SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sosyal Devlet

Bursailkhaber - Sosyal Devlet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Devlet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor" Haber

"Servet belirli kesimlerde toplanırken milyonlar geçim savaşı veriyor"

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Nebi Yurtsever, kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamada Türkiye ekonomisinde yaşanan gelir adaletsizliğinin her geçen gün daha da derinleştiğini öne sürdü. Yurtsever, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücündeki gerilemenin toplumun geniş kesimlerini yoksullaştırdığını savunarak, mevcut ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Ekonomik büyümenin yalnızca makro ekonomik verilerle değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yurtsever, büyümenin anlamlı olabilmesi için toplumun tamamının refah seviyesinin yükselmesi gerektiğini söyledi. "Rakamlar büyüyor, vatandaş fakirleşiyor" Türkiye'de açıklanan büyüme verilerinin vatandaşın günlük yaşamına olumlu yansımadığını ileri süren Yurtsever, üretilen zenginliğin adil paylaşılmadığını savundu. "Eğer ekonomik büyüme milyonlarca insanın mutfağına, sofrasına ve cebine yansımıyorsa, bu büyümenin toplum açısından bir anlamı kalmaz." diyen Yurtsever, emeğin karşılığının alınamadığı bir ekonomik düzende gerçek kalkınmadan söz edilemeyeceğini ifade etti. Yurtsever'e göre bugün Türkiye'nin en önemli ekonomik sorunlarının başında gelir dağılımındaki bozulma geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun ve artan yaşam maliyetlerinin en büyük yükünü dar ve sabit gelirli vatandaşların taşıdığını belirten Yurtsever, çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın ve gençlerin her geçen gün daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. "Servet belirli kesimlerde toplanıyor" Açıklamasında gelir dağılımındaki bozulmanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir kriz haline geldiğini savunan Yurtsever, mevcut tablonun toplumsal dengeleri de olumsuz etkilediğini ifade etti. "Bir tarafta servet ve gelir belirli kesimlerde yoğunlaşırken, diğer tarafta milyonlarca vatandaşımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmektedir." diyen Yurtsever, bu durumun sosyal adaleti, fırsat eşitliğini ve toplumsal huzuru zedelediğini öne sürdü. Gelir adaletsizliğinin aile yapısından eğitime kadar birçok alanda olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Yurtsever, yoksulluğun yaygınlaşmasının çocukların eğitim imkânlarını sınırladığını, gençlerin ise gelecek kaygısıyla yaşamaya mecbur bırakıldığını savundu. "Hayat pahalılığı milyonları yoksullaştırıyor" Yurtsever, artan kira fiyatları, gıda maliyetleri, enerji giderleri ve temel tüketim harcamalarının vatandaşın bütçesini her geçen gün daha fazla zorladığını belirtti. Dar gelirli ailelerin ay sonunu getirebilmek için borçlanmak zorunda kaldığını ifade eden Yurtsever, emeklilerin maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, çalışanların ücretlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini ileri sürdü. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri nedeniyle üretmekte zorlandığını, küçük esnafın ise düşen alım gücü nedeniyle ayakta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Yurtsever, ekonomik sorunların artık toplumun her kesimini etkileyen yapısal bir krize dönüştüğünü savundu. "Ekonominin merkezinde insan olmalı" Saadet Partisi olarak ekonomik kalkınmanın yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın yaşam kalitesiyle ölçülmesi gerektiğini belirten Yurtsever, ekonominin merkezinde insanın yer aldığı bir model önerdiklerini ifade etti. Üretimin desteklendiği, emeğin karşılığını aldığı ve herkesin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzenin mümkün olduğunu savunan Yurtsever, ekonomik politikaların belirli kesimlerin değil toplumun tamamının refahını artırmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi. "Faiz ve rant ekonomisi yerine üretim ekonomisi" Milli Görüş hareketinin yıllardır "Adil Düzen" anlayışını savunduğunu hatırlatan Yurtsever, mevcut ekonomik sistemin üretim yerine rantı teşvik ettiğini öne sürdü. Yurtsever, "Ekonomi belirli bir kesimin daha fazla zenginleşmesine değil, milletin tamamının refahına hizmet etmelidir. Üretimin, istihdamın ve paylaşımın esas alındığı; faiz, rant ve spekülasyon yerine yatırımın, sanayinin, tarımın ve emeğin desteklendiği bir ekonomik model Türkiye'nin ihtiyacıdır." ifadelerini kullandı. "Türkiye'nin günü kurtaran değil kalıcı politikalara ihtiyacı var" Ekonomik sorunların geçici tedbirlerle çözülemeyeceğini savunan Yurtsever, üretimi artıracak, istihdamı güçlendirecek ve vergi sisteminde adaleti sağlayacak yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Çiftçinin üretmeye, sanayicinin yatırım yapmaya, esnafın ayakta kalmaya ve gençlerin umutla geleceğe bakmaya ihtiyaç duyduğunu söyleyen Yurtsever, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. "Güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür" Açıklamasının sonunda sosyal adalet vurgusu yapan Yurtsever, güçlü bir devletin ancak ekonomik olarak güçlü bir toplumla mümkün olacağını ifade etti. Gelir adaletinin sağlandığı, emeğin değer gördüğü ve herkesin alın terinin karşılığını alabildiği bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirten Yurtsever, Milli Görüş'ün "Adil Düzen" vizyonunu savunmaya devam edeceklerini söyledi. Yurtsever, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Biz, Milli Görüş'ün Adil Düzen vizyonuyla; üreten, paylaşan ve adaleti esas alan bir ekonomik anlayışın ülkemizi daha güçlü yarınlara taşıyacağına inanıyoruz. Gelirde adaletin sağlandığı, yoksulluğun değil refahın paylaşıldığı bir Türkiye için çalışmaya ve çözüm üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz."

DEVA Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Osman Yılmaz: "Türkiye'de Emekliler Geçim Mücadelesi Veriyor, Emeklilerin Feryadı Artık Duyulmalıdır" Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Osman Yılmaz: "Türkiye'de Emekliler Geçim Mücadelesi Veriyor, Emeklilerin Feryadı Artık Duyulmalıdır"

Emekliler Haftası'nın kutlama değil, emeklilerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların güçlü şekilde gündeme taşınması gereken bir farkındalık haftası olduğunu ifade eden Yılmaz, yıllarca ülke ekonomisine, üretimine ve kamu hizmetlerine emek veren vatandaşların bugün yoksulluk sınırının çok altında maaşlarla yaşamaya mahkûm edildiğini dile getirdi. "Emekliler Yıllardır Aynı Talepleri Dile Getiriyor" Osman Yılmaz, emeklilerin uzun süredir çözüm bekleyen temel sorunlarının görmezden gelindiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Emeklilerimiz yıllardır insanca yaşayabilecek bir gelir talep ediyor. Seyyanen zam, refah payı, ek ödeme oranlarının artırılması, bayram ikramiyelerinin gerçek alım gücünü karşılayacak seviyeye çıkarılması artık ertelenemez taleplerdir. Bunun yanında aylık bağlama oranlarının yeniden düzenlenmesi, kök maaş uygulamasının kaldırılması ve intibak düzenlemesinin hayata geçirilmesi milyonlarca emeklinin ortak beklentisidir." Yılmaz ayrıca prim gün sayıları, kısmi emeklilik uygulamaları, Bağ-Kur'luların yaşadığı mağduriyetler, staj ve çıraklık sigortası mağdurları ile emeklilik sistemindeki diğer adaletsizliklerin de kapsamlı bir reformla çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti. Sağlık hizmetlerinden yararlanırken alınan katkı paylarının özellikle sabit gelirli emekliler üzerinde ciddi yük oluşturduğunu ifade eden Yılmaz, emeklilere sağlıkta katkı payı muafiyeti getirilmesinin sosyal devletin gereği olduğunu söyledi. "Yaklaşık 17 Milyon Emekli Geçim Sıkıntısıyla Karşı Karşıya" Türkiye'deki emekli nüfusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, ülkede bugün 16 milyon 993 bin 274 emekli bulunduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: 11 milyon 520 bin 51 işçi emeklisi, 2 milyon 921 bin 561 esnaf ve çiftçi emeklisi, 2 milyon 555 bin 659 memur emeklisi. Ortalama emeklilik yaşının 48 olduğunu belirten Yılmaz, en düşük emekli maaşının 20 bin TL seviyesinde kaldığını, emeklilerin büyük bölümünün bu gelirle yaşamını sürdürmeye çalıştığını söyledi. Yılmaz'ın verdiği bilgilere göre emeklilerin yaklaşık yüzde 34'ü, yani yaklaşık 5 milyon 250 bin kişi en düşük emekli maaşıyla yaşamını sürdürürken, yaklaşık yüzde 90'ı, yani 15 milyona yakın emekli ise 25 bin TL civarında maaş almaktadır. "Emekli Maaşları Açlık Sınırının Çok Altında" Haziran 2026 itibarıyla açlık sınırının 35 bin 174 TL, yoksulluk sınırının ise 114 bin 576 TL seviyesine ulaştığını hatırlatan Osman Yılmaz, mevcut maaşların emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu söyledi. "Bugün ülkemizde neredeyse bütün emeklilerimiz açlık sınırının altında gelirle yaşam mücadelesi vermektedir. Hayatlarının en huzurlu olması gereken döneminde ekonomik kaygılarla yaşamaya çalışan emeklilerimiz, bırakın sosyal hayata katılmayı, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanmaktadır." "Resmî Enflasyon ile Gerçek Hayat Arasında Büyük Uçurum Var" Ekonomik göstergelerin vatandaşın günlük yaşamındaki gerçekleri yansıtmadığını savunan Yılmaz, resmî verilere göre beş aylık enflasyonun yüzde 16,59, yıllık enflasyonun ise yüzde 32,61 olarak açıklandığını ancak özellikle gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki fiyat artışlarının bunun çok üzerinde gerçekleştiğini ifade etti. "Market raflarında, pazarda, kiralarda ve faturalarda yaşanan artışlar karşısında emekli maaşları her geçen gün daha da erimektedir. Emeklilerimiz ömürlerinin sonbaharını huzur içinde geçirmek yerine geçim derdiyle mücadele etmek zorunda bırakılmıştır." "Emeklilik Dinlenme Değil, Yeniden Çalışma Dönemine Dönüştü" Yılmaz, ekonomik şartlar nedeniyle emeklilerin yeniden çalışma hayatına dönmek zorunda kaldığını belirterek dikkat çeken rakamlar paylaştı. Buna göre 2020 yılında sosyal güvenlik sistemine kayıtlı olarak çalışan emekli sayısı 746 bin 666 iken, 2026 yılında bu sayı yüzde 185,23 artışla 2 milyon 130 bine ulaştı. "Üstelik bu rakamlar yalnızca SGK kayıtlarına yansıyan çalışan emeklileri göstermektedir. Kayıt dışı çalışmak zorunda kalan emekliler de dikkate alındığında gerçek sayı bunun çok daha üzerindedir. Emeklilik artık dinlenme ve huzur dönemi olmaktan çıkmış, geçim mücadelesinin sürdüğü ikinci bir çalışma hayatına dönüşmüştür." "Emeklilerimiz Bunu Hak Etmiyor" Osman Yılmaz, Türkiye'nin sosyal devlet anlayışını yeniden güçlendirecek ekonomik ve sosyal politikalara ihtiyaç duyduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Emeklilerimiz yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, vergisini vermiş, üretmiş, alın teri dökmüş insanlardır. Bugün yaşadıkları tabloyu kesinlikle hak etmiyorlar. Emeklilerimizin insanca yaşayabileceği bir ekonomik düzen kurulması artık ertelenemez bir zorunluluktur." "DEVA Partisi Emeklilerin Yanındadır" İktidarın emeklilerin sesini duymadığını söyleyen Yılmaz, DEVA Partisi'nin emeklilerin taleplerini yakından takip ettiğini belirtti. "Biz DEVA Partisi olarak yalnızca Emekliler Haftası'nda değil, yılın her günü emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıları görüyor, taleplerini dinliyor ve çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyoruz. Adaletin, liyakatin, istişarenin ve güçlü ekonominin yeniden tesis edildiği bir Türkiye mümkündür." "Türkiye'nin Yeni Bir Yönetim Anlayışına İhtiyacı Var" Açıklamasının sonunda siyasi değerlendirmelerde de bulunan Osman Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal sorunlarının çözümü için yönetim anlayışının değişmesi gerektiğini ifade etti. "Ülkemizin yeniden güven veren, öngörülebilir ve üretimi önceleyen ekonomi politikalarına ihtiyacı vardır. Bu değişimi gerçekleştirecek kadrolar Sayın Ali Babacan liderliğindeki DEVA Partisi kadrolarıdır. Emeklilerimiz başta olmak üzere toplumun her kesiminin huzur, refah ve adalet içinde yaşayacağı bir Türkiye'yi inşa etmek mümkündür. Yapılacak ilk seçimde vatandaşlarımızın desteğiyle iktidara geldiğimizde, bütün vatandaşlarımızın olduğu gibi emeklilerimizin de DEVA'sı olacağız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.