SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şeffaflık

Bursailkhaber - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SEÇİMİN GÖZDE VAADİ KAYIP MI? KARACABEY'DE AVM SÖZÜ HÂLÂ ORTADA YOK Haber

SEÇİMİN GÖZDE VAADİ KAYIP MI? KARACABEY'DE AVM SÖZÜ HÂLÂ ORTADA YOK

Karacabey'de 2024 Yerel Seçimleri öncesinde kamuoyuna büyük bir kararlılıkla duyurulan Alışveriş Merkezi (AVM) projesi, seçimlerin ardından geçen süreye rağmen hiçbir somut ilerleme görülmemesi nedeniyle yeniden tartışmaların odağına yerleşti. Seçim döneminin en dikkat çeken projelerinden biri olarak tanıtılan yatırımın akıbeti belirsizliğini korurken, Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, Belediye Başkanı Fatih Karabatı'nı kamuoyu önünde hesap vermeye çağırdı. Seçim meydanlarında Karacabey'e büyük yatırımlar yapılacağı anlatıldı. İlçenin çehresini değiştirecek projelerden söz edildi. Gençlerin sosyal yaşamına yeni bir soluk kazandıracağı belirtilen AVM projesi, seçim kampanyasının en çok öne çıkarılan vaatlerinden biri oldu. Vatandaşlardan destek istenirken, "Karacabey kazanacak", "Gençlerimiz artık çevre ilçelere gitmeyecek", "Yeni yatırımlar ilçemize değer katacak" denildi. Sandıkta bu vaatlerle güven istendi. Millet de bu sözlere inanarak tercihini yaptı. Ancak seçimlerin ardından geçen süreçte ortaya çıkan tablo, seçim meydanlarında çizilen tabloyla örtüşmedi. Bugün gelinen noktada kamuoyunun karşısında ne yükselen bir inşaat bulunuyor, ne atılmış bir temel, ne açıklanmış bir ihale süreci, ne yatırım takvimi ne de vatandaşın merakını giderecek ayrıntılı ve şeffaf bir bilgilendirme... Karacabey halkı şimdi çok net soruların cevabını bekliyor: AVM projesi bugün hangi aşamadadır? Projenin finansmanı sağlanmış mıdır? İhale yapılmış mıdır? Yatırımcı belli midir? Temel ne zaman atılacaktır? Yoksa seçim meydanlarında büyük umutlarla anlatılan bu proje, seçim sonrasında sessizce rafa mı kaldırılmıştır? Karacabey'de artık vatandaşın sabrı tükenmektedir. Gençler sosyal medya paylaşımlarını değil, iş makinelerini görmek istemektedir. Afişlerde yazan sloganları değil, yükselen binaları görmek istemektedir. Basın açıklamalarını değil, sahadaki çalışmaları görmek istemektedir. Çünkü seçim döneminde verilen sözler, alkış almak için kurulmuş cümleler değildir. Her vaat, millete verilmiş bir taahhüttür. Ve her taahhüt, yerine getirilmediği takdirde kamu vicdanında sorgulanır. Karacabey'de bugün asıl ihtiyaç duyulan şey yeni vaatler değil, geçmişte verilen sözlerin akıbetine ilişkin açık, şeffaf ve doyurucu bir açıklamadır. Sessizlik uzadıkça soru işaretleri de büyümektedir. Ortada görünür bir çalışma olmaması ise kamuoyunda "Bu proje gerçekten hayata geçirilecek mi?" sorusunu her geçen gün daha yüksek sesle gündeme taşımaktadır. "KARACABEY HALKI CEVAP BEKLİYOR" Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanı Zeynel Abidin Koçak, yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu: "Karacabey halkı seçim döneminde verilen sözlerin takipçisidir. Milletin oyunu alırken büyük bir kararlılıkla ifade edilen projelerin, seçimden sonra unutulmasını kabul etmek mümkün değildir. Eğer proje devam ediyorsa hangi aşamada olduğu açıkça açıklanmalıdır. Eğer gecikme varsa nedenleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk, belediyeciliğin vazgeçilmez ilkeleridir." Koçak, Belediye Başkanı Fatih Karabatı'ya şu soruları yöneltti: AVM projesi hangi aşamadadır? Finansman tamamlanmış mıdır? İhale süreci başlatılmış mıdır? Temel atma tarihi belirlenmiş midir? Kamuoyu neden bugüne kadar ayrıntılı olarak bilgilendirilmemiştir? "VAATLERİN DEĞİL, İCRAATLARIN KONUŞULDUĞU BİR KARACABEY İSTİYORUZ" Saadet Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı olarak Belediye Başkanı Sayın Fatih Karabatı'nı seçim döneminde kamuoyuna verdiği sözler hakkında kapsamlı ve şeffaf bir açıklama yapmaya, AVM projesinin mevcut durumunu tüm ayrıntılarıyla paylaşmaya ve Karacabey halkının beklentilerine somut adımlarla cevap vermeye davet ediyoruz. Bizler muhalefet görevimizi, siyasi polemik üretmek için değil; millet adına verilen sözlerin takipçisi olmak, kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını istemek ve vatandaşın beklentilerini gündemde tutmak için sürdüreceğiz. Karacabey halkı unutmaz. Gençler unutmaz. Sandıkta verilen sözleri de, tutulmayan vaatleri de günü geldiğinde yine millet değerlendirecektir.

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Fatih Gümüş’ten Sert Çıkış: “Yönetici Atamalarında Çifte Standart Eğitimde Adalet Duygusunu Yaralıyor” Haber

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Fatih Gümüş’ten Sert Çıkış: “Yönetici Atamalarında Çifte Standart Eğitimde Adalet Duygusunu Yaralıyor”

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Fatih Gümüş, eğitim kurumlarında yönetici görevlendirme süreçlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak özellikle proje okullarındaki yönetici atamalarında yaşandığını ifade ettiği belirsizliklere ve uygulama farklılıklarına sert tepki gösterdi. Eğitim sisteminin temel taşlarından biri olan okul yönetimlerinin; kişisel değerlendirmeler, subjektif tercihler veya belirsiz uygulamalarla değil, hukuk, liyakat, şeffaflık ve fırsat eşitliği ilkeleri doğrultusunda şekillenmesi gerektiğini belirten Gümüş, yönetici atamalarında tüm eğitim çalışanları için aynı kuralların geçerli olması gerektiğini vurguladı. Fatih Gümüş yaptığı açıklamada, Türkiye genelinde eğitim kurumlarında yönetici olabilmek isteyen binlerce öğretmenin ciddi bir süreçten geçtiğine dikkat çekerek, "Eğitim çalışanlarımız yıllarını mesleklerine vermekte, yönetici olabilmek için belirlenen sınavlara girmekte, eğitim programlarına katılmakta, çeşitli değerlendirme süreçlerinden geçmekte ve büyük bir rekabet içerisinde görev almak için mücadele etmektedir. Bu süreçlerin elbette geliştirilmesi gereken yönleri olabilir ancak en azından belirli kurallara, ölçülebilir kriterlere ve herkes için geçerli olan bir sisteme dayanmaktadır." ifadelerini kullandı. “Aynı görev için farklı uygulamalar kabul edilemez” Proje okullarındaki yönetici görevlendirme süreçlerinin diğer eğitim kurumlarından farklı ilerlediğini belirten Gümüş, burada objektif, açık ve denetlenebilir kriterlerin bulunmamasının eğitim camiasında ciddi soru işaretlerine neden olduğunu dile getirdi. Gümüş, "Bir tarafta yazılı sınavlara giren, eğitimlere katılan, değerlendirmelerden geçen ve belirli kriterleri yerine getirmeye çalışan binlerce eğitimci bulunmaktadır. Diğer tarafta ise aynı sorumluluk ve yetkiye sahip yönetim görevlerine farklı yöntemlerle yapılan görevlendirmeler söz konusu olabilmektedir. Bu durum doğal olarak eğitim çalışanlarımız arasında adalet duygusunun sorgulanmasına yol açmaktadır." dedi. Eğitim yönetiminde güven ortamının ancak eşitlik ve şeffaflıkla sağlanabileceğini belirten Gümüş, "Aynı göreve talip olan eğitimciler arasında farklı değerlendirme yöntemlerinin uygulanması, çalışma barışını olumsuz etkiler. Eğitim çalışanları kendileri için ayrıcalık istemiyor; yalnızca herkes için aynı şekilde uygulanan adil bir sistem talep ediyor." açıklamasında bulundu. “Belirsizlik kurumsal huzuru zedeliyor” Proje okullarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerin görevlendirme süreçlerine ilişkin kamuoyunda yeterli açıklık bulunmadığını ifade eden Fatih Gümüş, belirsizliğin eğitim kurumlarında motivasyon kaybına neden olduğunu söyledi. Gümüş açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: "Bir eğitim kurumunda görev yapan yöneticilerin hangi kriterlere göre belirlendiği, görev sürelerinin nasıl değerlendirildiği, kimlerin hangi gerekçelerle göreve devam ettiği veya görevden ayrıldığı açık ve anlaşılır olmalıdır. Şeffaf olmayan her uygulama, beraberinde soru işaretlerini getirir. Eğitim çalışanlarının emeğinin, tecrübesinin ve mesleki birikiminin hangi ölçütlerle değerlendirildiğini bilmesi gerekir." "Belirsizliğin olduğu yerde güven ortamı oluşmaz. Güvenin olmadığı bir çalışma ortamında ise kurumsal aidiyet zayıflar, motivasyon düşer ve eğitim kalitesi bundan doğrudan etkilenir." “Eğitimde kalite, liyakatli kadrolarla mümkündür” Eğitimde başarının yalnızca fiziki yatırımlar veya akademik hedeflerle değil, aynı zamanda nitelikli ve liyakat sahibi yöneticilerle mümkün olacağını ifade eden Türk Eğitim-Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Fatih Gümüş, yönetici belirleme süreçlerinde temel alınması gereken ilkeleri sıraladı. Gümüş, "Eğitim kurumlarını yönetecek kişilerin belirlenmesinde esas alınması gereken kriterler bellidir. Mesleki deneyim, başarı, eğitim, yönetim becerisi, objektif değerlendirme ve liyakat temel ölçütler olmalıdır. Kişiye göre değişen, önceden bilinmeyen veya denetlenemeyen uygulamalar eğitim sistemine zarar verir." diye konuştu. Türk Eğitim-Sen’den çağrı: “Proje okullarında da objektif sistem uygulanmalı” Türk Eğitim-Sen olarak taleplerinin açık ve net olduğunu belirten Gümüş, proje okullarında yapılacak yönetici görevlendirmelerinin de diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi belirli kurallara bağlanması gerektiğini söyledi. Fatih Gümüş, "Proje okullarındaki yönetici görevlendirmelerinde de eğitim, değerlendirme ve atama süreçleri şeffaf hale getirilmelidir. Eğitim çalışanlarının geleceğini etkileyen bu kadar önemli görevler; kişisel takdirlerle değil, ölçülebilir başarı kriterleri, liyakat ve hukuk çerçevesinde belirlenmelidir." ifadelerini kullandı. “Adalet ayrıcalık değil, eşit uygulamadır” Açıklamasının sonunda adalet ve eşitlik vurgusu yapan Gümüş, eğitim çalışanlarının beklentisinin ayrıcalık değil, herkes için geçerli olan adil bir sistem olduğunu belirtti. Gümüş şu ifadeleri kullandı: "Adalet, bir kesime sağlanan ayrıcalık değildir. Adalet; kuralların herkes için aynı şekilde uygulanmasıdır. Eğitim çalışanlarımızın beklentisi de budur. Kimse özel bir uygulama istemiyor. İstenen şey; emeğin, tecrübenin ve liyakatin karşılık bulduğu, güven veren ve herkes tarafından kabul edilen bir yönetici atama sistemidir." Türk Eğitim-Sen Bursa 2 Nolu Şube Başkanı Fatih Gümüş, eğitimde kalite ve çalışma barışının korunması için yönetici görevlendirme süreçlerinin yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, konunun takipçisi olacaklarını kamuoyuna duyurdu.

Hürriyetçi Sendikalar’dan 1 Mayıs Mesajı: “Kamu Çalışanları Yük Değil, Ülkenin Yükünü Taşıyan Güçtür” Haber

Hürriyetçi Sendikalar’dan 1 Mayıs Mesajı: “Kamu Çalışanları Yük Değil, Ülkenin Yükünü Taşıyan Güçtür”

Açıklamada, 1 Mayıs’ın yalnızca bir kutlama günü değil; aynı zamanda emekçilerin sorunlarının dile getirildiği ve çözüm taleplerinin yükseltildiği önemli bir tarih olduğu vurgulandı. “Emeğin Değeri Teslim Edilmeli” Genç, emeğin, fedakârlığın ve üretimin toplumun temel yapı taşları olduğunu belirterek, adaletin ve liyakatin esas alınmadığı bir çalışma düzeninin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Güçlü bir kamu yapısının ancak hakkaniyetli bir çalışma sistemiyle mümkün olabileceğini dile getirdi. Türkiye genelinde kamu çalışanlarının büyük bir özveriyle görev yaptığını vurgulayan Genç, çalışanların yalnızca masa başında değil; zorlu doğa koşullarında, üretim alanlarında ve riskli görevlerde de aktif olarak hizmet verdiğini hatırlattı. Açıklamada, kamu görevlilerinin tarladan laboratuvara, ameliyathaneden afet sahalarına kadar geniş bir alanda fedakârca çalıştığına dikkat çekildi. “Açık Alanda Çalışanlar Tükenme Noktasında” Özellikle sahada görev yapan personelin ağır iş yükü, yetersiz kadro ve dengesiz personel dağılımı nedeniyle ciddi baskı altında olduğunu belirten Genç, bu durumun bazı bölgelerde hizmetlerin aksamasına, bazı bölgelerde ise çalışanların tükenmişlik yaşamasına yol açtığını ifade etti. Bölgeler arası personel dağılımındaki eşitsizliğin giderilmesi gerektiğini vurgulayan Genç, bu sorunun ancak liyakat esaslı ve planlı bir insan kaynağı politikasıyla çözülebileceğini söyledi. Kalkınmada Öncelikli Bölgelere Özel Vurgu Açıklamada, özellikle kalkınmada öncelikli bölgelerde görev yapan kamu çalışanlarının zor şartlar altında hizmet verdiğine dikkat çekildi. Bu bölgelerde görev yapan personelin çoğu zaman sınırlı imkânlarla çalıştığını belirten Genç, mevcut teşviklerin yetersiz kaldığını ifade etti. Bu kapsamda şu öneriler öne çıktı: Ekonomik ve sosyal desteklerin artırılması Teşvik edici uygulamaların yaygınlaştırılması Bölgesel farklılıkları gözeten özel politikaların geliştirilmesi Personel Politikalarında Şeffaflık ve Adalet Çağrısı Kamuya personel alımlarında planlı ve ihtiyaca dayalı bir sistemin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Genç, süreçlerin şeffaf ve öngörülebilir olmasının hem çalışma barışını koruyacağını hem de kamu verimliliğini artıracağını ifade etti. Atama, görevde yükselme ve yurt dışı görevlendirmelerde adalet ilkesinin esas alınması gerektiğini vurgulayan Genç, ölçülebilir ve objektif kriterlerin uygulanmasının önemine dikkat çekti. Sosyal Haklar ve Ekonomik Kayıplar Gündemde Açıklamada kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarına da geniş yer verildi. Özellikle artan enflasyon ve vergi yükü karşısında maaşların eridiği belirtilirken, sosyal hakların günümüz koşullarına uygun şekilde güncellenmesi gerektiği ifade edildi. Öne çıkan talepler şu şekilde sıralandı: Vergi adaletsizliğinin giderilmesi Enflasyon karşısında maaşların korunması Giyim yardımı ve benzeri sosyal hakların iyileştirilmesi Ek gelir ve görev yetkilerinin adil dağıtılması Şiddet ve Tacize “Sıfır Tolerans” Talebi Genç, kamu çalışanlarının görevleri sırasında şiddet ve taciz olaylarıyla karşı karşıya kaldığını belirterek, bu sorunun hâlâ çözülemediğine dikkat çekti. Şiddetin önlenmesi için daha etkin ve caydırıcı tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti. “Mücadeleden Geri Adım Yok” Açıklamada Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu’nun mücadele kararlılığına da vurgu yapıldı. Genç, sendikal hareketin sadece söylemde değil sahada aktif bir mücadele yürüttüğünü belirterek şu mesajı verdi: Sorunları dile getirmekten geri durmayacağız Bekleyen değil mücadele eden taraf olacağız Haklarımızı kararlılıkla savunacağız “Hak verilmez, alınır” anlayışıyla hareket ettiklerini ifade eden Genç, emek mücadelesinin örgütlü şekilde büyütülmesi gerektiğini söyledi. “Eşit ve Adil Bir Çalışma Hayatı İçin Birlik Çağrısı” Açıklamasının sonunda tüm emekçilere birlik çağrısı yapan Genç, emeğin değer gördüğü, adaletin tesis edildiği ve liyakatin esas alındığı bir çalışma düzeni için ortak mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı. Genç, mesajını şu sözlerle tamamladı: “1 Mayıs; alın terinin, emeğin ve onurlu mücadelenin günüdür. Tüm emekçileri eşit, adil ve insanca bir yaşam için omuz omuza mücadele etmeye davet ediyoruz.” 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun.

GEMLİK’TE OTOPARK KRİZİ BÜYÜYOR: “BU DÜZEN DEĞİL, AÇIKÇA BAŞIBOŞLUK!” Haber

GEMLİK’TE OTOPARK KRİZİ BÜYÜYOR: “BU DÜZEN DEĞİL, AÇIKÇA BAŞIBOŞLUK!”

Karaduman, söz konusu alanın geçmişte ücretli sistemle işletildiğini, ancak bugün “ücretsiz” adı altında tamamen kontrolsüz bir hale getirildiğini belirterek, “Dün parasını ödeyen vatandaş yer bulamazken, bugün tamamen başıboş bir düzen hâkim. 7/24 araç bırakanların işgal ettiği bu alan, ne ibadet yerinin hassasiyetine saygı bırakmış ne de kamu düzeni anlayışına” ifadelerini kullandı. Açıklamasında sert sorular yönelten Karaduman, “Bu mu kamu düzeni? Bu mu adalet? Bu mu yönetim anlayışı?” diyerek yetkililere tepki gösterdi. Otopark alanına kaymakamlık tarafından el konulduğu iddialarına da değinen Karaduman, geçmiş döneme ilişkin ciddi şaibelerin bulunduğunu vurguladı. “Yıllardır konuşulan usulsüzlük iddiaları, zimmete para geçirme söylentileri ve toplanan ücretlerin akıbeti hakkında bugüne kadar tek bir şeffaf açıklama yapılmamıştır” diyen Karaduman, bu durumun artık görmezden gelinemeyeceğini belirtti. Gemlik’te bu konuların herkes tarafından bilindiğini ifade eden Karaduman, “Herkesin sus pus olması kabul edilemez. Daha da vahimi; kendini halkın temsilcisi olarak gören hiçbir siyasi parti ve hiçbir yetkili bu konuyu gündeme taşımıyor. Bu sessizlik, en az iddialar kadar vahimdir” sözleriyle tepkisini artırdı. İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı olarak sürecin takipçisi olacaklarını vurgulayan Karaduman, “Gemlik sahipsiz değildir! Bu şehirde yapılan her yanlışın, her usulsüzlüğün karşısında duracak bir irade vardır” dedi. Karaduman, yetkililere yönelik taleplerini ise net bir dille sıraladı: Otopark alanı derhal disiplin altına alınmalı ve kontrolsüzlük sona erdirilmelidir. Öncelik hakkı, daha önce düzenli ödeme yapan vatandaşlara verilmelidir. Sadece bugüne değil, geçmiş dönemlere ait tüm gelir-gider kalemleri şeffaf biçimde açıklanmalıdır. Usulsüzlük tespit edilmesi halinde sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir. Açıklamasının en dikkat çeken bölümünde ise kamu görevlilerine doğrudan yüklenen Karaduman, “Bu işte en büyük zaaf, yıllardır buraya göz yuman kamu görevlilerindedir. Yetimin hakkına uzanan kim varsa ortaya çıkarılmalı ve hesap vermelidir” dedi. Karaduman, uyarılarını sert bir şekilde sürdürerek, “Aksi halde bu mesele büyüyerek devam edecek ve Gemlik halkının vicdanında mahkûm olacaksınız. Bugün susanlar, yarın hesap vermekten kaçamayacaktır” ifadelerini kullandı. Açıklamasını, “Temiz yönetim, dürüst siyaset ve şeffaflık diyorduk; işte tam da bundan bahsediyoruz. Gemlik sahipsiz değildir!” sözleriyle tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.