İlçenin çehresini değiştirecek projelerden söz edildi. Gençlerin sosyal yaşamına yeni bir soluk kazandıracağı belirtilen AVM projesi, seçim kampanyasının en çok öne çıkarılan vaatlerinden biri oldu. Vatandaşlardan destek istenirken, "Karacabey kazanacak", "Gençlerimiz artık çevre ilçelere gitmeyecek", "Yeni yatırımlar ilçemize değer katacak" denildi. Sandıkta bu vaatlerle güven istendi. Millet de bu sözlere inanarak tercihini yaptı. Ancak seçimlerin ardından geçen süreçte ortaya çıkan tablo, seçim meydanlarında çizilen tabloyla örtüşmedi. Bugün gelinen noktada kamuoyunun karşısında ne yükselen bir inşaat bulunuyor, ne atılmış bir temel, ne açıklanmış bir ihale süreci, ne yatırım takvimi ne de vatandaşın merakını giderecek ayrıntılı ve şeffaf bir bilgilendirme... Karacabey halkı şimdi çok net soruların cevabını bekliyor: AVM projesi bugün hangi aşamadadır? Projenin finansmanı sağlanmış mıdır? İhale yapılmış mıdır? Yatırımcı belli midir? Temel ne zaman atılacaktır? Yoksa seçim meydanlarında büyük umutlarla anlatılan bu proje, seçim sonrasında sessizce rafa mı kaldırılmıştır? Karacabey'de artık vatandaşın sabrı tükenmektedir. Gençler sosyal medya paylaşımlarını değil, iş makinelerini görmek istemektedir. Afişlerde yazan sloganları değil, yükselen binaları görmek istemektedir. Basın açıklamalarını değil, sahadaki çalışmaları görmek istemektedir. Çünkü seçim döneminde verilen sözler, alkış almak için kurulmuş cümleler değildir. Her vaat, millete verilmiş bir taahhüttür. Ve her taahhüt, yerine getirilmediği takdirde kamu vicdanında sorgulanır. Karacabey'de bugün asıl ihtiyaç duyulan şey yeni vaatler değil, geçmişte verilen sözlerin akıbetine ilişkin açık, şeffaf ve doyurucu bir açıklamadır. Sessizlik uzadıkça soru işaretleri de büyümektedir. Ortada görünür bir çalışma olmaması ise kamuoyunda "Bu proje gerçekten hayata geçirilecek mi?" sorusunu her geçen gün daha yüksek sesle gündeme taşımaktadır. "KARACABEY HALKI CEVAP BEKLİYOR" Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu: "Karacabey halkı seçim döneminde verilen sözlerin takipçisidir. Milletin oyunu alırken büyük bir kararlılıkla ifade edilen projelerin, seçimden sonra unutulmasını kabul etmek mümkün değildir. Eğer proje devam ediyorsa hangi aşamada olduğu açıkça açıklanmalıdır. Eğer gecikme varsa nedenleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk, belediyeciliğin vazgeçilmez ilkeleridir." Koçak, Belediye Başkanı Fatih Karabatı'ya şu soruları yöneltti: AVM projesi hangi aşamadadır? Finansman tamamlanmış mıdır? İhale süreci başlatılmış mıdır? Temel atma tarihi belirlenmiş midir? Kamuoyu neden bugüne kadar ayrıntılı olarak bilgilendirilmemiştir? "VAATLERİN DEĞİL, İCRAATLARIN KONUŞULDUĞU BİR KARACABEY İSTİYORUZ" Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı olarak Belediye Başkanı Sayın Fatih Karabatı'nı seçim döneminde kamuoyuna verdiği sözler hakkında kapsamlı ve şeffaf bir açıklama yapmaya, AVM projesinin mevcut durumunu tüm ayrıntılarıyla paylaşmaya ve Karacabey halkının beklentilerine somut adımlarla cevap vermeye davet ediyoruz. Bizler muhalefet görevimizi, siyasi polemik üretmek için değil; millet adına verilen sözlerin takipçisi olmak, kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını istemek ve vatandaşın beklentilerini gündemde tutmak için sürdüreceğiz. Karacabey halkı unutmaz. Gençler unutmaz. Sandıkta verilen sözleri de, tutulmayan vaatleri de günü geldiğinde yine millet değerlendirecektir.

Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Cihangir Dinç: “Halk Eğitim Merkezi İlçe Merkezinde Olmalı” Haber

Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Cihangir Dinç: “Halk Eğitim Merkezi İlçe Merkezinde Olmalı”

Halk Eğitim Merkezlerinin yalnızca kurs verilen kurumlar olmadığını ifade eden Dinç, bu merkezlerin meslek edinmek, kişisel gelişimini sağlamak ve ekonomik hayata katılmak isteyen vatandaşlar için önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi. Özellikle kadınların yoğun olarak yararlandığı kursların, bireysel gelişimin yanı sıra aile ekonomisine de önemli katkılar sağladığını belirtti. "KURSİYERLERİN BÜYÜK BÖLÜMÜ KADINLARDAN OLUŞUYOR" Gemlik Halk Eğitim Merkezi'nde eğitim alan kursiyerlerin önemli bir bölümünü kadınların oluşturduğunu ifade eden Cihangir Dinç, mevcut yerleşim alanının ilçe merkezine uzak olması nedeniyle birçok vatandaşın kurslara katılım konusunda zorluk yaşadığını söyledi. Dinç, "Halk Eğitim Merkezleri hayat boyu öğrenme anlayışının en önemli uygulama alanlarından biridir. Burada verilen kurslar sayesinde kadınlarımız hem yeni meslekler öğreniyor hem de ekonomik anlamda üretime katkı sunabiliyor. Ancak merkezin ilçe merkezine uzak bir noktada bulunması, özellikle ulaşım imkânları kısıtlı olan vatandaşlarımız için ciddi mağduriyetler oluşturuyor" dedi. "KADINLARIN EĞİTİME ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIRILMALI" Kadınların sosyal ve ekonomik yaşamda daha aktif rol alabilmesi için eğitim imkanlarına ulaşımın kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Dinç, Halk Eğitim Merkezi'nin konumunun yeniden değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Özellikle ev hanımlarının ve çalışan kadınların kurslara katılım konusunda zaman ve ulaşım açısından çeşitli sorunlarla karşılaştığını belirten Dinç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Meslek edinmek, kendisini geliştirmek veya aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla Halk Eğitim Merkezi kurslarına katılan kadınlarımızın önündeki ulaşım engelleri kaldırılmalıdır. Eğitim hizmetlerinin vatandaşın ayağına götürülmesi gerekirken, vatandaşlarımızın eğitim hizmetlerine ulaşmakta zorlanması kabul edilebilir bir durum değildir." "HALK EĞİTİM MERKEZİ GEMLİK'İN KALBİNDE OLMALI" Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Cihangir Dinç, Halk Eğitim Merkezi'nin ilçe merkezinde hizmet vermesinin hem kurslara olan ilgiyi artıracağını hem de daha fazla vatandaşın bu hizmetlerden yararlanmasını sağlayacağını ifade etti. İlçe merkezinde ulaşım açısından daha avantajlı bir noktada hizmet verecek bir Halk Eğitim Merkezi'nin, eğitimde fırsat eşitliğine de önemli katkılar sunacağını belirten Dinç, merkezin yalnızca bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda sosyal dayanışma ve üretimin önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. YETKİLİLERE ÇAĞRI Açıklamasında yetkililere çağrıda bulunan Cihangir Dinç, Gemlik'teki vatandaşların taleplerinin dikkate alınmasını isteyerek şunları kaydetti: "Kadınlarımızın, gençlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın eğitim hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesi için Halk Eğitim Merkezi'nin ilçe merkezinde hizmet vereceği yeni bir düzenleme yapılmalıdır. Bu konuda ilgili kurumlarımızı gerekli çalışmaları başlatmaya davet ediyoruz." EĞİTİME YAPILAN YATIRIM TOPLUMA YAPILAN YATIRIMDIR Saadet Partisi Gemlik İlçe Başkanı Cihangir Dinç, eğitimin toplumun her kesimine kolay ve eşit şekilde ulaştırılmasının sosyal kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, Halk Eğitim Merkezlerinin daha erişilebilir hale getirilmesinin Gemlik'in sosyal ve ekonomik gelişimine de önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Dinç, özellikle kadınların mesleki ve kişisel gelişimlerine destek olacak projelerin önünün açılması gerektiğini vurgulayarak, eğitim imkanlarının vatandaşların yaşamlarını kolaylaştıracak şekilde planlanmasının kamu hizmeti anlayışının önemli bir gereği olduğunu sözlerine ekledi.

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.