SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tbmm

Bursailkhaber - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden TBMM’ye çağrı: “Yapı Kayıt mağduriyeti yıkımla değil, kalıcı çözümle giderilmeli” Haber

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nden TBMM’ye çağrı: “Yapı Kayıt mağduriyeti yıkımla değil, kalıcı çözümle giderilmeli”

Türkiye’de uzun yıllardır devam eden imar sorunları, Yapı Kayıt Belgesi uygulamasından yararlanan veya çeşitli nedenlerle imar mevzuatıyla karşı karşıya kalan vatandaşların yaşadığı mağduriyetlerle yeniden gündeme geliyor. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, konunun yalnızca teknik bir imar meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yaşanan sorunların doğrudan mülkiyet hakkı, barınma hakkı, aile düzeni ve vatandaşların yıllardır yaşadıkları çevreyle olan bağları açısından ele alınması gerektiğini söyledi. Hacıoğlu, çözüm arayışlarının sürdüğü bir dönemde vatandaşların evlerinin yıkımla karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini vurgularken, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kapsamlı bir düzenleme yapılması çağrısında bulundu. “Yapı Kayıt mağduriyeti yalnızca imar sorunu değildir” İbrahim Hacıoğlu, Yapı Kayıt mağduriyetinin sadece belediyelerin imar planları veya yapıların mevzuata uygunluğu üzerinden değerlendirilmesinin eksik bir yaklaşım olacağını ifade etti. Hacıoğlu’na göre söz konusu yapıların arkasında yıllarca emek verilerek oluşturulmuş yaşam alanları, ailelerin birikimleri ve vatandaşların mülkiyet beklentileri bulunuyor. Hacıoğlu, “Yapı Kayıt mağduriyeti yalnızca imar sorunu değildir; mülkiyet, barınma ve aile düzeniyle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle konu TBMM tarafından kapsamlı şekilde ele alınmalı ve kalıcı çözüm üretilmelidir” ifadelerini kullandı. “Planlama devam ederken acele etmeyin” Dernek olarak temel taleplerinin vatandaşın sorununa çözüm bulunmadan geri dönüşü olmayan işlemlerin yapılmaması olduğunu belirten Hacıoğlu, özellikle yıkım kararları konusunda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Hacıoğlu, “Planlama devam ederken acele etmeyin. İnsanların yılların emeğiyle yaptığı evleri çözüm kapısı açılmadan yıkmayın” çağrısında bulundu. İmar planlarının ve mevzuata ilişkin çalışmaların sürdüğü bölgelerde, vatandaşların geleceğinin belirsizlik içerisinde bırakılmasının yeni mağduriyetlere yol açabileceğini belirten Hacıoğlu, çözüm ihtimali bulunan dosyalarda önceliğin yıkım değil, hukuki ve idari çözüm yollarının değerlendirilmesi olması gerektiğini savundu. “Biz de soruyoruz: Çözüm ihtimali varken neden yıkım?” İmar Yasasına Takılanlar Derneği tarafından yapılan açıklamada, kamuoyuna doğrudan bir soru da yöneltildi: “Çözüm ihtimali varken neden yıkım?” Dernek, planlama ve düzenleme süreçleri devam ederken vatandaşların evlerinin yıkılması halinde, daha sonra üretilecek olası bir çözümün bazı aileler açısından anlamını yitirebileceğine dikkat çekiyor. Hacıoğlu, “Planlama devam ederken neden vatandaş mağdur edilsin?” diyerek, imar sorunlarının çözümünde kamu yararı, hukuk ve vatandaşın hakkının birlikte gözetilmesi gerektiğini ifade etti. “İmar sorunları yıkımla değil, akılcı çözümlerle ele alınmalı” Dernek Başkanı Hacıoğlu, imar sorunlarının yıllardır farklı bölgelerde vatandaşların hayatını etkilediğini belirterek, çözümün yalnızca yıkım ve cezai yaptırımlar üzerinden kurulamayacağını savundu. Hacıoğlu, imar sorunlarının akılcı, adil, uygulanabilir ve vatandaşın hakkını gözeten yöntemlerle ele alınması gerektiğini söyledi. “İmar sorunları yıkımla değil; akılcı, adil ve vatandaşın hakkını gözeten çözümlerle ele alınmalıdır” diyen Hacıoğlu, merkezi yönetim, TBMM, yerel yönetimler ve ilgili kurumların ortak bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini belirtti. “Yıkımdan önce çözüm, mağduriyetten önce adalet” İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin çağrısının temelinde iki önemli başlık bulunuyor: Yıkımdan önce çözüm. Mağduriyetten önce adalet. Dernek, özellikle uzun yıllardır aynı evlerde yaşayan vatandaşların durumunun yalnızca yapıların teknik özellikleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Bir evin, o evde yaşayan aile için sadece beton ve duvardan oluşan bir yapı olmadığını belirten Hacıoğlu, vatandaşların yıllarca biriktirdikleri emeklerinin, anılarının ve aile düzenlerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti. “İnsanların yaşam alanları dikkate alınmalı” Hacıoğlu, imar düzenlemelerinde vatandaşların yaşam gerçeklerinin göz önünde bulundurulmasının önemine dikkat çekti. Yıllardır aynı mahallede yaşayan, çocuklarını aynı çevrede büyüten, ekonomik imkanları doğrultusunda evini yapan vatandaşların bir anda evlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmasının ciddi sosyal sonuçlar doğurabileceğini belirten Hacıoğlu, kamu politikalarının bu gerçeklikten kopuk hazırlanmaması gerektiğini söyledi. Hacıoğlu, “Bir vatandaşın en doğal hakkı; evinde, mahallesinde ve yıllardır yaşadığı yerde güven içinde hayatını sürdürebilmektir” ifadelerini kullandı. “İmar sorunları kişisel çekişmelerin konusu olmamalı” Dernek Başkanı Hacıoğlu, imar sorunlarının kişiler veya kurumlar arasındaki çekişmeler üzerinden değil, hukuk ve kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini de vurguladı. “İmar sorunları kişisel çekişmelerin değil, hukukun, adaletin ve kamu vicdanının konusu olmalıdır” diyen Hacıoğlu, vatandaşların siyasi görüşü, ekonomik durumu veya kişisel ilişkilerinden bağımsız olarak eşit ve adil bir hukuki çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. TBMM’ye kapsamlı düzenleme çağrısı İmar Yasasına Takılanlar Derneği, mevcut mağduriyetlerin parça parça ve geçici düzenlemelerle değil, kapsamlı bir yasal çerçeveyle çözüme kavuşturulmasını istiyor. Dernek tarafından TBMM’nin, farklı bölgelerdeki imar sorunlarını bütüncül biçimde ele alması ve vatandaşların yaşadığı mağduriyetlerin nedenlerini ortaya koyarak kalıcı çözüm üretmesi gerektiği vurgulanıyor. Hacıoğlu, yapılacak düzenlemelerde hem şehirlerin planlı gelişiminin hem de vatandaşların mülkiyet ve barınma hakkının birlikte gözetilmesi gerektiğini ifade etti. “Şehirlerin planlaması da vatandaşın hakkı da korunmalı” İmar sorununun çözümünün plansız yapılaşmayı teşvik etmek anlamına gelmemesi gerektiğinin altını çizen Hacıoğlu, planlı kentleşmenin önemini kabul ettiklerini; ancak geçmişten gelen sorunların çözümünde vatandaşların yaşam koşullarının da dikkate alınması gerektiğini belirtti. Derneğin yaklaşımına göre amaç, şehirlerin planlı gelişimi ile vatandaşların kazanılmış hak ve beklentileri arasında adil bir denge kurulması. Bu nedenle yeni düzenlemelerin yalnızca bugünün sorunlarını değil, gelecekte benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için gerekli hukuki ve planlama altyapısını da kapsaması gerektiği ifade ediliyor. “Bir vatandaşımız daha ‘Sesimi duyun’ diyorsa…” İmar Yasasına Takılanlar Derneği, çalışmalarını vatandaşların yaşadığı mağduriyetleri gündeme taşımak ve çözüm arayışlarını desteklemek amacıyla sürdürdüğünü belirtiyor. Hacıoğlu, açıklamasının sonunda toplumsal dayanışma çağrısı yaparak şu mesajı verdi: “İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak vatandaşlarımızın sesinin duyulması ve mağduriyetlerin hukuk çerçevesinde çözüme kavuşması için mücadelemizi sürdürüyoruz. Bir vatandaşımız daha ‘Sesimi duyun’ diyorsa, hep birlikte kulak vermeliyiz.” Çağrının özeti: Yıkım değil, çözüm İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin açıklaması, Türkiye’de yıllardır devam eden imar tartışmalarında yeni bir yaklaşım çağrısını gündeme getiriyor. Dernek; vatandaşların evlerinin ve yaşam alanlarının korunmasını, imar planlama süreçlerinin hızlandırılmasını, hukuki belirsizliklerin giderilmesini ve TBMM tarafından kapsamlı bir çözüm oluşturulmasını talep ediyor. İbrahim Hacıoğlu’nun mesajı ise şu ifadelerde özetleniyor: “Planlama devam ederken vatandaş mağdur edilmesin. Çözüm ihtimali varken yıkım yoluna gidilmesin. Yıkımdan önce çözüm, mağduriyetten önce adalet sağlansın.” Dernek, önümüzdeki süreçte Yapı Kayıt Belgesi ve imar sorunları nedeniyle mağduriyet yaşayan vatandaşların sorunlarını kamuoyuna taşımaya ve yasal çözüm arayışlarını sürdürmeye devam edeceğini belirtiyor.

İYİ PARTİ BURSA’DAN YOĞUN GEMLİK MESAİSİ Haber

İYİ PARTİ BURSA’DAN YOĞUN GEMLİK MESAİSİ

Emin Dalkıran Kordonu Anka Kafede basın mensuplarıyla buluşan Hasan Toktaş ve İsmail Kaya, ilçe yönetim kurulu üyeleriyle de istişarede bulundu. İYİ Parti İlçe Başkanı Orhan Karaduman, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da ilçenin sorunlarına yönelik her türlü detaylı çalışmayı devam ettireceklerini vurgulayarak, Bursa Milletvekili Hasan Toktaş ve İl Başkanı İsmail Kaya’ya teşekkür etti. İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya’da, Bursa’da olduğu gibi tüm ilçe ve mahallelerde de örgütleriyle birlikte sorunlara ve çözüm yollarına hâkim olduklarını ifade etti. Başta açılım ve çözüm süreci olmak üzere, birçok konuda detaylı bir açıklamada bulunan Bursa Milletvekili Hasan Toktaş ise aynı zamanda uzun yıllardır Gemlik’te ikamet ettiğini belirterek, ilçenin sorunlarına da vakıf olduğunu anlattı. 10 yıldır Gemlik’te değişen ve gelişen hiçbir şey olmadığına vurgu yapan Hasan Toktaş, “10 yıldır ilçenin trafik ve otopark sorunu halen çözülemedi ve çözülemediği gibi bu sorun daha da büyüyor. Gemlik deprem kuşağında riskli bir afet bölgesi olmasına rağmen, kentsel dönüşüm çalışmaları sadece sözlerde kalıyor. Somut adımlar maalesef atılmıyor. Ekonomik ve sosyal anlamda da gelişen, değişen bir şey yok. Gemlik ihracat üssü olmasına rağmen, ulaşım ağını güçlendirecek tren yolu da olmuyor. Esnafların sorunu da ortada. Bursa kanal boyunda 150 esnaf gezdik. Bir tanesi bile gidişattan mutlu değil. Gemlik’te de bu durumu gözlemliyoruz” dedi. İlçenin sorunlarına yönelik duyarlı davranan ve bu konuda etkin çalışmalar yapan Orhan Karaduman başkanlığındaki ilçe örgütüne de teşekkür eden Hasan Toktaş, Özelleştirme kapsamına alınan otoyollar ve köprüler ile ilgili olarak da sert konuştu. Ak Parti İl Başkanının “Bursa çevre otoyolu özelleşse bile ücretsiz olacak” sözlerine halkı kandırma olarak nitelendiren Hasan Toktaş, “Cumhurbaşkanı çıkıp, kararnameden Bursa çevre otoyolunu çıkardık demedikçe, bu algı operasyonu, bu açıklamalar yalandır. Biz Cumhurbaşkanına mı inanacağız, il başkanına mı?” diye konuştu. Terörsüz Türkiye açılımı ve çerçeve yasayı bir kez daha ‘İhanet Yasası’ olarak değerlendiren İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, bu yasaya mecliste tek hayır oyu veren grubun İYİ Parti grubu olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin teröre karşı mağlup olmuş ülkeymiş gibi gösterilmesine tepkili ve karşı olduklarının altını çizen Toktaş, “Bu bir devlet aklı falan değil, saray aklına da biz itibar etmiyoruz. İhanetin zaman aşımı olmaz” dedi. 10 Ağustos 1920 tarihine de dikkat çeken Hasan Toktaş, Saltanat Şurasının 1920’de aldığı kararlara da ithafta bulunarak, “Sevr’e yönelik tavsiye kararını da bu saltanat şurası almıştı. Utanmadan Saltanat Şurasının toplandığı günde oylamayı yaptılar. Mustafa Kemal ve Silah arkadaşları bu karara uysaydı, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmayacaktı. Onlar itiraz ettiler. Mücadele ettiler. Biz de bunu yaptık, yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu. İYİ Parti heyeti daha sonra Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası, Gemlik Ticaret Borsası, Muhtarlar Derneği başta olmak üzere yaklaşık 200 esnafı da ziyaret etti. İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, 1 Ekim’de TBMM açıldığında Bursa’nın tüm ilçelerinin sorunlarını meclise taşıyacaklarını söyledi.

Yapı Kayıt Mağduriyeti Büyüyor: “Yaklaşık 10 Milyon Kişi Çözüm Bekliyor” Haber

Yapı Kayıt Mağduriyeti Büyüyor: “Yaklaşık 10 Milyon Kişi Çözüm Bekliyor”

2018 yılında uygulamaya alınan İmar Barışı ve sonrasında yaşanan hukuki ve idari sorunlar, aradan geçen yıllara rağmen çok sayıda vatandaşın gündemindeki yerini koruyor. İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yapı kayıt belgelerinin iptal edilmesi, imar planlarındaki eksiklikler, farklı idari uygulamalar ve yıkım kararları nedeniyle ciddi bir mağduriyet tablosunun ortaya çıktığını savundu. Hacıoğlu, köylerden kent merkezlerine kadar geniş bir alana yayılan sorunun yaklaşık 10 milyon kişiyi doğrudan veya dolaylı biçimde ilgilendirdiğini belirterek, vatandaşların yıllar önce yaptıkları ya da satın aldıkları konutlarla ilgili hukuki belirsizlik yaşadığını ifade etti. “VATANDAŞ DEVLETİN DÜZENLEMESİNE GÜVENDİ” Yapı Kayıt Belgesi alarak devlet tarafından oluşturulan düzenlemeye güvenen vatandaşların bugün farklı hukuki sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Hacıoğlu, sorunun temelinde hukuki belirsizliklerin bulunduğunu söyledi. Hacıoğlu, vatandaşların geçmişte yaptıkları işlemler sırasında devlet tarafından belirlenen bedelleri ödediklerini ve kendilerine verilen belgeler doğrultusunda yaşamlarını sürdürdüklerini belirterek, aradan geçen yılların ardından ortaya çıkan iptal ve yıkım süreçlerinin aileleri ciddi bir belirsizliğe ittiğini dile getirdi. “Vatandaşlarımızın önemli bir bölümü yıllar önce yaptığı veya satın aldığı konutu, aldığı Yapı Kayıt Belgesi, ödediği bedeller ve devletin oluşturduğu hukuki düzenlemeler nedeniyle haklı bir çözüm beklentisi içerisindedir” diyen Hacıoğlu, sorunun daha fazla ertelenmemesi gerektiğini savundu. YAPI KAYIT BELGELERİNDE HUKUKİ BELİRSİZLİK Dernek tarafından gündeme getirilen başlıca sorunların başında Yapı Kayıt Belgesi bulunan veya İmar Barışı sürecinden geçmiş yapıların hukuki statüsünün halen tartışmalı olması geliyor. Bazı vatandaşların belgelerinin iptal edildiğini, bazı yapıların ise yıkım kararları veya yıkım tehdidiyle karşı karşıya kaldığını belirten Hacıoğlu, özellikle belge iptali sonrasında vatandaşın hangi hukuki yollara başvurabileceği konusunda ciddi belirsizlikler bulunduğunu ifade etti. Aynı durumda bulunan vatandaşların farklı idari uygulamalarla karşılaşmasının da adalet ve eşitlik tartışmalarını beraberinde getirdiğini söyleyen Hacıoğlu, uygulamalarda açık ve objektif kriterlere ihtiyaç olduğunu vurguladı. “YIKIMDAN ÖNCE ÇÖZÜM ÜRETİLMELİ” Hacıoğlu, yapı kayıt sorununda çözümün yalnızca yıkım üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, her yapının teknik ve hukuki durumunun ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini söyledi. Derneğin yaklaşımına göre; Güvenli olduğu tespit edilen yapılar korunmalı, Riskli yapılar dönüştürülmeli, Eksiklikleri giderilebilir yapı sahiplerine düzeltme imkânı tanınmalı, Hukuki statüsü belirsiz yapılar için yeniden değerlendirme mekanizması oluşturulmalı. Hacıoğlu, “Yıkım kararı vermeden önce yapının teknik durumu, güvenliği, düzeltilebilir eksiklikleri ve vatandaşın hukuki durumu birlikte değerlendirilmelidir” görüşünü dile getirdi. KÖYDEN MAHALLEYE DÖNÜŞEN YERLERDE SORUNLAR DERİNLEŞTİ Yapı kayıt mağduriyetinin yalnızca kent merkezlerindeki yapılardan ibaret olmadığını belirten Hacıoğlu, 6360 sayılı Büyükşehir Yasası sonrasında köyden mahalleye dönüşen bölgelerde geçmişten gelen yapılaşma sorunlarının daha karmaşık hale geldiğine dikkat çekti. Özellikle kırsal bölgelerde yıllardır kullanılan konutların yeni planlama ve imar süreçleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Hacıoğlu, geçmişten gelen yapılaşmanın bugünün mevzuatıyla değerlendirilmesinin vatandaşlar açısından önemli hukuki sorunlar doğurabildiğini ifade etti. Kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşların yıllardır kullandıkları evleriyle ilgili bir anda hukuki sorunlarla karşılaşmasının sosyal açıdan da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Hacıoğlu, bu bölgelerin kendine özgü koşullarının dikkate alınmasını istedi. YIKIM SADECE BİNAYI DEĞİL, AİLE BÜTÇESİNİ DE ETKİLİYOR Yıkım kararlarının yalnızca bir yapının ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini belirten Hacıoğlu, bunun aynı zamanda ailelerin barınma hakkını, yıllar boyunca biriktirdikleri ekonomik değerleri ve sosyal yaşamlarını doğrudan etkilediğini söyledi. Bir yapının yıkılması halinde vatandaşın yeni bir konut edinme, taşınma veya kira giderleriyle karşı karşıya kalacağını belirten Hacıoğlu, özellikle dar gelirli aileler açısından bu maliyetlerin karşılanmasının oldukça güç olduğunu ifade etti. Hacıoğlu, yapı kayıt sorununa ilişkin çözüm arayışında ekonomik ve sosyal boyutların da hukuk ve teknik kriterlerle birlikte ele alınması gerektiğini savundu. “HER YAPI AYNI DEĞİLDİR” İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı Hacıoğlu, yapıların tamamının aynı kategoride değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, teknik açıdan güvenli olan yapılarla riskli yapıların birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. Güçlendirme, tadilat veya belirli eksikliklerin giderilmesiyle mevzuata uygun hale getirilebilecek yapılar için vatandaşlara süre verilmesini isteyen Hacıoğlu, “Çözüm üretilebilecek bir yapıyı doğrudan yıkmak yerine, önce çözüm yollarının değerlendirilmesi gerekir” yaklaşımını ortaya koydu. KAPSAMLI YASAL DÜZENLEME ÇAĞRISI Dernek, yapı kayıt mağduriyetlerinin çözümü için kapsamlı bir yasal düzenleme hazırlanmasını talep ediyor. Bu düzenlemenin yalnızca Yapı Kayıt Belgesi bulunan yapıların durumunu değil, belge iptalleri, kırsal alanlardaki özel imar sorunları, yıkım kararları, teknik güvenlik, güçlendirme ve vatandaşların hukuki başvuru yollarını da kapsaması gerektiği belirtiliyor. Derneğin öne çıkan talepleri arasında, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilen yapıların somut gerekçeler üzerinden yeniden değerlendirilmesi, teknik olarak güvenli yapıların hukuki statülerinin çözüme kavuşturulması ve yıkım öncesinde teknik inceleme yapılmasının zorunlu hale getirilmesi bulunuyor. “AYNI DURUMDAKİ VATANDAŞA AYNI UYGULAMA” Hacıoğlu, vatandaşların en önemli beklentilerinden birinin de uygulamalarda birlik sağlanması olduğunu belirtti. Aynı özelliklere sahip yapıların farklı bölgelerde farklı idari işlemlere tabi tutulmasının vatandaşların adalet duygusunu zedelediğini ifade eden Hacıoğlu, açık, şeffaf ve objektif kriterlerin belirlenmesi gerektiğini söyledi. Hacıoğlu, vatandaşın hangi şartlarda başvuru yapabileceğinin, hangi belgelerin gerekli olduğunun ve hangi yapıların hangi koşullarda yasal statüye kavuşturulabileceğinin açık biçimde ortaya konulmasını istedi. ÇÖZÜM SÜRECİ ŞEFFAF OLMALI Dernek, vatandaşların çözüm için başvurabileceği açık ve ulaşılabilir bir hukuki süreç oluşturulmasını da talep ediyor. Hacıoğlu, vatandaşların yıllarca süren belirsizlik nedeniyle hem ekonomik hem de psikolojik açıdan zor durumda kaldığını belirterek, çözüm mekanizmasının yalnızca yeni bir düzenleme yapılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Vatandaşın başvurusunu yapabileceği, dosyasının inceleneceği, teknik ve hukuki durumunun değerlendirileceği ve sonucunun açık biçimde bildirileceği bir sistem kurulması gerektiğini savundu. “YAPI KAYIT MAĞDURİYETİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ” İbrahim Hacıoğlu, yapı kayıt mağduriyetinin artık görmezden gelinemeyecek büyüklükte bir toplumsal sorun olduğunu belirterek, çözümün yalnızca imar mevzuatı üzerinden değil, vatandaşın yaşam koşulları ve ekonomik gerçekleri dikkate alınarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Hacıoğlu, devletin geçmişte oluşturduğu düzenlemelere güvenerek işlem yapan vatandaşların bugün belirsizlik içerisinde bırakılmaması gerektiğini belirterek, “Güvenli olan yapı korunmalı, riskli olan yapı dönüştürülmeli, giderilebilir eksiklikler için vatandaşa fırsat tanınmalı ve hukuki belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır” mesajını verdi. Dernek, başta TBMM olmak üzere ilgili kamu kurumlarını kapsamlı bir yasal düzenleme hazırlamaya ve yapı kayıt mağduriyetlerini bütün yönleriyle ele almaya çağırdı. Hacıoğlu, çözümün gecikmesinin vatandaşın mağduriyetini büyüttüğünü belirterek, “Yıkımdan önce çözüm, cezadan önce düzenleme, belirsizlikten önce hukuk” anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. İmar Yasasına Takılanlar Derneği, kamuoyunda #YapıKayıtElzemdir çağrısıyla gündeme getirdiği taleplerinin, milyonlarca vatandaş açısından doğrudan barınma, mülkiyet, ekonomik güvence ve hukuki istikrar meselesi olduğunu belirterek yasal düzenleme beklentisini yineledi.

Bursa’dan Çerçeve Yasaya Sert Tepki: “Kanserli Hücre Yasasını Reddediyoruz!” Haber

Bursa’dan Çerçeve Yasaya Sert Tepki: “Kanserli Hücre Yasasını Reddediyoruz!”

Millet Partisi Olağan Bursa İl Kurultayı, Genel Başkan Cuma Nacar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Tek listeyle gidilen kurultayda mevcut İl Başkanı Hüsamettin Akyıldız güven tazeleyerek yeniden Bursa İl Başkanı seçildi. Kurultayda ayrıca Millet Partisi’nin kurucusu ve teşkilat içerisinde “Bilge Lider” olarak anılan Aykut Edibali de anıldı. Kurultay kapsamında partiye yeni katılan üyelere rozetlerini takan Genel Başkan Cuma Nacar, konuşmasının önemli bölümünü Türkiye’nin gündemindeki “Çerçeve Yasa”ya ayırdı. Nacar, söz konusu düzenlemeye yönelik eleştirilerini son derece sert ifadelerle dile getirirken, yasanın Türkiye’nin geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu savundu. Nacar, “TBMM’de kabul edilen ‘Çerçeve Yasa’, bize göre ‘Kanserli Hücre Yasası’dır. Ülkemizin varlığını ve geleceğini tehdit eden bu yasayı Türk milletinin kahir ekseriyetinin kabul etmediğine, etmeyeceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli düzenlemelerde millet iradesinin esas alınması gerektiğini belirten Nacar, Meclis’te görev yapan milletvekillerine de doğrudan çağrıda bulundu. Nacar, milletvekillerinin herhangi bir kişi, grup ya da siyasi hesabın değil, Türk milletinin temsilcisi olduğunu vurgulayarak, “Milletvekilleri; kişilerin değil, Türk milletinin vekili olarak ellerini vicdanlarına koymalı, büyük Türk milletinin buyruğuna baş koymalı ve en kısa zamanda bu kanunu yürürlükten kaldıracak yasayı derhal Meclis’ten geçirmelidir” dedi. Nacar, söz konusu düzenlemenin kabul edilmesinin ardından mücadelenin sona ermeyeceğini de ifade ederek, “Sevr benzeri bu ve benzeri dayatmalar, eninde sonunda çöp sepetine atılacaktır” diye konuştu. Konuşmasında terör ve bölücülük konusuna da değinen Nacar, Türkiye’de karar verici iradenin Türk milleti olması gerektiğini savundu. Nacar, “Türkiye’de etnik bölücü katil teröristin dediği değil, büyük Türk milletinin buyruğu geçer! Aksine hareket edenler, tarih ve millet önünde affedilemez!” sözleriyle tepkisini sürdürdü. “Bursa’nın Geleceği Plansızlığa Bırakılamaz” Genel Başkan Cuma Nacar, kurultay konuşmasında yalnızca ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunmadı; Bursa’nın yıllardır çözüm bekleyen sorunlarına da dikkat çekti. Bursa’nın sanayi, tarım, ticaret ve nüfus yoğunluğu bakımından ciddi bir planlama ihtiyacı içerisinde olduğunu belirten Nacar, kentin geleceğinin günübirlik kararlarla şekillendirilemeyeceğini söyledi. “Bursa’nın geleceği; planlama, bilimsel yaklaşım ve ortak akılla ele alınmalı” diyen Nacar, sanayinin de plansız biçimde büyütülmemesi gerektiğini ifade etti. Sanayinin kontrollü ve planlı biçimde genişlemesi gerektiğini savunan Nacar, şehir merkezindeki yoğunluğun azaltılması amacıyla “uydu kentler” kurulması önerisini de gündeme getirdi. Akyıldız: “Bursa’nın Sorunları Ortak Meselemizdir” Kurultayda yeniden İl Başkanı seçilen Hüsamettin Akyıldız ise Bursa’nın ekonomik ve sosyal yapısına dikkat çekerek kentin üretimden tarıma, sanayiden ticarete kadar çok geniş bir alanda önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Bursa’nın “üretim, emek, sanayi, tarım, ticaret ve kültürün aynı anda hayat bulduğu kadim bir şehir” olduğunu ifade eden Akyıldız, kentin gelişiminin bütün bu alanlar gözetilerek ele alınması gerektiğini söyledi. Akyıldız, “Tarım alanları korunmalı, sanayi planlı gelişmeli, altyapı güçlendirilmeli, çevre korunmalı ve üretici ile çalışanlar emeklerinin karşılığını almalı” dedi. Bursa’da yaşayan farklı kesimlerin sorunlarının birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Akyıldız, emeklinin, işçinin, esnafın, çiftçinin, sanayicinin ve gençlerin yaşadığı problemlerin kentin ortak meseleleri olduğunu vurguladı. Akyıldız, “İşte Bursa il teşkilatı olarak, bizim görevimiz de tam da burada başlıyor” diyerek saha çalışmalarını artıracaklarını belirtti. Sokakta vatandaşın sesini dinleyeceklerini, esnafın, işçinin, çiftçinin, emeklinin, gençlerin, kadınların ve engellilerin yaşadığı sorunları daha yakından takip edeceklerini ifade etti. Teşkilatlanmaya da büyük önem verdiklerini belirten Akyıldız, “Geçmişimizin tecrübesini, bugünün gerçekleriyle buluştururken teşkilatlanmaya çok önem veriyoruz. Yakında Orhangazi teşkilatımızı da siyaset tarihine kazandıracağız” dedi. Akyıldız, yeni dönemin Bursa ve parti teşkilatı açısından hayırlı olması temennisinde bulunarak, Genel Başkan Cuma Nacar liderliğinde daha güçlü bir teşkilat yapısı oluşturacaklarını söyledi. Yeni Yönetim Belli Oldu Tek listeyle gerçekleştirilen Millet Partisi Bursa İl Kurultayı sonucunda İl Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: İl Başkanı: Hüsamettin Akyıldız İl Yönetim Kurulu: Mustafa Fevzi Özsoy, Ahmet Aydın, Esra Akyıldız Demir, Sevgi Açıkel, Mustafa Tevfik Özsoy, Nuri Çağrı Soylu ve Belinay Açıkgöz. İl Disiplin Kurulu: Mücahit Ensar, Numan Okandan ve Mustafa Kısa. Kurultay, yeni katılan üyelere rozetlerinin takılması ve teşkilatın yeni dönem hedeflerinin paylaşılmasıyla sona erdi. Millet Partisi Bursa teşkilatı, önümüzdeki dönemde hem Türkiye gündemindeki tartışmalara yönelik siyasi çalışmalarını hem de Bursa’nın yerel sorunlarına ilişkin saha faaliyetlerini artırmayı hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.