SON DAKİKA
Hava Durumu

#Vicdan

Bursailkhaber - Vicdan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vicdan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ankara’da 7. Merhamet ve Emek Ödülleri 28 Siyasi Partiyi ve Onlarca STK’yı Ortak Noktada Buluşturdu Haber

Ankara’da 7. Merhamet ve Emek Ödülleri 28 Siyasi Partiyi ve Onlarca STK’yı Ortak Noktada Buluşturdu

ANKARA – CUMHA Cumhur Haber Ajansı tarafından düzenlenen 7. Merhamet ve Emek Ödül Töreni, 7 Ekim 2026’da Ankara Gençlik Parkı Kültür Merkezi Necip Fazıl Salonu’nda gerçekleştirildi. 28 siyasi partinin üst düzey temsilcisi ve onlarca sivil toplum kuruluşunun katıldığı törende, farklı siyasi görüşlerden isimler merhamet, emek ve toplumsal dayanışma ortak paydasında buluştu. Programa DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi, TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Selma Yeli, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emiroğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri Mehmet Altınöz, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Müjdeci ile çok sayıda milletvekili, genel başkan yardımcısı ve sivil toplum temsilcisi katıldı. UZUNKÖK: “HÂLÂ İYİ İNSANLARIN VAR OLDUĞUNU GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ” CUMHA Yönetim Kurulu Başkanı Seyfi Uzunkök, törende yaptığı konuşmada ödüllerin çıkış noktasının rahmetli babasından öğrendiği merhamet anlayışı olduğunu anlattı. Babasının köyden topladığı elmaları ihtiyaç sahiplerine dağıttığını hatta eve gelene kadar kamyonda 1 elma bile kalmadığını, su sıkıntısı yaşanan yıllarda ise kamyonuyla mahalle sakinlerine su taşıdığını belirten Uzunkök, “Bugün burada sadece plaket vermek için toplanmadık. Bugün hâlâ iyi insanların var olduğunu göstermek için buradayız.” dedi. Uzunkök, iyiliğin ekonomik güçten bağımsız olduğunu vurgulayarak, “İnsanın gerçek zenginliği kesesindeki altın değil, vicdanındaki dürüstlüktür.” ifadelerini kullandı. BABACAN’DAN OKUL GÜVENLİĞİ İÇİN ORTAK ÇALIŞMA ÇAĞRISI DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kahramanmaraş’ta okul saldırısında öğrencilerini korurken hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara adına verilen ödülü eşi Ramazan Kara’ya takdim etti. Babacan, konuşmasında okul şiddetine dikkat çekerek, “Bu konunun acilen masaya yatırılması gerekiyor. Eğitim bilimcilerin, sosyal bilimcilerin, psikologların, güvenlik uzmanlarının bir araya gelip çalıştığı bir komisyonun, bir görev gücünün acilen kurulması gerekiyor.” dedi. Sorunun tek bir bakanlığın çalışmasıyla çözülemeyeceğini belirten Babacan, farklı disiplinlerden uzmanların dünya örneklerini de incelemesi gerektiğini vurguladı. Babacan, “Bu toplumun mayasında sevgi var, fedakârlık var. Bu toplumun özünde emek var, alın teri var, helal kazanç var.” sözleriyle toplumsal değerlere işaret etti. DESTİCİ: “MERHAMET İNSANIN YÜREĞİNDEDİR” BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Erzurum’da 170 kız çocuğunun eğitimine katkı sağlayan öğretmen Tuğba Dumlu Güler’e ödülünü verdi. Destici, “Merhamet insanın yüreğindedir, kalbindedir. Bir serçe kuşuna su vermek de bir merhamet örneğidir.” diyerek merhametin günlük yaşamın her alanında karşılık bulduğunu belirtti. Emek kavramına da değinen Destici, dürüst girişimcilerin ödüllendirilmesini önererek, “Dürüst iş adamlarına, çalışkan iş adamlarına, sanayicilerimize elbette ihtiyacımız var. Sen onlara da ödül ver. Dürüst olana, temiz olana, vurgun yapmayana ver.” ifadelerini kullandı. TBMM BAŞKANVEKİLİ BİNGÖL’DEN VİCDAN VE DÜRÜSTLÜK VURGUSU TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, İstanbul’da buldukları altınları sahibine teslim eden çocukların ödüllerini takdim etti. Bingöl, organizasyonun yedi yıldır devam etmesinin toplumsal karşılığını gösterdiğini belirterek, bu çalışmanın başka kurumlara da örnek olmasını temenni etti. “Vicdan varsa iyilik vardır. Vicdan varsa merhamet vardır. Vicdan varsa paylaşım vardır.” sözleriyle toplumsal değerlerin önemini vurgulayan Bingöl, çocukların dürüst davranışlarının ve ailelerinden aldıkları eğitimin önemine dikkat çekti. ÖZDAĞ: “MERHAMETİN VE EMEĞİN DE KAHRAMANLARI VAR” Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Diyarbakır’da husumetli ailelerin barışmasına aracılık eden Yahya Kamçı’ya ödülünü takdim etti. Özdağ, Cumhur Haber Ajansı’nın çalışmasını suya düşen taşın oluşturduğu dalgalara benzeterek, iyilik örneklerinin geniş kitlelere ulaşabileceğini söyledi. “Siyasetin kahramanı var, askerin kahramanı var, ekonominin kahramanı var, sanatın kahramanı var. Demek ki merhametin ve emeğin de kahramanları var. İşte bunlar merhametin ve emeğin kahramanları.” dedi. Özdağ, kahramanlığın yalnızca cesaret değil, fedakârlık ve gerektiğinde kişisel imkânlarından vazgeçmek anlamına geldiğini vurguladı. ÇALIŞKAN: “ANADOLU HÂLÂ SAĞLAM” Saadet Partisi Hatay Milletvekili Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, Sivas’ta rahatsızlanan yolcuları hastaneye yetiştiren ve kaybolan paraları sahiplerine ulaştıran otobüs şoförü Ömer Taşdemir’e ödülünü takdim etti. Çalışkan, medyada genellikle olumsuz gelişmelerin öne çıktığını hatırlatarak, “Son dönemde habercilerden hep kötü haberler almaya alışmıştık. Ama bugün gördük ki bu milletin ruhunda iyilik de var.” dedi. Türkiye’nin farklı illerinden seçilen vatandaşların davranışlarını değerlendiren Çalışkan, “Demek ki Anadolu hâlâ sağlam, hâlâ geleneklerine bağlı.” ifadelerini kullandı. TÜRKOĞLU: “BU ÖRNEKLERİN SAYISI ARTSIN” İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Gaziantep’te silahlı saldırgana müdahale ederek olası bir faciayı önleyen Ramazan Yıldırım’a ödülünü verdi. Önceki yıl düzenlenen törene de katıldığını hatırlatan Türkoğlu, CUMHA yönetimine teşekkür ederek, “Bu ödülleri hak eden ve daha yüzlerce örneği olan bütün herkesi canıgönülden tebrik ediyorum. Örneklerin artmasını temenni ediyorum.” dedi. ANAHTAR PARTİLİ YEL’DEN GÖRÜNMEYEN KADIN EMEĞİNE DİKKAT ÇEKEN MESAJ Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Selma Yel, Zonguldak’ta engelli köpeği Pamuk’a yıllardır sahip çıkan ayakkabı boyacısı Hüseyin Öztürk’e ödülünü takdim etti. Yeli, konuşmasında iyilik hikâyelerinin değerler eğitimi açısından önemini vurgulayarak, “Türkiye’de o kadar çok isimsiz kadın kahramanlarımız var ki. Bütün bir köyü ayağa kaldırabilen, bazen bütün bir aileyi ayağa kaldırabilen ve harika çocuklar yetiştiren.” ifadelerini kullandı. Yeli, kadınların görünmeyen fedakârlıklarının da ödül organizasyonlarında daha fazla yer bulmasının toplumsal değerler eğitimine katkı sağlayacağını belirtti. EMİROĞLU: “İYİLİKTE YARDIMLAŞALIM, HAYIRDA YARIŞALIM” HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emiroğlu, yılda yaklaşık 15 ton atık ekmeği toplayarak israfla mücadele eden Zeki Karakaya’ya ödülünü verdi. Emiroğlu, “İyilikte yardımlaşalım, hayırda yarışalım. Memleketin her tarafında güzel insanlar var. Umutsuz olmayalım. İyilik tohumları saçmaya, ekmeye devam edelim.” dedi. YENİDEN REFAH PARTİSİ YÖNETİCİLERİNDEN DAYANIŞMA MESAJI Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri Mehmet Altınöz, çocukluğunda okula gidemediği hâlde Aksaray’da okul yaptıran 74 yaşındaki Ali Ermiş’e ödülünü takdim etti. Altınöz, Merhamet ve Emek Ödülleri’nin oluşturduğu manevi atmosferden duyduğu memnuniyeti dile getirerek iyilik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Muhammed Fatih Müjdeci ise Yozgat’ta 20 yıldır ibadethaneleri gönüllü temizleyen Mustafa Tunç’a ödülünü verdi. Müjdeci, eski Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın düşüncelerine atıfta bulunarak, “Dört helalin haram beşten büyük olduğunu bu memlekete öğretmişti.” ifadelerini kullandı. MHP MİLLETVEKİLİ KONAL’DAN DOĞAYA EMEK VEREN VATANDAŞA ÖDÜL MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul Gazi Konal, Nevşehir’de ağaçlandırma çalışmaları yapan Erdoğan Yücel’e ödülünü takdim etti. Erdoğan Yücel’in yıllardır yetiştirdiği ağaçlara bir evladı gibi baktığını anlatması törende dikkat çekti. Yücel, “Bu ağaçları yetiştirmek boynumun borcu oldu ve gece gündüz çalıştım.” dedi. ANAVATAN PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÇELEBİ: “BU MİLLETİ MİLLET YAPAN ÖZELLİKLER” Anavatan Partisi Genel Başkanı İbrahim Çelebi, Artvin’in Borçka ilçesinde dereye düşen 11 yaşındaki Eslem’i kurtarmak için yüksek istinat duvarından atlayan Kemal Ateş’e ödülünü verdi. Çelebi, “Bu saydığımız tüm özellikler, bu milleti Türk milleti yapan özellikler. Ne oldu da bunları mumla arar hâle geldik?” sözleriyle iyilik ve cesaret davranışlarının daha fazla görünür olması gerektiğine dikkat çekti. TÜRKİYE’NİN İYİLİK KAHRAMANLARI AYNI SAHNEDE Törende şehit yakınları ve gazileri ücretsiz taşıyan gazi taksici Yılmaz Özcan, ücretsiz yemek dağıtan gönüllüler, hayvanları koruyan vatandaşlar, dürüstlükleriyle örnek olan çocuklar ve hayat kurtaran kişiler de ödüllendirildi. Sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin temsilcileri, merhamet ve emeğin toplumsal dayanışmadaki önemini vurguladı. 28 siyasi partinin üst düzey temsilcisi ile onlarca STK’yı aynı çatı altında buluşturan 7. Merhamet ve Emek Ödül Töreni, sanatçı Mahmut Yıldız’ın performansı ve toplu hatıra fotoğrafıyla tamamlandı. ÖDÜLÜ KAZANANLAR: TUBA DUMLU GÜLER – ERZURUM Köy okullarındaki eğitim çalışmaları, okula gönderilmeyen 170 kız çocuğunu eğitime kazandırması ve öğrencilerin eğitim başarısına sunduğu katkılar nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: MUSTAFA DESTİCİ – BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ŞEHİT ÖĞRETMEN AYLA KARA – KAHRAMANMARAŞ Okulda yaşanan saldırı sırasında öğrencilerini korumak için çocukların önüne geçerek onlara siper olması ve bu sırada hayatını kaybetmesi nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TESLİM ALAN: RAMAZAN KARA – ŞEHİT ÖĞRETMEN AYLA KARA’NIN EŞİ ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: ALİ BABACAN – DEVA PARTİSİ GENEL BAŞKANI SAMİR HASANOVA VE SELİM BAYHAN – İSTANBUL Sokakta buldukları yaklaşık 1 milyon 300 bin lira değerindeki altınları sahibine eksiksiz ulaştırmaları ve örnek bir dürüstlük sergilemeleri nedeniyle ödüle layık görüldüler. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: TEKİN BİNGÖL – TBMM BAŞKANVEKİLİ KEMAL ATEŞ – ARTVİN Dereye düşerek sürüklenen 11 yaşındaki bir kız çocuğunu kendi hayatını tehlikeye atarak kurtarması nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: İBRAHİM ÇELEBİ – ANAVATAN PARTİSİ GENEL BAŞKANI RAMAZAN YILDIRIM – GAZİANTEP Silahlı saldırgana müdahale ederek rehin alınan kadının ve çevredeki insanların hayatını koruması, daha büyük bir facianın önüne geçmesi nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: SELÇUK TÜRKOĞLU – İYİ PARTİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI YAHYA KAMÇI – DİYARBAKIR Kan davalarının ve aileler arasındaki husumetlerin sona erdirilmesi, tarafların barıştırılması ve toplumsal huzurun sağlanmasına yönelik çalışmaları nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: DOÇ. DR. SELÇUK ÖZDAĞ – YENİ YOL GRUP BAŞKANVEKİLİ VE MUĞLA MİLLETVEKİLİ ALİ ERMİŞ – AKSARAY Kendisi çocukken okula gidememesine rağmen çocukların eğitim görmesi için iki katlı, sekiz derslikli okul yaptırması nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: MEHMET ALTINÖZ – YENİDEN REFAH PARTİSİ GENEL SEKRETERİ ÖMER TAŞDEMİR – SİVAS Otobüs şoförlüğü sırasında hasta ve yardıma ihtiyaç duyan yolcuları hastaneye yetiştirmesi, farklı olaylarda insan hayatını kurtarmaya yönelik müdahalelerde bulunması nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: NECMETTİN ÇALIŞKAN – SAADET PARTİSİ HATAY MİLLETVEKİLİ YILMAZ ÖZCAN – ANKARA Şehit ailelerini ve gazileri taksisiyle ücretsiz taşıması ve bu hizmeti hiçbir karşılık beklemeden sürdürmesi nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: İSA YALÇIN – SİNCAN ŞOFÖRLER VE OTOMOBİLCİLER ODASI BAŞKANI ERDOĞAN YÜCEL – NEVŞEHİR Yaklaşık 12 bin ağacı toprakla buluşturması ve yıllardır gelecek nesiller için gönüllü ağaçlandırma çalışmaları yürütmesi nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: ERTUĞRUL GAZİ KONAL – MHP GİRESUN MİLLETVEKİLİ HÜSEYİN ÖZTÜRK – ZONGULDAK Kendisi de engelli olmasına rağmen engelli bir sokak köpeğini sahiplenmesi, yaklaşık 10 yıldır bakımını üstlenmesi ve kazancını onunla paylaşması nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: PROF. DR. SELMA YEL – ANAHTAR PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SELÇUK ÇAVDAR – SAMSUN Nefes borusuna yiyecek kaçan bir kediye Heimlich manevrası uygulayarak kedinin hayatını kurtarması nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: ALİ EROĞLU – TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ BAŞKANI ZEKİ KARAKAYA – ANKARA Çöpe atılan ekmekleri toplayarak israfı önlemesi ve bu ekmekleri yabani ve sahipsiz hayvanlara ulaştırması nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: YUNUS EMİROĞLU – HÜDA PAR GENEL BAŞKAN YARDIMCISI LOKMAN YILDIZ – KONYA Yıllardır hastane önleri ve halka açık alanlarda yazın ücretsiz su ve limonata, kışın ücretsiz çorba dağıtması nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: DR. ADİL KURBAN – HEKİMSEN GENEL BAŞKANI EROL KETEN – AMASYA İş yerinde parası olmayan vatandaşlara ücretsiz yemek ikram etmesi ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız destek olması nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: DR. FARİBA NAZARİ – UTSAF GENEL BAŞKANI MEHMET BAYKAL – ESKİŞEHİR Yaşlı bir vatandaşın dolandırılmak üzere olduğunu fark ederek emniyet birimlerine haber vermesi ve vatandaşın birikimlerinin dolandırıcıların eline geçmesini önlemesi nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: SEZEN IRMAK – BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI NURİ ÇİFTÇİ – AKSARAY Otobüste bulduğu, içerisinde yaklaşık 4 milyon lira değerinde altın ve para bulunan çantayı güvenlik güçlerine teslim ederek sahibine eksiksiz ulaştırılmasını sağlaması nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: PROF. DR. SEYİT AYDIN TUĞÇE YİĞİT VE KADİR YİĞİT – SİVAS Yıllardır vatandaşlara ücretsiz içecek ve limonata ikram etmeleri, paylaşma ve dayanışmaya örnek olmaları nedeniyle ödüle layık görüldüler. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: BAYRAM MUTLU – ANKARA’DA BİRLİK DERNEĞİ BAŞKANI OSMAN CİVELEK – BURSA Camide engelli bir çocuğun toplumdan uzak tutulduğunu fark ederek onu cemaatin arasına davet etmesi ve engelli bireylere yönelik kapsayıcı yaklaşımı nedeniyle ödüle layık görüldü. MUSTAFA TUNÇ – YOZGAT Yaklaşık 20 yıldır hiçbir karşılık beklemeden caminin temizliği, bakımı ve çevre düzenlemesine gönüllü olarak destek vermesi nedeniyle ödüle layık görüldü. ÖDÜLÜ TAKDİM EDEN: MUHAMMED FATİH MÜJDECİ – YENİDEN REFAH PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI MUHAMMET FİGEN – ADANA Yangında mahsur kalan bir baba ile 19 aylık bebeğini kendi hayatını tehlikeye atarak kurtarması nedeniyle ödüle layık görüldü. AHMET ARSLAN – DİYARBAKIR Kaçırılmaya çalışılan 9 yaşındaki çocuğun yardım seslerini duyarak saldırgana müdahale etmesi ve yaralanmasına rağmen çocuğu kurtarması nedeniyle ödüle layık görüldü. MUHAMMET ENES KARTAL – GAZİANTEP Maddi imkânları sınırlı olmasına rağmen simit satarken gördüğü aç kedi ve köpekle elindeki simidi paylaşması ve örnek bir merhamet davranışı göstermesi nedeniyle ödüle layık görüldü.

Bursa Barosu Başkanı Metin Öztosun yeniden aday olmayacağını açıkladı: “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla” Haber

Bursa Barosu Başkanı Metin Öztosun yeniden aday olmayacağını açıkladı: “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla”

Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, 2022 yılında başladığı Bursa Barosu Başkanlığı görevini yeni dönemde sürdürmeyeceğini açıkladı. Öztosun, 17-18 Ekim 2026 tarihlerinde yapılması planlanan Bursa Barosu Genel Kurulu ve seçimlerinin ardından başkanlık görevini devredeceğini ve yeniden aday olmayacağını meslektaşlarıyla paylaştığı mesajla duyurdu. Dört yıllık görev sürecinin ardından görevini bırakma kararını açıklayan Öztosun'un mesajında, yalnızca bir başkanlık döneminin değerlendirmesi değil, aynı zamanda hukuk mesleğine, baro çalışmalarına ve hukukun üstünlüğü mücadelesine ilişkin güçlü vurgular dikkat çekti. Öztosun, mesajının merkezine dört yıl önce Bursa Barosu Başkanlığı görevine başlarken meslektaşlarıyla paylaştığı, “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla” dizesini yerleştirdi. Bu sözün görev sürecindeki temel anlayışını ifade ettiğini belirten Öztosun, görevlerin ve makamların geçici, geride bırakılan izlerin ve birlikte verilen mücadelenin ise kalıcı olduğunu vurguladı. “Görevler geçiciydi, kalıcı olan geride bıraktığımız izdi” Bursa Barosu Başkanlığı görevine başladığı dönemde meslektaşlarıyla bir dizeyi birbirlerine emanet ettiklerini hatırlatan Öztosun, dört yılın ardından aynı dizeyle görev sürecine veda etti. Öztosun, mesajında şu değerlendirmeyi yaptı: “Dört yıl önce Bursa Barosu Başkanlığı görevine başlarken bir dizeyi emanet etmiştik birbirimize: ‘Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.’ Çünkü biliyorduk; görevler geçiciydi, makamlar geçiciydi, insanlar geçiciydi. Kalıcı olan, geride bıraktığımız izdi. Birlikte verdiğimiz mücadeleydi.” Başkanlık görevini bir makamdan ziyade sorumluluk ve emanet olarak gördüğünü ifade eden Öztosun, görev süresinin sona ermesi yaklaşırken asıl önem verdiği şeyin makamda geçirilen zaman değil, birlikte yürütülen mücadele olduğunu belirtti. “Aklımda makam odaları değil, sabahın ilk ışıkları doğmadan çıktığımız yollar var” Dört yıllık başkanlık dönemini değerlendirirken toplantılar, törenler ve makam odaları yerine sahada yürütülen çalışmaları hatırladığını belirten Öztosun, hukuk mücadelesinin farklı alanlarında meslektaşlarıyla birlikte gerçekleştirilen çalışmalara dikkat çekti. Öztosun, mesajında görev sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bu yıllara dönüp baktığımda aklımda toplantılar, makam odaları, törenler değil; sabahın ilk ışıkları doğmadan çıktığımız yollar var. Bir adliye koridorunda meslektaşımızın yanında duruşumuz. Bir çocuğun hakkını, bir kadının yaşamını, bir ağacın gölgesini, bir kentin suyunu savunmak için yan yana gelişimiz. Haksızlık karşısında yükselttiğimiz sesimiz. Ve ne olursa olsun önünü iliklemediğimiz cübbemiz var.” Bu ifadelerle başkanlık dönemini yalnızca baronun kurumsal işleyişi üzerinden değil, hukukçuların toplumsal yaşam içerisinde üstlendiği sorumluluklar üzerinden değerlendiren Öztosun, çocuk haklarından kadınların yaşam hakkına, çevrenin korunmasından kentin doğal kaynaklarına kadar uzanan geniş bir mücadele alanına işaret etti. “Yorulduk, üzüldük ama başımızı eğmedik” Görev sürecinin kolay geçmediğini de açıkça ifade eden Öztosun, dört yıl içerisinde yaşanan zorlukları, eksiklikleri ve tamamlanamayan çalışmaları da mesajında dile getirdi. “Bazen yorulduk. Bazen üzüldük. Bazen sesimiz duyulmadı. Eksiklerimiz, yetişemediklerimiz, tamamlayamadıklarımız da oldu” diyen Öztosun, bütün bu zorluklara rağmen temel ilkelerinden vazgeçmediklerini vurguladı. Öztosun'un mesajında bu bölümün devamında yer alan, “Ama başımızı eğmedik. Susmadık. Vazgeçmedik” ifadeleri ise görev döneminin temel yaklaşımını ortaya koydu. “Bursa Barosu Başkanlığı benim için bir makam değil, emanetti” Bursa Barosu'nun 117 yıllık tarihine vurgu yapan Öztosun, başkanlık görevini kişisel bir makam olarak değil, geçmişten geleceğe taşınması gereken kurumsal bir emanet olarak gördüğünü belirtti. Öztosun, mesajında bu yaklaşımını şöyle ifade etti: “Çünkü Bursa Barosu Başkanlığı benim için bir makam değil 117 yıllık bir tarihten alınan ve geleceğe taşınması gereken bir emanetti.” Bu emaneti taşırken kendileri için yol gösterici olan temel değerleri de açıklayan Öztosun, “O emaneti taşırken tek pusulamız hukuk, tek dayanağımız vicdan, en büyük gücümüz ise meslektaşlarımız oldu” dedi. Böylece başkanlık döneminin temelinde hukukun, vicdanın ve meslektaş dayanışmasının bulunduğunu vurgulayan Öztosun, görev değişikliğinin baronun mücadelesinin sona ermesi anlamına gelmediğinin de altını çizdi. Meslektaşlarına teşekkür etti Görev süresi boyunca kendisine destek veren, birlikte çalışan ve eleştirileriyle katkı sunan meslektaşlarına da özel olarak teşekkür eden Öztosun; yönetim kurullarından kurul ve komisyonlara, merkezlerden çalışma arkadaşlarına kadar Bursa Barosu bünyesinde görev yapan tüm isimleri mesajında andı. Öztosun, teşekkür bölümünde şu ifadeleri kullandı: “Yanımda yürüyenlere, omuz verenlere, eleştirenlere, bir sözle, bir fikirle, bir emekle Bursa Barosu’na katkı sunanlara, yönetim kurullarımıza, kurul ve komisyonlarımıza, merkezlerimize, çalışma arkadaşlarımıza ve bütün meslektaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.” Bu sözleriyle başkanlık döneminin bireysel bir çalışma olmadığını vurgulayan Öztosun, dört yıllık sürecin baronun farklı organlarında görev alan hukukçuların ortak emeğiyle şekillendiğine dikkat çekti. “Başımız dik, vicdanımız rahat” Görevini devretmeye hazırlanırken geride bıraktığı döneme ilişkin değerlendirmesinde herhangi bir pişmanlık duymadığını ifade eden Öztosun, hukuk, meslek ve ülke için sorumluluk üstlendiklerini belirtti. “Başımız dik. Vicdanımız rahat. Doğru bildiğimiz yoldan yürüdük” diyen Öztosun, mesajını şu sözlerle sürdürdü: “Mesleğimizi, meslektaşlarımızı, hukuku ve bu ülkeyi kendimize dert edindik.” Öztosun'un bu ifadeleri, başkanlık görevini yalnızca mesleki bir sorumluluk alanı olarak değil, aynı zamanda hukukun ve demokratik değerlerin korunmasına yönelik daha geniş bir toplumsal sorumluluk olarak gördüğünü ortaya koydu. “Görev sona eriyor ama mücadele bitmiyor” 17-18 Ekim 2026'daki Genel Kurul ve seçimlerin ardından başkanlık görevini bırakacağını açıklayan Öztosun, görev süresinin sona ermesini mücadelenin sonu olarak görmediğini özellikle vurguladı. “Şimdi bir görev sona eriyor. Ama yol bitmiyor. Mücadele bitmiyor. Umut bitmiyor” ifadelerini kullanan Öztosun, baro çalışmalarının kişilere ve dönemlere bağlı olmadığını, hukukun savunulması yönündeki mücadelenin devam edeceğini belirtti. Mesajında, insanların ve görevlerin zaman içerisinde değişebileceğini ancak ortaya konulan mücadelenin ve geride bırakılan etkinin kalıcı olduğunu dile getiren Öztosun, dört yıl önce kullandığı dizeye yeniden döndü: “Çünkü insanlar geçer, görevler sona erer, isimler zamanın içinde silikleşir ama uçuş kalır.” “Uçuşu hatırlayanlara teşekkür ederim” Bursa Barosu Başkanlığı görevinden ayrılırken meslektaşlarına son mesajını yine aynı dize üzerinden veren Öztosun, birlikte mücadele eden herkese teşekkür ederek sözlerini tamamladı. “Dört yıl önce başladığımız yerde, bugün aynı dizenin bıraktığı duyguyla veda ediyorum: ‘Kuş ölür, sen uçuşu hatırla…’” diyen Öztosun, ardından şu ifadeleri kullandı: “Uçuşu hatırlayanlara, kanatlarını bu mücadeleye katanlara, aynı gökyüzüne birlikte baktığımız bütün meslektaşlarıma teşekkür ederim.” Öztosun'un açıklaması, Bursa Barosu'nda yaklaşan Genel Kurul ve seçim süreci öncesinde önemli bir siyasi ve kurumsal gelişme olarak öne çıktı. 2022 yılından bu yana başkanlık görevini sürdüren Öztosun, 17-18 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Genel Kurul ve seçimlerin ardından görevini yeni yönetime devredecek. Böylece Bursa Barosu'nda yeni dönemin de önü açılmış olacak. Dört yıllık dönemin ardından yeni bir dönem Av. Metin Öztosun'un yeniden aday olmayacağını açıklamasıyla birlikte Bursa Barosu'nda yeni başkanın belirlenmesine yönelik seçim süreci de önem kazanmış durumda. Öztosun'un mesajında dikkat çeken en önemli unsurlardan biri ise başkanlıktan ayrılmayı kişisel bir veda olarak değil, kurumsal bir görev devri olarak değerlendirmesi oldu. 117 yıllık Bursa Barosu tarihine atıfta bulunan Öztosun, başkanlık görevini geçici bir makam, baroyu ise kişilerin üzerinde duran ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir kurum olarak tanımladı. Bu nedenle mesajının genelinde veda duygusundan çok, birlikte yürütülen mücadelenin geride bıraktığı anlam öne çıktı. Öztosun'un “Başımız dik. Vicdanımız rahat” sözleriyle özetlediği yaklaşımın merkezinde hukuk, meslektaş dayanışması, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve toplumsal sorumluluk vurguları yer aldı. “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla” Metin Öztosun'un dört yıl önce başkanlık görevine başlarken meslektaşlarıyla paylaştığı ve görev sürecinin sembolü haline getirdiği “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla” dizesi, dört yıl sonra görevden ayrılık mesajının da ana cümlesi oldu. Öztosun'un mesajı, görevlerin gelip geçici; kurumların, mücadelelerin ve geride bırakılan izlerin ise daha kalıcı olduğu düşüncesi üzerine kuruldu. 17-18 Ekim 2026 tarihlerindeki Genel Kurul ve seçimlerin ardından Bursa Barosu'nda yeni bir dönem başlayacak. Metin Öztosun ise dört yıllık başkanlık sürecini tamamlayarak görevini devredecek. Ancak kendi ifadesiyle, görev sona erse de yol, mücadele ve umut devam edecek. Av. Metin Öztosun'un veda mesajı şu ifadelerle sona erdi: “Sevgi ve saygılarımla,

Srebrenitsa, Sessizliğin Gürültüsü ve Mavi Kelebekler Haber

Srebrenitsa, Sessizliğin Gürültüsü ve Mavi Kelebekler

İki dil konuşulan evlerde büyüyenler bilirler, çocuklar ya da dili bilmeyenler anlamasın istendiğinde diğer dil konuşulur. Diğer dil çoğunlukla ana dildir. Ben de böyle bir evde büyüdüm ve ne zaman Boşnakça konuşulsa, duymam istenmeyene kulak kesildim. Yarın Srebrenitsa Soykırımı’nın yıl dönümü. Katliamların, korkunç olayların, savaşların ama aynı zamanda zaferlerin, kutlanılacak kimi şeylerin yıl dönümleri yıllık ajandalarımızı doldurur. Bu bana, bir yandan hafızayı diri tutmak gibi gelirken bir yandan da iki yüzlülük gibi geliyor. Hayatın çelişkilerden oluşması olağan olduğuna göre yıldönümlerinin sancılarını benzer duygular ve düşüncelerle karşılayanlar için yazıyorum bu yazıyı. Yıllar önce bir kitap okudum ve hafızamın diplerine çökmüş pek çok Boşnakça kelime yüzeye çıktı. Ana dilini tam bilmeyenler bunu anlayacaktır. Seslerin duygusu vardır ama kelimeler yoktur. Çocuğun dil öncesi döneminde nasılsa sesleri kelimelerin, bu kişiler için de yaşamlarının belli parçaları öyle kalır her zaman. Kitabın adı Sessizliğin Gürültüsü (Bosna’ya Yolculuk). Çağdaş edebiyatın cesur kalemi Juli Zeh, kitabında, 2001 yılında, savaşın sıcaklığı henüz coğrafyanın üzerinden çekilmemişken köpeğiyle yollara düşmüş, kurguyu adım adım en büyük yüzleşmeye; Srebrenitsa’ya doğru büyütmüştür. Yazar için bu yolculuk, aslında Avrupa’nın göbeğindeki o devasa utanç noktasına yapılan bir vicdan yürüyüşüdür. Zeh, kitabın ilk bölümlerinde Saraybosna Kuşatması'nın izlerini, Mostar’ın bölünmüşlüğünü ve yerel halkın gündelik hayatta savaşı nasıl taşıdığını inceler. Ancak metnin asıl edebi ve politik ağırlığı, yazarın rotayı bilerek sonlara sakladığı Sırp bölgesine ve Srebrenitsa’ya çevirmesiyle başlar. Kitabın bu son bölümleri, okuyucu için adeta bir klostrofobi alanına dönüşür. Srebrenitsa’ya doğru yaklaştıkça havadaki o tekinsiz sessizlik yoğunlaşır. Zeh, katliamın yaşandığı topraklara ayak bastığında sadece binalardaki kurşun deliklerini değil; uluslararası toplumun, BM askerlerinin ve modern dünyanın gözleri önünde gerçekleşen o büyük trajedinin geride bıraktığı kolektif suçluluk duygusunu ve inkârı inceler. Kitaba adını veren o "gürültülü sessizlik" metaforu, en net karşılığını Srebrenitsa sokaklarında ve toplu mezarların yakınlarında bulur. Savaş fiziken bitmiştir, imzalar atılmıştır fakat katliamın hayaletleri hâlâ o topraklarda gezinmektedir. Zeh, bölgedeki sessizliğin huzurlu bir barıştan değil; konuşulamayan acılardan, bastırılmış öfkelerden ve insanlığın dilsizleştiği o korkunç hafızadan kaynaklandığını derinlikli bir biçimde aktarır. Bir hukukçu gözüyle, adaletin yerini bulmadığı bir coğrafyada "barış" kelimesinin ne kadar eğreti durduğunu bir kez daha açığa çıkarır. Juli Zeh’in Srebrenitsa’yı kitabın tepe noktası ve kapanışı olarak seçmesi tesadüf değildir. Yazar, batılı bir entelektüel olarak kendi dünyasının ikiyüzlülüğünü tam da bu katliamın gölgesinde sorgular. Sessizliğin Gürültüsü, okuyucuyu konfor alanından çıkarıp Srebrenitsa'nın o sessiz ama çığlık çığlığa haykıran hafızasıyla baş başa bırakan sarsıcı bir yüzleşme metnidir. “Bosna topraklarında hep aynı yerde uçuşan mavi kelebekler fark edildi. Bilim insanları araştırdı. Kelebeklerin yoğunlaştığı bölgelerde toprak kazıldığında, altından toplu mezarlar çıktı… Mavi kelebekler, toprağın hafızası olmuştu. Sessizliğin üzerine uçan tanıklar gibi…”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.